Evlilik hayatında mutlaka birtakım sürtüşmeler ve tartışmalar olacaktır ve belki de bu kaçınılmazdır. Ama her şeyin olduğu gibi bununda bir ölçüsü ve sınırı vardır.
Sinirinizden ve kendinize hakim olamamanızdan bir anlık öfke dolayısı ile; ağzınızdan çıkacak bir kelime karşı tarafın kalbinde belki de kapanmaz yada telafisi mümkün olmayan yada çok zor olan tahribatlara yol açacaktır. İşte böyle bir durum ile karşı karşıya kalacak olursanız eğer yüce Allah’ın:
“Ey inananlar, zorla kadınları miras olarak almanız helal değildir size. Apaçık kötülükte bulunmadıkları halde onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmek için sıkıştırmayın onları ve onlarla iyi ve güzel geçinin, onlardan hoşlanmadığınız takdirde de olabilir ki sizin hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah, birçok hayırlar takdir etmiştir. (Nisa 19)” buyruğu aklınıza gelsin.
Ama işte onlar “Allah’ı unuttukları için, Allah da kendi öz canlarını kendilerine unutturdu (Haşr 19)”. Siz en ufak bir tartışmada ve en ufak bir sürtüşmede çözümü kendi aranızda Allah’ın buyrukları arasında arayacağınıza ve bu şekilde bir çözüm üreteceğinize, siz gittiniz karakollarda, polis odalarında çözüm aradınız.
Siz yangına su dökeceğine benzin döktünüz. Ateşi toprakla örteceğine saman dökerek tamamen büyümesine sebep oldunuz. Nereye kadar gidecek böyle….!!!
Böyle yaparak daha tüyü bitmemiş, gözlerini dünyaya yeni açmış olan çocuğunuzu ya anneden yada babadan yoksun bıraktınız. Siz kendi çıkarlarınız için kendi öz canınızdan bir parçayı anne-baba sevgisinden mahrum bıraktınız. Bu tabii ki işin bir boyutu. Diğer boyutlarına gelecek olursak;
Karı- kocayı anlaşamadıkları için eğer araya giren kişiler gerçekten arayı düzeltmek isterlerse bu Allah’ın izniyle yuvanın dağılması yerine yine eskisi gibi varlığını sürdürmesine devam eder ki ayet aynen şöyledir:
“Ve eğer aralarının açılmasından korkarsanız o zaman bir hakem onun akrabasından, bir hakem de bunun akrabasından gönderiniz. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah Teala aralarında muvaffakiyet meydana getirir. Şüphe yok ki, Allah Teala hakkıyla bilicidir ve tamamen haberdardır (Nisa 35)”
Ama araya giren taraflar çözüm aramak yerine tamamen birbirlerini suçlamaktan ve birbirlerinin kusur ve hatalarını sıralamaktan fırsat bulamadıkları için bu ikilinin yani karı ve kocanın değil yuvalarını sürdürmesi için aracı olmak tamamen süreyya yıldızı gibi uzaklaştırdılar.
Sönmüş ateşe körük tutarak yeniden alevlendirdiler ve işler tamamen çığırından çıktı ve telafisi mümkün olmayan hatalar doğurdu. Bir diğer boyutu;
Varsayalım ki bu çiftler ayrıldı. Ama daha dün aynı sofrada yemek yerken aynı yastığa baş koyarken bugün tamamen birbirlerine olmadık laflar, olmadık hakaretler, olmadık küfürler ettiler. Ne oldu ki daha dün beraberken ondan daha iyisi yoktu da bugün ondan kötüsü yok. İşte siz çıkarları ve menfaatleri doğrultusunda hareket eden insanlarsınız.
Her ne kadar Allah’ın en sevmediği ama helal kıldığı boşanmak olsa da, insanlar anlaşamayabilir ve sonunda ayrılabilirler. Ama önemli olan ayrıldıktan sonra birbirinize karşı olmadık hakaretler, olmadık küfürler ve olmadık sözler sarfetmeyin.
Olurda bugün boşandığınız eşinizle yarın yeniden barışacak olursanız eğer en azından eşinizin yüzüne bakarken yüzünüzün kızarmasını gerektirecek duruma düşmezsiniz. Hani derler ya; kapıdan çıkarken kapıyı sert çarpma, belki bir daha o kapıdan tekrar içeri girmek isteyebilirsin. İşte o zamanda o açık kapılar senin yüzüne teker teker kapanır, kapatılır. Barışmayacak bile olsanız eski eşinize karşı olmadık sözler sarf etmeniz sizin nasıl bir karaktere sahip olduğunuzu ortaya koyacaktır
Bir diğer husus;
Karı kocanın arası açıldığı zaman yada birbirleriyle tartıştıkları zaman gerek kız tarafı gerekse erkek tarafı karşı taraf hakkında olmadık küfürler sarfetmeyin.
Misal; Erkek eşiyle tartışıyor, kavga ediyor bu seferde kız tarafı açıyor ağzını yumuyor gözünü. Kendi kardeşinin eşine, anne dediği insana ana-avrat küfür ediyor. Allah sizin bin türlü belanızı versin, Allah belki başınızı beladan musibetten kaldırmasın, nasıl insansınız, nasıl bir inancınız var.
Eşinin anne dediği yada kocasının (kaynanaya) eşinin annesine anne dediğini bildiği halde nasıl olur da gerek kadının gerekse erkeğin ailesine dil uzatır küfür edersiniz. Bu şekilde bir şeylerin çözüleceğini sanıyorsanız eğer bu çözüm değil, baruta ateşi yaklaştırmaktan başka bir şey olmayacaktır.
Siz siz olun evliliğinizde olabilecek tartışmaları kavgaları ve sıkıntıları karakol odalarında, polis nezaretinde arayacağınıza işi inada vurmayıp çözümü eşinizle, kendi aranızda arayın ve aranıza üçüncü şahısların girmesine ve evliliğinizin hakkında yorum yapmalarını ve aile içerisindeki sorunlar karışmasına müsaade etmeyin izin vermeyin. Eğer buna izin verecek olursanız, sonucu hiç de iç açıcı olmayacaktır vesselam…
Selam hak edenlerin üzerine olsun…
İsmail Ekinci
