1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Adiyat Suresi Anlamı, Fazileti Konusu, İçeriği ve Muhtevası & Beyanu’l-Hak


Adiyat Suresi Hakkında Temel Bilgiler

Adiyat Suresi Mekki bir süre olup, Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin üçüncü yılında bir bütün halinde indirilmiştir ve 11 ayettir. Adını birinci ayetindeki savaştan dönen atlar anlamına gelen adiyat kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre (14), Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre ise (100.) süredir.

Toplumsal hayatta asıl ve hayırlı olan barıştır. savaş ise savunma veya teröre ve zulme imkan tanımama mecburiyeti karşısında başvurulması gereken hayati öneme sahip haiz bir gerçektir.

Adiyat Suresinde açık olarak geçmese de işari manada söz konusu olan atlar, tarih boyunca en önemli savaş araçlarından biri olmuştur.

Adiyat Suresi, bir hücum esnasında nefes nefese koşan, tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan, sabahın erken saatlerinde düşmana baskın yapan, tozu dumana katan, düşman birliğinin ta ortalarına kadar dalıp düşmanın kalbine korku salan atlara yemin ile başlamıştır. Çünkü at, özellikle savaş atları, kimlik ve kişilik sahibi milletler için çok önemlidir.

İnsanın Nankörlüğü ve Para Hırsı

Aşırı derecede mal ve servet hırsı, insanda görev ve sorumluluk duygusunu tamamen köreltir, gözü ve gönlü kör eder, en küçük bir sıkıntı anında bile insanı Rabb’ine karşı isyana sevk eder. Böyle bir insan, Allah’ın her şeyi gördüğünü, kabirlerden kaldırıp mahşer yerine götürüleceğini, oradan da hesaba çekilmek üzere en son duruşma için Rabb’inin huzuruna çıkarılacağını aklına bile getirmez

Bu hastalığın reçetesi, bir önceki sürede tavsiye edildiği üzere, ancak allah’a ve ahiret gününe iman edip salih işler yapma ve hukuka saygı gösterme, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye etme bilinç ve alışkanlığını kazanmaktır.

Kenud, küfran-ı nimetten daha öte bir nankörlüktür. Nankör, genelde iyilik bilmeyen, nimetin sahibini tanımayan, bir teşekkürü bile çok gören hakikatsiz kimselerdir.

Kenud ise, bırak nimete şükretmeyi, kendince yaşadığı musibetleri teker teker sayıp kendisine lütufta bulunan Rabb’ini kınayann, sitemkar bir tavırla O’na serzenişte bulunan, fakat Rabb’inin kendisine olan sayısız lütfunu, ihsanını aklına bile getirmeyen isyankar ruhlu nankör demektir.

İnsan dünya hayatında bilinmesin diye kimseye söylemediği, açıklanmasının kendisi için doğuracağı felaketleri düşünüp kalbinde gizli tuttuğu kötülüklerinin bir gün, gizli ve aşikar her şeyi bilen ve kayda geçiren Allah tarafından açıklanacağını ve rezil olacağını hiç düşünmez mi?..

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: I / bkz: 131-134

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir