Allah’tan başka dostlar edilenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir. Halbuki yuvaların en çürüğü örümcek yuvasıdır. Keşke bunu bilselerdi (Ankebut Süresi 41. ayet)
Hiçbir şeye benzemekten münezzeh olan Allah’ı bırakıp da başka veliler edinenlerin, onlara Allah’a bağlanır gibi bağlananların, Allah’a ibadet eder gibi ibaret ederek onların Allah’ın ortakları olduğunu düşünenlerin, kendilerinden ortaklık ve şefaat beklenemeyecek onlardan şefaat ve yardım umanların durumu tıpkı bir örümceğin durumu gibidir.
Kendi salgılarından bir yuva yapar ve sonra terk eder. Bir başkasını yapar ve onu da terk eder. Her zaman bu hal üzere yaşamını sürdürür. Halbuki bu yuvalar örümceği ne sıcaktan, ne de soğuktan korur. Düşmanlarından da koruyamaz, veya saklayamaz. Bu taklitçiler de tıpkı böyledirler.
Kendilerinden önceki sapıkların uygulamalarını din olarak alırlar. Daha sonra onu terk ederek, derinlemesine bir araştırma ve inceleme de yapmaksızın bir başkasını taklit etmeye başlarlar. Durumları her zaman böyledir.
Halbuki edinmiş oldukları dinleri onların önüne Hak yolunu açmamıştır. Onları Allah’ı tanımaya ve birliğine inanmaya götürmemiştir. Onları batıl düşünce ve korkularından kurtaramamıştır. Tevhit şerbetinden içmelerine mani olmuştur. Onları tabiata esir olmaktan, dünyaya bağlanmaktan, benlik zinciriyle kelepçelenmekten kurtarmamıştır.
Allah-ü Subhanehü, buyurduklarını tekit etmek ve daha açık hale getirmek için kinayeli olarak onların dinlerinin en zayıf din olduğuna işaret ederek, yuvaların en zayıfı örümcek yuvasıdır benzetmesini yapmıştır. Çünkü örümcek yuvasından daha zayıf bir yuva yoktur. Tahrip olmaya çok müsaittir. En ufak bir şekilde bile sıcaktan ve soğuktan koruma sağlamaz, zararları engelleyemez. O batıl inanç sahipleri bu zayıflığı ve faydasızlığı bilmiş olsalardı din olarak kabul etmezlerdi
Bilmedikleri için onları din olarak kabul ettiler. Bu yaptıklarının yanlış olduğunu elbette öğrenecekler, taptıklarının vebalini çekeceklerdir. Sonra Allah onları tehdit ederek, sevgili peygamberine şöyle hitap ediyor ve ey peygamberlerin en mükemmeli, onla söyle:
Allah, onların kendisini bırakıp da hangi şeye yalvardıklarını şüphesiz bilir. O mutlak güç sahibidir, hikmet sahibidir (Ankebut Süresi 42. ayet)
Kullarının kalplerini ve kalplerinde gizledikleri şeyleri bilmekte olan Allah, ilmi huzurisi ile, nelere tapındığınızı, yani tapındığınız putları ve heykelleri tafsilatları ile bilmektedir. Zira gizli ya da açık hiçbir şey Allah’ın ilim dairesinin dışına çıkamaz.
Allah her yapılanı bilir. Fakat kullarının yaptıklarından dolayı cezalandırılmasını bir müddet geciktirir ki sadece Allah’ın bildiği ve Allah’tan başka da hiçbir kimsenin bilemediği hikmetler ve faydalar açığa çıkmış olsun, gerçekleşmiş olsun. Yoksa Allah onları yaptıklarından dolayı cezalandırmaz olur mu?
O Allah ki güç ve kudret sahibidir, tam bir kudret ile intikamını alabilir, cezalandırabilir. Hem de hakimdir. Yanı yaptığı her şeyi en doğru ve en güzel yapandır. Onun yaptıklarının hiçbir eksiği olamaz.
Biz bu örnekleri insanlar için veriyoruz. Ancak, onları bilenlerden başkası anlayamaz (Ankebut Süresi 43. ayet)
Ey peygamberlerin en mükemmeli, eğer o cahil insanlar, senin getirmiş olduğun kitabında yer alan örneklemelerle alay ederlerse, örnek olarak verilen sinek, örümcek ve karınca gibi şeylerin en zayıf hayvanlar olduğunu söylerlerse sen onlara aldırış etme. Onların alay etmelerine ve küçümsemelerine bakma. Çünkü biz, gaflet ve dalalet çukurlarına düşen insanlar için örnekler verdik. Onlara Hak yolunu, tevhit yolunu açıklamak için, irfan yolunu göstermek için, selamet ve iman yolunu belirtmek için örnek olarak seçilmiştir.
Bu örneklendirme onların kazananları içindir. İslam fıtratı üzerine yaratılmış olanlar için, kabul etme yeteneği ile donatılmış olanlar içindir. Gaflet ve tereddüt içinde cehalet vadilerinde dolaşan herkes için değildir. Bozgunculuk yaparak, gösteriş yaparak nefislerinin peşinden giden her insan için değildir.
Bunun içindir ki o örneklemeleri, ilmi ilahi damlaları kendisine ulaşmayanlar, vahdet-i zat kaynağından çıkan denizin serin sulan kendisine ulaşmamış olanlar onu anlamazlar, ne ifade ettiğini bilemezler. O ilahi kaynak bütün alemlerde ve kainatın her noktasında tecelli eden mükemmelliklerin hepsinin kaynağıdır.
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 237-239
