Allah’ın Varlığı Açıktır ve Delil Gerektirmeyecek Kadar Sabittir
Allah’ın varlığı delil gerektirmeyecek kadar açıktır. Ne var ki, varlığı her şeyden açık olan O yüce Yaratıcı, Zatı itibariyle gözlerin bizatihi göremeyeceği, idrak edemeyeceği kadar da yüce ve eşsiz bir Varlık’tır. Bu itibarla Yüce Yaratıcı kendisini bize Zatı’yla değil, yaratmış olduğu eserler ve göndermiş olduğu rehberlerle tanıtmak istemektedir.. Allah’ı bize anlatan veya bizi O’na götüren deliller sayısızdır
Bu Delillerin En Büyükleri Şunlardır:
Kainat
KAİNAT: Muhteşem bir sanat eseri olan kainat, insandaki akli ve hissi bütün duyguları fazlasıyla uyaracak inceliklere, güzelliklere ve sırlara sahiptir. Bu alemde, görebilen gözler için her şey, şüpheye yer bırakmayacak şekilde O’nun varlığını haykırmaktadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Gökleri ve yeri var eden Allah hakkında şüphe mi olur ? (İbrahim Süresi’10)
Allah’ın Ezelî ve Ebedî Olmasının Delili
Yüce Allah için bir başlangıç bulunmadığını, yani varlığının evvelinin bulunmadığını, fakat O’ndan başka ölü-diri geri kalan her şeyin başlangıcı olduğunu bilmektir. Bunun delili şudur;
Kainatı yaratan güç, sonradan meydana gelmiş olsa. O’nun da bir yaratıcıya ihtiyacı vardır. Onu yaratanda sonradan meydana gelmiş olsa onuda yaratan birinin bulunması gerekir ve böylece devam eder gider. Böyle uzayıp giden bir zincirlemeden, sonradan oluşan hiç bir şey meydana gelmez. Zira başlangıcı olmayan sonradan meydana gelen şeylerin bulunması, yeni bir şeyin meydana gelmesine engeldir. Çünkü eskisi sona ermeden, yenisi meydana gelemez. Veya bu zincirleme, öncesi olmayan bir yaratıcı son bulur ki, zaten bizim aradığımızda O’dur. Biz O’na var olan her şeyin yaratıcısı, başlangıcı, meydana getiricisi deriz. Bu,her şeyi yoktan var etmek demektir.
İnkara şartlanmamış her bir akıl, kainatın göz kamaştıran mimarisi ve baş döndüren düzenli işleyişinden hareketle, kainattan objektif veriler elde edilebilir ve onu adeta bir kitap gibi sayfa sayfa okuyabilir.
Yüce Allah’ın ezeli olduğunu bilmek gibi, ebedi olduğunu, yani sonu olmadığını kabul etmektir. İlk, son, açık ve gizli olan O’dur. Hem öncesiz hem de sonsuzdur. Zira ezeli olduğu kesin olan bir şeyin son bulması imkansızdır.
- Bunun delili şudur;
Kadim (öncesizliğin) yok olması iki şekilde düşünülebilir;
- Kendiliğinden Yok Olmak
- Başka Bir şeyin Etkisi İle Yok olmak
Kendiliğinden yok olması düşünülemez. Zira devamı kendiliğinden olan bir şeyin, kendiliğinden yok olması mümkün olsaydı, yokluğu düşünülen bir şeyinde kendiliğinden var olması gerekirdi. Oysa bu imkansızıdır. Bunun için var olmak bir sebebe muhtaç olduğu gibi, var olan bir şeyin yok olması da yine bir sebebe muhtaçtır
Başka bir şeyin etkisi ile kadim (öncesiz) in yok olması imkansızdır. Zira o etken, kadim (öncesiz),yada sonradan meydana gelmedir. Kadim (öncesiz) olmasına imkan yoktur. Zira onu yok etmesi gereken güç, onun karşıtıdır. İki karşıt ezelde beraber bulunamaz; biri diğerini yok eder. O halde kadimi (öncesizi) yok edecek olan karşıtı kadim değildir. Sonradan meydana gelen şey olmasına da imkan yoktur.
Zira kadim (öncesiz), sonradan meydana gelen şeyden daha güçlüdür ve herhangi bir şeyi meydana gelmeden önlemek, meydana geldikten sonra yok etmekten daha kolaydır. Bunun için kadimin karşıtı olan sonradan meydana gelen şey, sonradan meydana gelip kadimi yok edinceye kadar, karşıtı olan kadim tarafından yok edilip, meydana gelmesine izin verilmezdi. Demek ki sonradan meydana gelen şeyin kadimi yok etmesi imkansızdır. O halde Yüce Allah hem ezeli (öncesiz),hem de ebedi (sonsuz) dur
Kur’an-ı Kerim
Kur’an, Allah’ın varlığına en büyük delillerdendir. Böylesine ihatalı: geçmişten, gelecekten, haşirden, ahiretten bahseden, kainatın ve ahiretin yol haritasını veren bir kitap her şeyden önce kendisini gönderen Yüce Zat’ı haykırmaktadır. Her devir insanının cevap bulmak zorunda olduğu “ben kimim? neden böyleyim ve nereye gidiyorum? ölümle ayrılmak zorunda olduğum bu dünyada işim ne? beni kim bu aleme gönderdi ve irademin dışında gelmiş olduğum bu yerlerin anlamı nedir? Buradan gitmek istemediğim halde neden kalamıyorum? Ölüm nedir ? Ölümden ötesi var mıdır? Varsa nasıldır? gibi soruların cevapları Kur’an’dadır.
Peygamber Efendimiz
PEYGAMBER EFENDİMİZ: O, getirdiği Kitap ve o Kitab’a göre ortaya koyup uyguladığı hayat (temsil) ve gösterdiği hedeflerle Allah’ı tanıtan canlı bir örnektir. Çöl ikliminde yaşayan bedevi kabilelerinden asırlara hitap ederek medeniyetler kuran bir toplum vucuda getirmesi ve de onun insanlığa verdiği hareketin günümüzü bile derinden etkileyip, dinamik hale getirmesi, insanların Allah’ı tanımasına yardımcı olacak güçlü bir delilidir.
Allah’ın Varlığına Delil Olarak Şunları Söyleyebiliriz
a-) Allah Hacim Sahibi Değildir
Hacim sahibi olan her madde belli bir yer kapladığı gibi ya hareketli ya hareketsiz bir durumdadır. Hareket ve hareketsizliğin ikisi de sonradan meydana gelmedirler. Yeniden meydana gelebilen bir şey ezeli değil, sonradan meydana gelmedir. Bunun için Yüce Allah cevher de değildir. Eğer hacim sahibi bir cevherin öncesizliği düşünülse, bütün cevherlerin öncesiz olması gerekirdi.
Eğer cevherin anlamını, gerektirdiği hacim ve diğer gerekli şeyleri kasdetmeksizin öncesize cevher denilse, anlam bakımından değil de yalnız kelime bakımından hataya düşülmüş olunur
b-) Cevherlerden Meydana Gelmiş Bir Cisim Değildir
Zira cisim, cevherlerden ve küçük parçalardan meydana gelir. Yüce Allah hacim sahibi bir madde olmayınca, cisim de olamaz. Zira her cisim, hacim sahibi, cevherlerden meydana gelmiştir. Cevher ise, ayrılmak, toplanmak, hareket veya hareketsizlik, şekil, miktar gibi özelliklere sahiptir. Bunlar ise sonradan meydana gelmişliğin belirtileridir.
Eğer alemi yaratanın cisim olduğuna inanmak doğru olsaydı, o zaman ay güneş ve benzeri diğer cisimlerinde ilah olduklarına inanmak gerekirdi. Buda aldanmadan başka bir şey değildir bu şekilde düşünülecek olursa.
c-) Varlığı Maddi Bir Temele Dayanmaz
Başka bir madde ile var olan şeyin var oluşu kendiliğinden değil, o maddenin varlığına bağlıdır. Oysa madde sonradan yaratılmıştır. O halde ona bağlı olan şeyde sonradan meydana gelmedir. Bundan dolayı ezelde var olup cisim ve arazları sonradan yaratan Yüce Allah’ın madde olup araz olmasına imkan yoktur
Yüce Allah’ın varlığını, varlığının kendiliğinden olduğunu, cisim, cevher ve araz olmadığını, O’ndan başka var olan her şeyin cisim, cevher ve araz olduğunu bilmek gerekir. O, hiçbir şeye benzemediği gibi, hiç bir şeyde O’na benzemez. Her şeyi yaratan, idare eden ebedi (sonsuz) ve diri olan bir varlıktır. Gerek cisim ve gerekse arazın tümü O’nun sanatının eseridir. Yarattığı şeylerin O’na benzemesi imkansızdır.
d-) Yön ve Mekandan Münezzehtir
ltı ana yön vardır; Sağ, sol, ön, arka, alt ve üst. Bu yönlerin varlığı insanın varlığına bağlıdır. Yani yönü insanlar çıkarmışlardır. Sadece işlerinin kolaylaşması için düşünceye bağlı olarak ortaya çıkarılan kavramlardır. Yönler, Yüce Allah’ın insanı yaratması ile meydana çıkmıştır.
Yüce Allah için bir yön tayin edip “alemin üstündedir” de denilmez, zira o zaman aleme karşılık olması gerekir. Her cismin karşılığı yada ondan büyük, ya küçük yada eşiti ile olur. Bütün bunlar Allah için imkansızdır. Zira bunlar takdir edilmeye muhtaç şeylerdir. Alemi sevk ve idare eden Yüce Allah ise, bundan münezzehtir (uzaktır). Dua ederken elimizi yukarıya doğru açmamız, Allah yukarıda olması anlamına değil, duamızın kıblesi gökyüzü olması bakımındandır. Ayrıca bu davranışta Yüce Allah’ı kendi ifademize göre her şeyden üstün görme gibi bir anlamı vardır
e-) İstiva (Üstün Olma
Büyüklük vasfına aykırı düşmeyecek, sonradan meydana gelme ve yok olma eksikliklerini düşündürmeyecek şekilde ve Yüce Allah’ın istediği anlamda Arş’a hükmettiğini bilmektir.
Yüce Allah’ın; Sonra da duman şeklindeki semaya istiva etti (Fussilet Süresi 11). Sözünden amaç da budur. Yani Allah onları yönetimine ve hakimiyetine aldı demektir. Doğru görüş sahiplerinin bu ayeti böyle yorumlamaları gerekir.
Nitekim gizli ilim sahipleri; Nerede bulunursanız, O sizinledir ( Hadid Süresi”4) Ayetini ilim ve kuşatma ile yorumlamışlardır. Yani, Yüce Allah sınırsız ilmi ile her şeyi kuşatmış ve her şeyi bilmektedir.
f-) Allah’ın Birliği (Vahdaniyet)
Yüce Allah yaratmakta, ibadet edilmekte, meydana getirmekte birdir. Kendisinin benzeri ve eşi olmadığı gibi O’nunla çekişecek karşı koyacak karşıtı da yoktur.
Yüce Allah buyuruyor ki; Eğer yer ve göklerde Allah’tan başka ilah olsaydı, aralarında anlaşmazlık çıkıp her şey yok olurdu (Enbiya Süresi”22)
Şayet iki ilah olduğu varsayılsa bunlardan biri bir emir verdiğinde, ikincisi bu emri yerine getirmek zorunda ise, yenik ve aciz olduğu için ilah olamaz. Yok eğer ikincisi bunu reddedip birincisini bastırmaya gücü yeterse, o zaman birincisi aciz olduğu için ilah olamaz. Sürekli olarak aynı fikirde olamazlar. Zaten o zaman iki tane olmalarına gerek olmaz. O halde Allah birdir.
Kaynaklar
- a-) Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 53-54
- b-) İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz: 283-289
