Bugün sizlerle Kur’an-ı Kerim’in bizlere sunduğu en derin ve en sarsıcı kavramlardan birini, “İstidrac” gerçeğini tefekkür edeceğiz. Çoğu zaman hayatımızda işler yolunda gittiğinde, sağlığımız yerinde ve kazancımız bol olduğunda bunu sadece Rabbimizin bizden razı oluşuna yorarız. Oysa her nimet bir mükafat olmayabilir; bazen en büyük nimet, en ağır imtihanın perdeli halidir.
Başarının Sarhoşluğu ve Adım Adım Gelen Helak
Değerli Müminler!
İstidrac; bir kulun Allah’a isyan etmesine, haramlara dalmasına ve secdeden uzaklaşmasına rağmen, Rabbimizin ona sıhhat vermesi, malını artırması ve işlerini rast getirmesidir. Dışarıdan bakanlar ne şanslı adam derken, o kişi de kendi azgınlığına rağmen gelen bu zenginliğe bakıp demek ki doğru yoldayım, Allah beni seviyor diyerek şımarır.
Ancak bu, uçurumun kenarına çiçeklerle süslenmiş bir yoldan yürümek gibidir. Kişi adım adım, hiç hesap etmediği bir yönden kendi felaketine sürüklenir. Rabbimiz Müminun Suresi’nde bizleri uyarır: “Yoksa onlar Bizim kendilerini mal ve evlatlarla desteklediğimizi, onların iyiliği için çabaladığımızı mı sanıyorlar! Hayır, onlar farkında değiller.”
İbret Gözüyle Bakınca: Mal ve Evlat Bir Azap Olabilir mi?
Kıymetli Kardeşlerim!
Bazen birinin servetine, makamına veya lüks hayatına bakıp imreniriz. “Namazı yok, niyazı yok ama her şey ayağına geliyor” deriz. Sakın ha! Allah’ın ayetine kulak verin: “Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla sadece onlara dünya hayatında azap etmeyi murat eder.”
Düşünün kardeşlerim; bir insana verilen mal onu Allah’tan uzaklaştırıyorsa, o mal bir nimet değil, ateşten bir gömlektir. Bir insana verilen evlat onu harama itiyorsa, o evlat bir sevinç kaynağı değil, manevi bir azaptır.
Aziz Cemaat!
Şimdi gelin, elimizi vicdanımıza koyalım ve soralım: Rabbimizin bize verdiği nimetler bizi secdemizi artırmaya mı itiyor, yoksa ben başardım kibrine mi sürüklüyor?
Eğer günahlarımıza rağmen işlerimiz rast gidiyorsa, bu bir başarı değil, bir mühlet olabilir. Şükürle süslenmeyen her nimet, istidrac olma riskini taşır.
Gelin, sahip olduğumuz imkanların bizi kör etmesine izin vermeyelim. Rabbimizden, nimetin azaba dönüştüğü değil, şükürle bereketlendiği bir ömür niyaz edelim. Unutmayın ki; asıl başarı servet biriktirmek değil, o serveti bizi Allah’a ulaştıracak bir köprü kılabilmektir.
