1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Ankebut Süresi 58-59 ve 60. ayet Meali ve Tefsiri


İman edip güzel işler yapanları, içinde ebediyen kalacak şekilde, altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine yerleştireceğiz.

Bize iman ederek, imanlarını güzel amellerle süsleyen ve ihlaslı olan muvahhitleri tarafımızdan bir lütuf ve kerem olarak cennet köşklerine yerleştireceğiz. O köşkler marifet ve tevhit erbabı için hazır edilmiştir. Her müminin bir köşkü olacak, orada yerleşecektir. Marifet, hakikat, mükașefe ve müşahede ırmakları, aralarındaki farklara göre tabakalandırılmış olarak ve müminlerin kabiliyetlerine uygun biçimde o köşklerin altlarından akacaktır.

İnanmış insanlar o köşklerde devamlı kalacaklar ve asla oradan başka bir yere meyletmeyeceklerdir. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir (Ankebut Süresi 58. ayet) Cennet ve içindekiler ne güzel ödüldür. O güzellikleri hiçbir göz görmemiştir, hiç bir kulak duymamıştır, hiçbir insan oğlunun aklından geçmemiştir. Çünkü onlar en büyük konuklardır.

Onlar sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine güvenmektedirler (Ankebut Süresi 59. ayet)

Onlar, hayatın bütün zorluklarına katlanarak sabredenler, düşmanlarının eziyetlerine tahammül edenler, yerlerinden ve yurtlarından ayrı kalmaya dayanabilenlerdir. Daha başka sıkıntılar da çekmişlerdir.

Bütün bu olanlarla birlikte, ne halde olurlarsa olsunlar sadece Rablerine tevekkül etmişlerdir, güvenmişlerdir. Başka hiçbir şeyden medet ummamışlardır. Çünkü onlar Allah’tan gelmişlerdir ve yine ona döneceklerdir. Diğer bütün yollar onlar için kapanmıştır, yok olmuştur, unutulmuştur. Onların bakışları sadece tek ve bir olan, Samed olan, Kayyum olan, doğurmamış ve doğurulmamış olan, kendisine hiçbir denk bulunmayan Allah’a yönelmiştir. Her sebebi yaratan gerçek müsebbibe güvenmişlerdir.

Allah Müslümanlara, birlik olabilmek ve gönül huzuru kazanabilmeleri için göç etmeyi ve yurtlarını terk etmeyi emrettiği zaman geçinememekten korkarak, ailelerini geçindirememekten korkarak “biz yabancı bir memlekette nasıl yaşarız, ne yeriz, ne içeriz” dediler. Bunun üzerine Allah onları teselli etmek ve korkularını gidermek için şu ayeti inzal etti:

Pek çok canlı rızkını yanında taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah’tır. O her şeyi işitir ve bilir (Ankebut Süresi 60. ayet)

Yeryüzünde hareket eden her canlının kendisine güç verecek gıdalara ihtiyacı vardır. Ancak bu hayvanların çoğu küçük veya zayıf olması gibi sebeplerle yiyeceklerini yanında taşıyamaz. Bütün kullarının rızkını vermeyi tekeffül eden Allah o canlıları ve sizleri hiç hesap edemediğiniz yerlerden doyurur. Sizler de Allah’ın rızıklarını vermeyi tekeffül ettiği canlılar arasındasınız. Hem de büyüklerinden ve kalabalıklarındansınız.

Rızık yüzünden üzülmeyin. Sizi yaratan ve size rızıklarınızı veren Allah’a karşı ayaklarınızın kaymasına sebep olacak sözler sarf etmeyin. Bu gibi düşünceleri aklınızdan bile geçirmeyin. Çünkü Allah sizin her söylediğinizi işitir, her halinizi de bilir. Her halinizde, sizin işlerinizi çekip çeviren Allah’tan sakının, korkun. Tamamen ona tevekkül edin, bağlanın. Ona öyle güvenin ve güvenmekte ayağınızı sağlam basın ki hiçbir durum sizi sarsmasın.. Yerinizden oynatmasın.

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: IV / bkz: 248-249

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir