Karun’u Firavun’u ve Haman’ı da yok ettik. Musa kendilerine apaçık delilleri getirmişti. Onlar ise yer yüzünde büyüklük tasladılar. Onların da kaçıp kurtulacak halleri yoktu (Ankebut Süresi 39. ayet)
Ey peygamberlerin en mükemmeli, onlara, malı ve soyluluğu ile çağında yaşayan bütün insanlara karşı övünen Karun’u hatırlat. Saltanatı ve krallığı ile büyüklenen, hatta kendisinin tanrı olduğunu iddia edecek kadar büyüklenen Firavunu hatırlat. Akranları arasında ve çağdaşı insanlar arasında servetiyle, makamıyla insanlar arasında en yüce yerde olmasıyla iftihar eden veziri Haman’ı hatırlat.
Bu bozguncular ve müsrifler kendilerini büyük gördükleri ve çok ileri gittikleri için, Musa kendilerine tarafımızdan peygamber olarak gönderildiği vakit, onları doğru yola, Hak yoluna yönlendirmek istediğinde onu yalanladılar. Ne kendisine, ne söylediklerine kulak verdiler. Halbuki onun peygamber olduğu kesin delillerle ve mucizelerle teyit edilmişti.
Allah’a, peygamberlerine ve bütün kullarına karşı yeryüzünde büyüklendiler. Allah’ın kesin emirlerini ve yasaklarını tutmadılar. Allah’ın varlığını ve peygamber göndermesini ve peygamberlere vahiyler vermiş olmasını inkar ettiler. Böyle yaparak bizi geçemediler. Yani bizden kaçamadılar. Kendilerini azabımızın yakalamasından, intikam almamızdan koruyamadılar.
Her birini kendi suçuyla cezalandırdık. Her birinin suçu bizim adaletimiz gereği olarak kendisinin cezalandırılmasını gerekli kılacak şekilde idi. Allah-ü Subhanebu onların cezalandırıldıklarını böyle söyledikten sonra, ne şekilde cezalandırıldıklarını tafsilandırarak şöyle buyurmuştur
Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onların bazılarının üzerine bir kasırga gönderdik. Kasırganın içindeki taşlarla onları tıpkı Lut ve Ad kavmine yaptığımız gibi taşlayarak öldürdük.
Bazılarını Semud kavmi ve Medyen sahipleri gibi korkunç bir ses alıp götürdü. Karun gibi bazılarını da isyan ve düşmanlığına sebep olan malları ve mülkleri ile yerin dibine geçirdik. Bazılarını da suda boğduk tıpkı Nuh kavmi gibi, Firavun gibi, Haman ve bütün askerleri gibi. Bunların her birini büyük günahlar işlemeleri ve bunlarda ısrar edip övünmeleri sebebiyle cezalandırdık. Zira;
Allah onlara zulmetmiyordu, asıl onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı (Ankebut Süresi 40. ayet)
Gerçek adalet ve en doğru yolda olan Allah’a zulmediyor, suçsuz insanları cezalandırıyor denilemez. Onlar Allah’ın azabını gerektirecek suçları işlemekle, emir ve yasaklarının dışına çıkmakla kendi kendilerine haksızlık ve zulüm ediyorlardı.
Bütün yaptıkları kendi taklit ve tahminlerine iyice yapışmaktı. Gelenek ve göreneklerini körü körüne çocuklarına öğretmekten ibaretti. Bunun için eski hallerinde ısrar ettiler ve doğru yoldan saptılar. Kendilerini Allah’a yönlendirecek olan peygamberleri inkar ettiler. Büyüklük taslayarak ve inat ederek onları kabul etmediler. Bunun için de helak oldular, ölüp gittiler
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 235-236
