1. Anasayfa
  2. Uncategorized
Trendlerdeki Yazı

Bakara Süresi 61. ayet Bize Ne Anlatıyor?


Değerli kardeşlerim; Unutulmaması gereken bir şey vardır ki insanların bir çoğu bu gerçekten gafildir. Sizin sürekli bir şeylere ihtiyaç duymanız, başka ihtiyaçların habercisidir. Yani özetle ifade edecek olursak eğer; Bir ihtiyacı karşılamak başka bir ihtiyacı doğuracaktır. Bunu kabul etseniz de etmeseniz de hakikat budur.

  • Madem ihtiyaç ihtiyacı doğuruyor bunun çözümü, tedavisi nedir?

Hayatınız için gerçek anlamda size lazım olacak olan şeyleri hayatınıza alın, yerli yersiz, abur cubur yani senede yada üç sene de bir defa kullanacağınız şeyleri almaktan vazgeçerseniz eğer bu dertten kısmı anlamda kurtulmuş olursunuz.

Bir diğer boyutu ise örneklendirecek olursak; Kişinin ikamet ettiği bir evi var. Bunu dayadı döşedi, her şeyini bitirdi. Artık hiçbir masrafı kalmadı. Ama yetinmesini ve kanaat etmesini bilmeyen bu kardeşimiz gidiyor bir tane daha ev alıyor yada o evi almak için bir taraflarını yırtıyor. Nitekim amacına kavuşur kavuşamaz orası muamma ancak biz kavuştuğunu varsayacak olursak;

Bu sefer de yeni aldığı evin dayanması, döşenmesi, giderleri, tadilatı, vergisi ve daha bilmem neleri neleri. Yeni aldığı bu ev sayesinde belki bir ev daha aldı ki -bu evi alırken nasıl aldığı da muamma- bu sefer sırtına bir yük daha yükledi. Olmayan yükü kendine dert edindi. Oysa o evi almadan önce o evin giderleri ile ilgili hiçbir derdi tasası, gideri yoktu.

Geçiyoruz başka bir misale; ki biz burada araba alınmasına karşı değiliz, rahat yaşanmasına da karşı değiliz ancak bu dediğimiz şey imkanı geniş olanlar için geçerli. Aksine devenin taşıyabileceği bir yükü eşeğe yüklerseniz; eşek olduğu yerde yığılırken deve hiç dert etmeden yoluna devam eder. İşte ölçüşürken dengeyi sağlayın bunu da göz önünde bulundurun.

Adamın evinde doğru düzgün yiyeceği yemek yok, çocuklarına yazlık / kışlık kıyafet alamıyor, eşinin giderlerini karşılayamıyor; kazandığı para ile zar zor bir şekilde ay başını getirmeye uğraşırken; gidiyor burnunun sığmayacağı yere kafasını sokuyor. Ondan sonra sağda solda suçlu arıyor.

Ben sadece tabi ki bir kaç örnek verdim yoksa bunları çoğaltacak olursak vay anam vay. Geçim sıkıntısından şikayet eder, pahalılıktan şikayet eder; gider sigaraya günde 50 TL verir, cebinde telefonu varken hadi yok diyelim; 10.000 TL’lik telefon varken isim ve gösteriş yapacakya birilerine karşı gider 20.000 TL’lik telefon alır.

Ahmak herif düşünmüyor ki; sanki aç kaldığı zaman yada maddi açıdan dara düştüğü zaman o gösteriş yaptığı kişiler gelip de para verecek yada durumunu soracak. Tam aksine hepsi ondan uzak duracak ki benden para istemesin.

Tüm bu gereksiz harcamaların sonunda kişi öyle bir duruma gelecek ki; Ahmed’e, Mehmed’e beddua edecek, halinden şikayetçi olacak ve öyle bir had safhaya ulaşacak ki Allah cümlemizi bundan korusun Allah’a isyan mertebesine çıkacak. İstisnaları tenzih ederim ama şöyle bir deyimde var ki; fakir fakirliğini bilseydi fakir olmazdı

Bu isyan sonucunda ne mi olacak? Bunu Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile anlatacak olursak eğer;

Hani bir vakit; Ey Musa! Bir tek çeşit yemeğe katlanamayacağız. Artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin bitirdiği şeylerden, sebzelerden, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın demiştiniz. Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? 

İşte konuyu bağlamak istediğim nokta da tam burasıydı. Evet nasıl ki Musa (a.s)’ın kavmi kendisine verilen nimetler için nankörlük edip Musa (a.s)’a böyle bir serzenişte bulundu; Sizin yaptığınız şeyin de pek bundan bir farkı yok.

Diyeceksiniz ki; biz onları istemiyoruz ki. Evet onları istemiyorsunuz ama Allah’ın verdiği nimete, rızka nankörlük ediyorsunuz, beğenmiyorsunuz, şikayet ediyorsunuz. İşte bu hareket aynen; lastiği batıp da çıkmak için sürekli gaza basarak patinaj yapan, gaza bastıkça kurtulmak yerine daha fazla da batan kişinin durumuna benzer.

Düştüğünüz maddi sıkıntının yukarıda açıklandığı üzere sebebi siz olabileceğiniz gibi hiçbir sebebe dayanmadan imtihanın bir parçası da olabilir. Ha bu imtihanı sebebi sen isen ki zaten biliyorsun kimseye şikayet etmeye hakkın yok zıbarıp yerine otur; şayet Allah tarafından da geldi ise Allah’ım senden gelen başım gözüm üstüne diyerek teslim olursan, haline şükredersen Allah sana ummadığın yerden rızık kapıları açar. Allah imhal eder (geciktirir) ama ihmal etmez.

Ama eğer sen birileri gibi; Allah’ım sen bana sadece dünyada ver, versin de nasıl verirse versin diyecek olursan; bu bittiğinin işaretidir. Çünkü böyle bir istekte bulunan kişi için Allah (c.c); Ahirete hiçbir nasibi yoktur diye ferman buyurmaktadır.

Günümüzün imtihanı pahalılık ve teknoloji gerçekten inanılmaz boyutlara ulaştı. Bizim zamanımızın imtihanı da bu yani Allah’ı sorgulayacak halimiz yok. Zaten imtihan adı üzerinde. Yoksa herşey güllük gülistanlık olsa imtihanın bir anlamı mahiyeti kalmaz. Marşı basan arabayı iteleyen kişiye ahmak derler. Her neyse konumuzu saptırmamak açısından dönecek olursak;

Senin istediğin şey olmadı yada olmuyor diye Allah’a küsecek, ondan yüz çevirecek halinde yok. Bak ne diyor yüce Allah; Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Öyle bir elim yağda bir elim balda ağa keyfi ile imtihan olmaz. Gerçi ağa gibi yaşayan kişinin imtihanı daha farklıdır da şimdi konumuz orası değil.

Konumuzu biraz daha genişletiyoruz; geçim sıkıntısı çekiyorsun, maddi zorluktasın vesaire vesaire. Adına her ne diyorsanız deyin. Halinizden şikayetçi oluyorsunuz, ağlıyorsunuz, sızlıyorsunuz, isyan ediyorsunuz ancak işin mantıklı olmayan tarafı; tüm bu istediklerinizi isyan ettiğiniz Zat’tan (Allah) istiyorsunuz. Yani sürekli kendisine isyan ettiğiniz, şikayette bulunduğunuz -ki Allah’ı kime şikayet edeceksiniz onu da merak ediyorum- Allah’tan istiyorsunuz. Rızkı veren, genişleten, daraltan Allah olduğu halde bunun farkında bilincinde olmuyorsunuz.

Evet darlıkta, yoklukta, sağlıkta, hastalıkta, zenginlikte, fakirlikte hepsi imtihanın bir parçasıdır. Ancak şurası bir gerçektir ki Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile Yüce Allah; Kim de beni anmaktan yüz çevirirse mutlaka sıkıntılı bir hayatı olacaktır şeklinde buyurmaktadır.

Hem Allah’ın nimetini yiyorsun, hemde Allah’ın verdiği nimet ile Allah’a isyan ediyor, muhalif oluyor, kafa tutuyorsun. …. Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) doğru dürüst uygulamadıkça tuttuğunuz yol yol değildir.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir