Suçlu, günahkarların, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak, Rabbimiz Gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) gen çevir. Salih bir amelde bulunalım; artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız (diye yalvaracakları zaman) bir görse (Secde 12)
Kalpleri vardır, bununla kavrayıp anlamazlar; gözleri vardır, bununla görmezler; kulakları vardır, bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir (A’raf 179)
Nitekim bu insanlar, baba ve dedelerini körü körüne taklit ettiklerinden dolayı Allah’ın kendilerine ihsan ettiği kulak, göz ve kalp gibi nimetleri değerlendirememişlerdir. Böylece Sünnetullahta, kendi üzerlerinde ve peygamberlerin getirdiği ilahi mesajlardaki gerçeği alamamışlardır. Üstelik de Allah’ın insanları, mesajlarını görmek, düşünmek ve anlamaktan mahrum kıldığını sanmışlardır.
İddialarına göre Allah onlara zulmetmiş, mesajını anlama vasıtalarından mahrum bırakmış, bu kapıyı kendilerine kapatmıştır. O gün sapıklıkları kendilerine ayan-beyan olunca zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle der: Gerçekten biz, size uymuş olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilecek misiniz? Büyüklenenler derler ki: Biz he pimiz ateşin içindeyiz; gerçek şu ki, artık Allah kullar arasındaki hükmünü vermiştir (Mü’min 47-48)
Kaynak: İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz: 223
