1. Anasayfa
  2. AİLE VE EVLİLİK

Aile; Sağlam Temeller Üzerine Kurulmalı


Aile, yalnızca iki insanın aynı çatı altında yaşaması değil; iman, ahlak ve sorumlulukla inşa edilen kutsal bir müessesedir. Sağlam temeller üzerine kurulmayan bir aile, en küçük sarsıntıda çatırdamaya mahkûmdur. Kur’an ve Sünnet, aile kurumunun geçici hevesler değil; Allah korkusu, iffet ve kulluk bilinci üzerine kurulmasını emreder. Zira İslam ailesinde huzur, tesadüfen değil, bilinçli bir iman inşasıyla doğar.

İslam ailesi; Allah korkusu, iffet, haya, kulluk bilinci ve sorumluluk duygusu gibi sağlam temeller üzerine inşa edilir. Bu değerler, aileyi ayakta tutan görünmez kolonlar gibidir. Temeli sağlam olan bir bina, küçük sarsıntılarda yıkılmaz; tıpkı iman ve ahlak üzerine kurulan bir ailenin geçici sıkıntılarla dağılmaması gibi.

Sağlam Temel Üzerine Kurulan Ailenin Gücü

İslami ve ahlaki prensipler üzerine kurulan bir ailede, ciddi ve sürekli problemlerin yaşanması istisnaidir. Çünkü böyle bir ailede taraflar, haklı olmayı değil, hakka uygun olmayı esas alır. Allah korkusunun merkezde olduğu bir evde, dil kırıcı olmaz; el incitmez, kalp yıkmaz. Sorumluluk bilinci, eşleri birbirine rakip değil, yol arkadaşı yapar.

Su üzerine bina inşa edilmez. Aynı şekilde haramlarla, flörtle, içkili düğünlerle, fuhuşla ve müstehcen davranışlarla başlayan ilişkilerin sonu da çoğu zaman hüsrandır. İbn Cevzî, bu hakikati veciz bir şekilde dile getirir: “Haramla başlayan bir bağ, sabırla değil pişmanlıkla biter.” Temeli günah olan bir birliktelikten huzur beklemek, gölgesiz ağaçtan serinlik ummaya benzer.

İslam ailesi huzurlu ve mutlu bir ailedir; ancak tamamen problemsiz ve sıkıntısız bir aile değildir. Bu dünya, imtihan dünyasıdır ve imtihansız bir hayat tasavvur edilemez. Nitekim Hz. Ali (r.a) şöyle buyurur: “Rahatlık, cennettedir; dünya ise sabrın yeridir.”

Bu nedenle aile hayatında zaman zaman anlaşmazlıkların yaşanması fıtrîdir. Asıl önemli olan, bu problemlerin nasıl karşılandığı ve hangi ölçülerle çözüldüğüdür.

Ailede yaşanan problemler genellikle nadir, geçici ve öğretici niteliktedir. Çünkü taraflar, öfke anında dahi Allah’ın huzurunda olduklarının bilincini taşır. Haris el-Muhâsibî’ye göre, kulun kendini hesaba çekmesi, aile içi fitnenin önünü keser.

Hasan-ı Basrî’nin ifadesiyle: “Sabır, evin direğidir; direği yıkılan ev ayakta kalmaz.” İslam ailesinde sabır, susmak değil; hikmetle hareket etmektir.

Haya ve iffet, İslam ailesinin zırhıdır. Bu değerler zedelendiğinde, güven sarsılır ve huzur kaybolur. Hz. Ebubekir (r.a), iffetle ilgili olarak: “Hayası olmayanın imanı eksiktir” diyerek aile hayatının kalbinde bu değerin yer aldığını hatırlatmıştır.

Mevlânâ ise aile bağlarının korunmasını şöyle anlatır: “Bir bağ, saygıyla sulanmazsa sevgisi kurur.” Haya ve edep, sevgiyi diri tutan en önemli unsurlardır.

Sağlam Temelli Aile, Sağlam Toplum

Sağlam temeller üzerine kurulan aile, yalnızca eşleri değil, toplumu da ayakta tutar. İbn Kayyım el-Cevziyye’ye göre, bozulmuş aileler, bozulmuş toplumların habercisidir. Bu nedenle aileyi korumak, bireysel değil, ümmet çapında bir sorumluluktur.

Aile; imtihanlarla olgunlaşan, problemleriyle güçlenen ve sabırla huzura ulaşan bir müessesedir. Kim ailesini Allah rızası üzerine inşa ederse, geçici sarsıntılar onu yıkmaz; bilakis daha da sağlamlaştırır.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir