Ahiret gününe inanmak, öldükten sonra tekrar dirileceğimize, dünyada yaptığımız iyi ve kötü davranışlarımızdan hesaba çekileceğimize, iyiliklerimize karşı mükâfat, kötülüklerimize karşı ceza göreceğimize inanmak demektir.
Ahiret gününe inanmak imanın altı şartından birisidir. Her şeyin bir eceli olduğu gibi, dünyanın da bir eceli vardır. Bir gün gelecek dünyamızın mevcut düzeni bozulacak, yerde ve gökteki bütün canlılar yok olacaktır. Belli bir süre sonra bütün ölüler dirilecek ve dünyada yaptığı şeylerden hesap vermek üzere mahşer yerinde toplanacaklar, neticede inananlar cennete, inanmayanlar cehenneme gidecekler. İnanıp da inancına göre amel etmeyenler (eğer Allah affetmezse) günahları kadar cehennemde kalacaklar, fakat yine sonunda cennete gideceklerdir.
Ahiret sözlükte, son, sonra olan demektir. Istılahta ise, ölümden sonra insanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve sonsuz olarak devam edecek olan zaman demektir.
Daha geniş anlamıyla ahiret, ölümle başlayan ikinci dirilişten sonra ebediyen devam edecek olan bir hayattır. Bu anlamda ahiret, dünya karşılığında, ahiret hayatı da dünya hayatı karşılığında kullanılır. Bu tarife, ölümle başlayan başta kabir hayatı dahil olduğu gibi ahiret hayatının halleri sayılan İsrafil (a.s)’in sur’a üflemesi, kıyametin kopması, yeniden dirilme, mahşerde toplanma, amel defterlerinin verilmesi, hesap, mizan, havuz, şefaat, sırat, cennet ve cehennemle ilgili hususlar da dahildir.
Kaynak: Turan Yazılım / Mürşit 5 / Fıkıh
