1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Ahzab Süresi 28-29-30 ve 31. ayet Meali-Tefsiri


Hz. Peygamberin (s) eşleri yeme, içme ve giyinme hususundaki darlıklarından şikayet ettiklerinde ve ondan ziynet elbiseleri, nafakalarında ziyadeleşme ve geçimde bolluk, rahatlık istediklerinde Hz. Peygamber’in yanında onların isteklerine kifayet edecek miktarda dünya malı yoktu. Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.v) kederlendi ve şiddetli bir hüzne kapıldı.

İşte bu sebeple yüce Allah ona (s) hitap ederekten şöyle buyurdu: Ey darlık ve fakirlikle övünen peygamber! Senden bol nimet, refah ve sıkıntısız rahat bir geçime götürecek vesileleri istediklerinde uyarı yoluyla hanımlarına şöyle söyle:

Ey hayli iffetli ve hür hanımlar! Eğer dünya hayatını ve zînetini, yani onun şiddetle arzu edilen metaını ve hoş, parlak elbiselerini istiyorsanız, haydi uzlaşıp anlaşarak gelin, size nafakanızı vereyim, yani size istediğiniz, razı olduğunuz şekilde nafakanızı vereyim ve sizi güzellikle bırakıp salıvereyim (Ahzab Süresi 28. ayet). Nafakalarınızı verdikten sonra sizi boşayayım. Her hangi bir şekilde bir zarar ve sıkıntı olmaksızın, sizi sıkıntıya sevk edecek olan “bid” talakla değil açık, kesin (bain) bir talakla boşayayım. 

Yok eğer Allah ve Resulünü, Allah’ın ve Resulünün rızasını talep ediyorsanız ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzel davrananlara pek büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab Süresi 29. ayet) Yani ahiret hayatında hazırlanmış olan karşılıkları ve orada vaat edilmiş olan cennetleri talep ediyorsanız size dünya lezzetlerine, şehvetlerine, bol yiyeceklerine ve hoş giyeceklerine karşı sabır göstermeniz gerekir.

Ta ki, dünya hayatının metaından, lezzetlerinden ve şehvetlerinden geri duran, açlığı gidermek ve avret mahallini örtmek dışında onun süslü elbiselerinden ve metaından uzaklaşıp uhrevi lezzetlere ve Hak Teala cihetine teveccüh etmede güzel iş sahibi muhsine kadınlar zümresinden olasınız.

Çünkü kullarının kalplerine muttali olan yüce Allah, sizden güzel davranarak muhsine kadınlar zümresine dahil olup Hak Teala ve Resulünü tercih edenlere, nefisleri gereğince dünya ve içindekilere karşı pek büyük olan uhrevi lezzetleri hazırlamıştır. Dünya ve içindeki fani lezzetler ile sürekli olmayan şehvetler bu uhrevi lezzetler karşısında hayli hakir kılınmıştır.

Sonra her türlü eksiklikten münezzeh olan yüce Allah, Hz. Peygamberin eşlerine ihsan yolunu tenbih edip cennette yüksek dereceleri elde etmeyi sağlayan yolu onlara öğrettiğinde onları cehennem ateşinin derecelerinden sakındırmak ve uzaklaştırmak istedi. Ve başlarına gelen şeyi kabul etmeye yönlendirmek için onlara nida ederekten şöyle buyurdu:

Ey peygamberin hanımları! Her türlü eksiklikten münezzeh olan yüce Allah yüceltmek ve ihtiram göstermek için onları sadece Hz. Peygambere izafe etti ve yine onlara şöyle hitap etti: Her türlü fuhşiyyattan kendinizi korunmanız, iffetli olmanız ve her türlü kerih görülen çirkin işlerden mutlak manada sakınmanız sizin şanınızdandır.

Sizden her kim apaçık bir terbiyesizlik ederse, bizzat kötülüğü apaçık, aşikar olan çirkin bir fiil işleyip aklen ve şer’an verilmiş bir haslet sahibi olursa ya da ayetin her iki kıraatının gerektiridği şekliyle kötülüğü, çirkinliği şer’i ve örfi olarak açıklanmış, aşikar kılınmış olan bir terbiyesizlik ederse ona azap iki kat katlanır. Yani tıpkı cariyelere nispetle diğer hür kadınların azapları iki kat artırıldığı gibi diğer hür kadınlara nispetle de sizin azabınız iki kat artar. İlahi adaleti nefyedecek bir zulme sebebiyet vermemesi için de size gelecek olan azap bundan daha fazla da artırılmaz.

Bu, yani azabın iki kat ziyadeleştirilmesi Allah’a göre çok kolaydır (Ahzab Süresi 30. ayet). Yine sizden biriniz bu tür bir terbiyesizlik yaparsa elbette sizi azaba düçar kılar.

Yine sizden her kim Allah’a ve Resulüne boyun eğer, hudu, huşu yoluyla itaat ederse ve bu boyun eğiş ve itaatine, farz olan şeyleri yerine getirmek ve sakıncalı, kerih olan şeyleri de terk etmek suretiyle bu boyun eğişine, itaatine devam ederse ve nafile olan, yapılması güzel olan işlerden de salih bir amel işlerse, ona da mükafatını, yani ceza gününde yaptığı bu iş ve itaatlerin karşılığını da iki kat veririz. Yapılan işin karşılığı ve razı olunan itaatin gereği olarak bir kat ve Allah’ın ve Resulünün rızasını nefislerinin arzuladığı şeylere tercih etmeleri sebebiyle de bir kat olmak üzere iki kat mükafat veririz.

Hem yaptığı güzel işler ve itaatin karşılığı olarak hak edip kazandığı bu mükafatların ötesinde bir lütuf ve ihsan olarak da onun için bol bir rızık hazırlamışızdır. (Ahzab Süresi 31. ayet) Onlar için cennette hem nefislerinin arzuladığı ve gözlerinin lezzet bulduğu suveri rızıklar ve hem de yüce Allah’ın cemal ve celâlini mütalaa etmeleri sebebiyle yaşadıkları istiğrak üzere kendilerine gelen haller üzere manevi rızıklar hazırlamışızdır

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:IV / bkz: 373-375

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir