1. Anasayfa
  2. VAAZLAR

Amellerin En Sevimlisi; Azda Olsa Devamlı Olandır


İbadet Üzerine Peygamber Efendimizin Tavsiyesi

Hz Peygamber (s.a.v) bir gün eve geldiğinde Hz. Aişe’nin (r.a) yanında bir kadın gördü. “Bu kimdir?” diye sorunca Hz.Aişe: “O falanca kadındır.” deyip onun ne kadar çok namaz kılan bir kadın olduğunu anlatmaya başladı.

Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v); “Dur (bunları anlatmana gerek yok) Gücünüz yeten şeyleri yapınız. Allah’a yemin olsun ki siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça Allah (size mükafat vermede) usanacak değildir” Bu sözleri aktardıktan sonra Hz Aişe (r.a) sözlerine şöyle devam etti: “Hz Peygamber’in (s.a.v) dinde en çok sevdiği şey, kişinin devamlı olarak yapageldiğidir”

Allah’a Kullukta İstikrar

Dünya hayatında her şeyde bir hareket ve süreklilik vardır. Cansız olarak gördüğümüz cisimlerde bile sürekli bir deveran ve hareketlilik bulunmaktadır. Maddenin en küçük yapı taşı olan atomlardaki elektron, proton ve nötronlar bir an için duracak olsa o cismin zerrelere bölüneceği ifade edilir.

Aynı şekilde dünyanın kendi ekseni ve yörüngesindeki hareketi bir süreliğine duracak olsa dünyada içindekiler de yok olma ya mahkum olur. İşte insan da böyledir.

İmtihan edilmek amacıyla gönderildiği bu dünyada insanın kulluk bilinci ve şuuru devamlılık arz ettiği müddetçe imtihanı kazanmaya daha ya kındır. Şüphesiz kulluk maratonunda bir durup bir koşanlar değil azimli, kararlı ve istikrarlı olanlar Allah’ın rızasını kazanmaya daha yakın olacaktır.

İyi ve güzel şeylerde istikrarlı olmak Yüce Allah’ı hoşnut ettiği gibi insanlar nazarında da daha değerli ve güvenli görülür.

Örneğin; iktisadi hayatta istikrarı olmayan, sürekli inişler ve çıkışlar yapan bir hisse senedi veya yatırım aracı güvenilir bir liman olarak değerlendirilmez. Nitekim ekonomistler bu tarz yatırımlardan uzak durulmasını tavsiye ederler.

Aynı şekilde eşlerin birbirlerine sadece yılın belli günlerinde hüsn-i muamele ile davranıp sevgi gösterisinde bulunmalarına karşın diğer zamanlarda bu davranışlarından eser kalmaması beklenen ve istenen bir şey değildir. İşte kullukta da dengeli ve istikrarlı olmak; yani mükellefiyet çağından can emanetini teslim edinceye kadar kulluk çizgisini bozmadan bir yaşam sürmek ideal olandır.

Bir anlık karar ve motivasyonla onlarca rekat nafile kılıp uzun bir zaman hiç kılmamak yerine bir program ve disiplin dahilinde az ama sürekli yapmak kulluktaki istikrarı göstermesi açısından daha değerlidir. Bu ifadeyle kişi hep aynı rekat namaz kılsın, artırma azaltma yapmasın gibi bir şey kastedilmemektedir.

Peygamberimiz (s.a.v) bile her gece kalkıp namaz kılmasına rağmen bazı geceler daha az bazı geceler daha çok -hatta ayakları şişinceye kadar- namaz kılmıştır.

Çok amel Yerine Amelin Devamlı Olması

Burada kastedilen; Kişiyi yılgınlığa ve tembelliğe sevk edecek ve daha sonra o amelden hepten uzaklaşmasına neden olacak bir tutumda bulunmanın doğru olmadığı; böyle yapmaktansa kişiyi usandırmayacak mahiyette az ama sürekliliği olan bir amelin daha değerli olduğudur.

Şu husus da göz ardı edilmemelidir ki insan psikolojisi, kısa vadede meşakkatli bile olsa bazı şeyler yegane amaç haline gelebilmektedir. Bu da ibadetten elde edilecek hazzın önüne geçmekte; rahmet, zahmete dönüşebilmektedir.

Örneğin; bir anlık motivasyonla gece kalkıp onlarca rekat namaz kılma kararı alan bir mümin bu kararını uygularken yaşayacağı elem, sıkıntı, yorgunluk vb. hallere tahammül edebilecektir. Zira burada geçici bir durum söz konusudur. Aslında bu davranış da önemlidir. Ancak yapılanın az ama sürekli bir amel haline gelmiş olması çok daha önemli ve değerlidir.

Bundan dolayı Hz. Peygamber takati aşacak ameller yerine az bile olsa sürekli amele vurgu yapmıştır. Bu yüzden;

Az bile olsa sürekli yapılan amel, bir süre sonra yapılmayacak, yarıda bırakılacak çok amelden daha değerli ve üstündür.

Zira bir süreliğine yapılan çok amel de kul, Rabbini daha az zaman diliminde hatırlamış olurken az ama devamlı olan amellerle O’nu sürekli anmış ve hatırın da tutmuş olacaktır. Ayrıca devamlı yapılan salih amel, kişinin samimiyet ve gayretini göstermesi bakımından da önem arz etmektedir

Kaynak: Halil Kılıç (DİB: Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı) / Diyanet Aylık Dergisi / Mayıs 2021 / bkz: 36-37

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir