1. Anasayfa
  2. ALLAH'IN VARLIĞINA İNANMAK

Allah Sevgisi ve Allah Korkusu


Manevi Bir Terazi: Korku ve Ümit

İman, sadece duygusal bir coşku (sevgi) veya sadece titretici bir kaygı (korku) değildir. Gerçek bir mümin, Allah’ın rahmetinin her şeyi kuşattığını bilerek asla ümitsizliğe düşmez; aynı zamanda O’nun adaletinin ve azabının şiddetini düşünerek asla kendini emniyette ve kusursuz görmez. Bu iki duygunun kalpte aynı anda bulunması, manevi bir denge sağlar.

İnsan, sadece Allah’ın rahmetine ve sevgisine odaklandığında, nefsi ona “Nasıl olsa affedilirim” diyerek itaatsizliği ve taşkınlığı fısıldayabilir. Bu noktada “Allah korkusu” devreye girer. Bu korku, bir zalimden kaçmak gibi değil, “O’nun sevgisini kaybetmekten ve O’na layık olamamaktan” duyulan asil bir kaygıdır. Bu kaygı, mümini ciddiyete ve istikamete davet eder.

Öte yandan, sadece Allah’ın azabına odaklanmak insanı “Ye’s” (ümitsizlik) çukuruna düşürebilir. “Ben çok günahkarım, asla affedilmem” düşüncesi, ruhu felç eder. İşte burada Allah’ın sonsuz merhameti, şefkati ve afvı bir güneş gibi doğar. Bu sevgi ve ümit, kişiyi düştüğü yerden kaldırır ve yeniden tövbe ile yola devam etme gücü verir.

Hayrın başı Allah sevgisi; hikmetin başı da Allah korkusudur.” Sevgi, bizi hayra ve iyiliğe koştururken; korku (saygı dolu bir çekinme), attığımız adımların hikmetli, ölçülü ve yerinde olmasını sağlar. Biri motor, diğeri ise fren sistemidir; her ikisi de yolculuğun selameti için şarttır.

Şu anki ruh halinizi düşünün:

  • Allah’ın rahmetine güvenip sorumluluklarınızı ihmal mi ediyorsunuz,

yoksa

  • Hatalarınızın büyüklüğü altında ezilip O’ndan uzaklaşıyor musunuz?

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir