1. Anasayfa
  2. ALLAH'IN VARLIĞINA İNANMAK

Allah’ın: Tenzihi, Selbi, Zati ve Subuti Sıfatı ve Anlamları


1 – TENZİHİ ve SELBİ SIFATLAR

Vücud:

Bu sıfat, Allah Teala’nın var olduğunu ifade eder. Allah Teala’nın varlığı başka bir varlığa bağlı olmayıp, zatının icabıdır. Yani vücudu, zatıyla kaimdir ve zatının vacib bir sıfatıdır. Bu sebeble Hak Teala’ya Vacibü’l-Vücud denilmiştir. Bazı Kelam alimleri, Vücûd sıfatına, sıfat-ı nefsiyye adını vermişlerdir.

Vücud’un zıddı olan adem (yok olma) Allah Teala hakkında muhaldir. Allah’ın yok olduğunu iddia etmek, kainatı ve içindeki varlıkları inkar etmeyi gerektirir. Çünkü her şeyi yaratan ve var eden O’dur.

Kıdem:

Kıdem, Allah Tela’nın varlığının başlangıcı olmaması demektir. Allah Teala kadimdir, ezelidir. Yani önce yok iken sonradan var olmuş değildir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Cenâb-ı Hakk’ın var olmadığı bir an, bir zaman, tasavvur edilemez. Aslında zaman ve mekanı yaratan da O’dur. Allah Teala zaman ve mekan kayıtlarından münezzeh, ezeli ve kadîm bir Zat-ı Zülcelaldir.

Beka:

Beka, Allah Teala’nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunması demektir. Allah Teala’nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu ve nihayeti de yoktur. O hem kadim ve ezeli, hem de baki ve ebedîdir. Zaten kıdemi sabit olan bir varlığın, bekası da vacib olur.

Muhalefetün lil-havadis:

Allah’ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teala ne zatında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz Allah’ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hatır ve hayalimize gelenlerin hepsinden başkadır. Çünkü hatıra gelenlerin hepsi hadis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken var edilmiş şeylerdir. Allah Teala ise, vücudu vacib, kadîm ve baki, her şeyden müstağni, her türlü noksandan uzak, bütün kemal sıfatlara sahip olan İlahi ve mukaddes bir zatdır.

Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zat, önce yok iken sonra var olan, bil’ahare tekrar zeval bulan varlıklara benzemez.
Nitekim Cenab-ı Hak kendi zatını Kur’an-ı Kerîm’de: “Onun (Hak Teala’nın) benzeri yoktur. O, her şeyi işitici ve görücüdü (Şura 11)” sözleriyle tavsif etmiştir.

Kıyam bi-nefsihi:

Allah Teala’nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekana muhtaç olmadan zatı ile kaim olması demektir. Mevcudatın hepsi, sonradan vücuda gelmiştir. Bu sebeple de bir Yaradana ve bir mekana muhtaçdırlar. Buna mukabil her şeyin yaratıcısı olan Allah Teala’nın vücudu, zatının gereğidir ve varlığı hiçbir şey’e muhtaç değildir. Şayet Allah da var olabilmek için başka bir varlığa muhtaç olsa idi, O da mahluk olur ve her şey’in Halikı ve başlangıcı olmazdı. Halbuki O, her şey’in Halikı ve yaratıcısıdır. O’ndan başka her şey mahluktur. Halık ise, mahlukuna asla muhtaç olmaz.

Vahdaniyet:

Vahdaniyet, Allah’ın bir olması demektir. Vahdaniyet, Allah Teala’nın kemal sıfatlarının en önemlisidir. Çünkü bu sıfat, Allah Teala’nın zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğunu; saltanat ve icraatında ortaksız bulunduğunu ifade etmektedir.

İslam dîninde, hatta bütün hak dinlerde, tevhid, yani, Allah’ın birliği (tevhid) akidesi, iman esaslarının ve tüm dini inançların temelini teşkîl eder. Kalpde tevhid akîdesi bulunmadıkça, Allah indinde hiçbir inanç, hiçbir amel, makbul değildir. Bu sebeple İslamiyet, beşeriyete her şeyden önce tevhid inancını sunmuş ve bütün insanlığı Allah’ı birlemeğe, şerik ve nazirden tenzihe çağırmıştır. Hak dinler ile batıl dinlerin ayrıldığı en mühim nokta da, bu husustur. Çünkü batıl dinler de Allah’ın varlığını kabul etmekte, fakat İlahi sıfatlarda, bilhâssa, vahdaniyet sıfatında hatâya düşerek, O’na nazir ve ortaklar koşmaktadırlar.

Bu bakımdan, Allah’ın varlığını kabulden sonra en mühim hakikat, tevhid inancı olmaktadır. Tevhid inancı olmadan Allah’a imanın bir manası ve değeri kalmamaktadır.

Kur’an’da Allah’ın birliği ve tevhid inancı üzerinde duran ayetlerden bâzıları şunlardır:

  • De ki Allah birdir (İhlas suresi 1)
  • Allah’tan başka bir yaratıcı var mıdır” (Fatır Suresi 3)
  • Onunla (Allah ile) birlikte hiçbir ilah yoktur. (Eğer olsaydı) her ilah kendi yarattığını kabullenir (ve korur) ve mutlaka birisi diğerine galebe eder (üstün gelir)di (Mü’minun 91)
  • Yer ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yerin de, göğün de nizamı bozulur, harab olurdu (Enbiya Suresi 22)

2 – ZATİ ve SÜBUTİ SIFATLAR

Bu sıfatlar, selbî sıfatlar gibi Allah’ı noksanlıklardan tenzih eden itibari vasıflar olmayıp, Cenab-ı Hakk’ın zatı ile kaim olan ezeli ve hakikî sıfatlardır. Bu sıfatlara ayrıca sıfat-ı meani ve sıfat-ı ilmi de denir. Sübuti sıfatlar, Eş’arîlere göre 7, Matüridîlere göre, 8’dir. Şimdi bunları sırası ile inceleyelim:

Hayat:

Cenab-ı Hakk’ın hayat sahibi olması, hayat sıfatiyle muttasıf bulunması demektir. Cenab-ı Hak hakkında vacib olan bu sıfat, mahlukatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddi bir hayat olmayıp ezeli ve ebedîdir. Bütün hayatların kaynağı olan hakikî hayattır.

Hayat sıfatı, İlim, İrade, Kudret gibi kema sıfatlariyle yakından ilgilidir. Bu sıfatların sahibi bir zatın, hayat sahibi olması zarurîdir. Çünkü ölü bir varlığın ilim, irade ve kudret gibi kemalatın sahibi olacağı düşünülemez. Bunun içindir ki, hayat sıfatını, Cenâb-ı Hakk’ın ilim, irade ve kudret gibi sıfatlarla vasıflanmasını sağlayan ezelî bir sıfattır, diye tarif etmişlerdir.

İlim:

Allah Teala’nın her şey’i bilmesi, ilminin her şeyi kuşatması demektir. Bu alemi en güzel şekilde, en mükemmel bir nizam üzere yaratan ve onu idare eden Zat-ı Akdes’in, yarattığı varlığı en ince teferruatına kadar bilmesi gerekir. Zira hakikatı, faydası, lüzum ve hikmeti bilinmeyen bir şey, nasıl yaratılabilir? O halde yaratıcının bir şey’i yaratabilmesi için, evvela ilim sahibi olması, sonra o ilmin icablarına göre yaratması şarttır. Bundan başka, iman ve salih amel sahiplerini mükafatlandırmak, isyan eden ve kötü yolda olanları da cezalandırmak, ancak bu kimselerin yaptıklarını bütün teferruatı ile bilmekle mümkündür.

İrade:

Allah’ın bir şeyin şöyle olup da böyle olmamasını dilemesi; her şeyi dilediği gibi tayin ve tesbit etmesi demektir. Allah Teala kamil bir irade sahibidir. Bu kainatı ezeli olan iradesine uygun olarak yaratmıştır. Bu kainatta olmuş ve olacak her şey Allah’ın dilemesi ve irade etmesiyle olmuş veya olacaktır. O’nun her dilediği mutlaka olur, dilemediği de asla vücud bulmaz

  • Bu hususta Kur’an’da: “Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmederse (yani onu dilerse) ona ancak ‘ol’ der, o da oluverir (Al-i İmran 47) buyrulur.
  • Hadis-i şerîfte de: “Allah’ın dilediği oldu, dilemediği de olmadı” denilmiştir.

İrâde sıfatından başka meşiet adında müstakil bir sıfat yoktur. Çünkü, irade ve meşiet aynı manaya gelir. Nitekim meşiet, Kur’an’da ve hadîslerde irade mânasına kullanılmıştır.

Kudret:

Kudret, Hak Teala’nın varlıklar üzerinde irade ve ilmine uygun olarak tesir ve tasarruf etmesi, her şeyi yapmaya ve yaratmaya gücü yetmesi demektir. Allah Teâlâ’nın sonsuz bir kudret sahibi olduğuna ve her şeye kadir bulunduğuna, görmekte olduğumuz şu kainat ve ihtiva ettiği güzellik ve şaşmaz nizam en büyük delildir.

Tekvin:

  • Tekvin; icad ve yaratma demektir. Tekvin’i madum (yok) olan bir şey’i yokluktan çıkarmak, vücuda getirmek diye îzah etmişlerdir.
  • Tekvin, Ehl-i Sünnet’in iki hak itikadî mezhebinden biri olan Matüridîlere göre, ilim, irade ve kudret sıfatından ayrı bir sıfattır.

Yine Matüridîlere göre, Hak Teala’nın yaratmak, rızık ve nimet vermek, azab vermek, diriltmek, öldürmek gibi bütün fiilleri, tekvin sıfatına racidir. Onun eser ve tecellîsi sayılır. Bunlara sıfat-ı fi’liyye (fiilî sıfatlar) da denilir.

Eş’arîlere göre ise: Allah’ın tekvin sıfatı diye ayrı, müstakil bir sıfatı yoktur. Tekvin, kudret sıfatının makdurata (yaratılması takdîr edilmiş şeylere) yaratma anında taallukundan ibarettir. Yani tekvin, kudret sıfatı içinde itibarî bir vasıf olmaktadır.

Allah Teala’ya Mükevvin isminin verilmesi, O’na, kudret sıfatından ayrı, Tekvin adında bir sıfatın isnad edilmesini gerektirmez. İcad etmek, yaratmak, bilfiil vücuda getirmek, Hak Teala’nın Kudret sıfatıyla olur.

Matüridîler Tekvin sıfatını Kudret sıfatından ayrı bir sıfat kabul ettiklerinden, zati ve subuti sıfatları 8 olarak sayarlar. Eş’arîlere göre ise bu sıfatlar 7’dir (Sıfat-ı Seb’a).

Semi ve Basar:

Allah’ın her şeyi işitip, her işi görmesi demektir. Sem’ ve basar sıfatları da Allah’ın ezeli ve ebedi kemal sıfatlarındandır. Allah’ın işitip görmesine, uzaklık – yakınlık, gizlilik – açıklık, karanlık – aydınlık gibi mefhumlar bir engel teşkil edemezler. O, içimizdeki fısıltıları, kalpden ve gönülden yaptığımız duaları işitir. Hikmetine uygun şekilde karşılık verir.

Kelam:

Allah Teala’nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teala’nın kelam, yani, söyleme, konuşma sıfatı vardır. Bu sıfat ezeli ve ebedidir. Bu sebeple Allah’a Mütekellim denilir. Kur’an-ı Kerim’e de Kelsmullah tabir edilir. Allah’ın peygamberlerine bildirdiği vahiyler, onlara verdiği İlahi Kitaplar, mahlukatına gönderdiği ilhamlar, hep O’nun Kelam sıfatının bir tecellîsidir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir