1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Altı Delik Heybe Yük Tutmaz


Müflis: Manevi Sermayeyi Kul Hakkıyla Tüketmek

Dünya hayatında “müflis” denilince akla gelen ilk şey, maddi varlıklarını kaybedip borç batağına düşen kimsedir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v), bizlerin dikkatini çok daha derin ve telafisi imkansız bir kayba; “Ahiret İflasına” çekmektedir.

Hadis-i şerifte tasvir edilen “müflis“, aslında kağıt üzerinde “başarılı” bir dindardır. Heybesinde namazı, orucu ve ibadetleri vardır. Ancak bu kişinin en büyük hatası, ibadetleri sadece Allah ile kendi arasında birer ritüel sanıp, insanlarla olan ilişkilerine (ahlaka) yansıtmamasıdır.

  • Birine sövmek veya hakaret etmek (gıybet-dedikodu).
  • İftira atmak ve haksız yere suçlamak.
  • Başkasının malını haksız yollarla yemek.
  • Birini dövmek veya canına kastetmek.

Hadiste anlatılan sahne, tam bir “manevi muhasebe” anıdır. Zalim kişi, yaptığı zulümlerin bedelini dünyada ödememişse, o gün “iyiliklerinden” ödemek zorunda kalacaktır.

Eğer kişinin namazları ve oruçları (sevapları), mağdur ettiği insanların alacaklarını karşılamaya yetmezse; bu sefer mağdurun günahları zalimin sırtına yüklenir. Bu, sadece bir cezalandırma değil; evrensel adaletin tam anlamıyla tecelli etmesidir. Kişi, başkasının hakkına girerek kendi sevaplarını başkasına hediye etmiş, başkasının günahlarını ise satın almış olur.

Bu dehşetli tablo karşısında yapılabilecek tek şey, vakit henüz varken harekete geçmektir. Tövbeyi ertelemek sadece Allah’a karşı bir hata değil, aynı zamanda borçlu olduğumuz insanların hakkını ödemeyi geciktirmektir. Eğer birinin hakkına girilmişse, gerçek tövbe; o hakkı iade etmek ve karşı tarafla dünyadayken helalleşmektir.

Unutmayın ki ibadetler, ruhun gıdasıdır ve birer sermayedir. Ancak kul hakları, bu sermaye torbasındaki büyük deliklerdir. Heybenizi sevapla doldururken, ahlaki zaaflarınızla o heybeyi delmediğinizden emin olun.

Kıyamet günü “sıfırı tüketmiş” bir dindar olarak değil; hem Allah’a karşı borcunu ödemiş hem de insanlara olan emanetini teslim etmiş bir “mutmain ruh” olarak huzura varmak asıl hedeftir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir