1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Hud Suresi 9–10. Ayetler: Nimetle Şımaran, Musibetle Ümitsizleşen İnsan

Hud Suresi’nin 9 ve 10. ayetleri, imanla terbiye edilmemiş insanın nimette kibirlenen, musibette ümitsizliğe düşen dengesiz ruh hâlini tasvir eder; gerçek kurtuluşun ise iman, sabır ve şükür bilinciyle mümkün olduğunu bildirir.

Hud Suresi 9–10. Ayetler: Nimetle Şımaran, Musibetle Ümitsizleşen İnsan

Hud Suresi 9 ve 10. Ayetin Meali: Eğer insana tarafımızdan bir nimet tattırır da sonra ondan çekip alırsak tamamen ümitsizliğe düşer, nankörleşir. Eğer başına gelen bir sıkıntıdan sonra ona bir nimet tattırırsak, “Kötü durumlar benden uzaklaşıp gitti” der. Artık onun bütün yaptığı sevinmek ve övünmektir.

Hud Suresi 9–10. Ayetlerin Tefsiri

Hud Suresi’nin 9 ve 10. ayetlerinde, Allah Teâlâ insanın imanla terbiye edilmemiş tabiatını çarpıcı bir şekilde tasvir eder. Burada kastedilen insan tipi; Allah’ın rahmetine kavuşmuş müminler değil, dünya merkezli yaşayan ve kulluk bilincinden uzak kimselerdir.

İnsan, kendisine bir sıkıntı dokunduğunda hemen ümitsizliğe düşer, feryat eder ve Allah’ın rahmetinden ümidini keser. Ancak bu sıkıntı kaldırılıp yerine nimet verildiğinde, bu kez de şımarır, kibirlenir ve elde ettiklerini kendi becerisine bağlar. İşte Kur’an’ın eleştirdiği bu ruh hâli, insanın imanla ıslah edilmediğinde nasıl savrulduğunu açıkça gösterir.

Bu hakikat, Asr Suresi’nde daha genel bir ilke hâline getirilmiştir:

  • “Asra yemin olsun ki; iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insan gerçekten ziyandadır.”


Yani insan için asıl durum ziyan, kurtuluş ise istisnadır. O istisna da iman, salih amel ve sabır bilinciyle mümkündür.

Meâric Suresi’nde ise insanın bu zaafları daha da belirginleştirilir: İnsan, başına bir kötülük geldiğinde sabırsızlıkla feryat eden; kendisine bir iyilik eriştiğinde ise cimrileşen bir varlıktır. Fakat bu genel tablonun bir istisnası vardır: namaz kılanlar. Çünkü namaz, insanı Allah’a bağlayan, onu nimette taşkınlıktan, musibette isyandan koruyan bir kulluk disiplinidir.

Resûlullah (s.a.v) bu gerçeği şu hadis-i şerifle özetler: Allah’ın mümin için takdir ettiği her şey hayırdır. Bolluk verilirse şükreder ve bu onun için hayır olur; darlık verilirse sabreder ve bu da onun için hayır olur. Bu hâl, müminlerden başkasında bulunmaz.

Demek ki Hud Suresi’nde eleştirilen insan tipi;

  • Şartlara göre iman eden, nimette Rabb’ini unutan, musibette ise O’na itiraz edendir. Gerçek mümin ise hâline değil, Rabb’ine bağlıdır. Onun hayatında nimette musibette imtihandır.

Nimet karşısında şımarma neden tehlikelidir?

  • Çünkü insan nimeti kendinden bilmeye başlar ve Allah’ı unutur; bu da gizli bir şirke kapı aralar.

Musibet karşısında ümitsizliğe düşmek neyi gösterir?

  • Allah’ın rahmetini ve hikmetini yeterince tanımamayı gösterir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir