1. Anasayfa
  2. BİLGİBANK

Bir Anlık Zevk mi, Sonsuz Cennet mi? Nefsin Bocalaması ve İki Yolun Tercihi

İnsan hayatı, nefsin geçici hevesleri ile takvanın ebedi huzuru arasındaki o ince çizgide şekillenir. İçimizdeki melek ve şeytanın bitmeyen çağrısı karşısında; nefsin bocalayışını, aklın zaferini ve ebedi akıbetimizi belirleyen o kritik seçimlerin hakikati

Bir Anlık Zevk mi, Sonsuz Cennet mi? Nefsin Bocalaması ve İki Yolun Tercihi

Ebedi Nimetler ve Geçici Zevkler Arasındaki Tercih

Sana soruyorum:

  • Cennetin ebedi, harikulade nimetlerini şu geçici bir anlık zevk ile değişebilir misin?
  • Yoksa cehennem ateşine sabretmek sana zor gelmiyor da, şehvetin alemine dalıp esiri olmak mı istiyorsun?
  • İnsanlardan bazılarının nefis arzularına ve heveslerine uyduklarını görüyorsun da gıpta mı ediyorsun?
  • Onlar gibi gaflete dalmak korkutmuyor mu seni?
  • Şeytan, onlara farkında olmadıkları helake sürükleyen bir yol bulduysa, sana da öyle bir yol bulmasını mı istersin?

Oysa ki başkasının günahı senin azabını hafifletmez. Başkasının dalaleti, senin sapkınlığını mazur göstermez.

Dünya ve Ahiret Arasındaki Gölge Misali

Şöyle bir düşünsene:

Sıcak bir yaz günü insanlar güneşin altında kavrulurken, sen de onlar gibi güneş altında yanmak mı istersin, yoksa serin bir gölge altında korunmak mı?

İşte cehennem ateşi de böyledir. Herkes cehennem ateşinde yanar, azap çekerken, senin tüm keder ve güçlüklerden uzak olarak bir gölgeliğin olsun istemez misin?

Yüce Allah buyuruyor ki: “Şüphesiz takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar. Rablerinin kendilerine verdikleriyle mutludurlar (Mürselât Suresi, 41-42)”

Bu gölgelik, yalnızca cennetin bir tasviri değildir. O gölgelik, dünyada da takvanın gölgesidir. Haramdan kaçınanın kalbine düşen ferahlıktır. Günaha yaklaşmayanın göğsüne açılan genişliktir.

İşte bu noktada nefis, iki zıt kuvvet arasında bocalayıp durur.

  • Bir tarafta melek, ona şöyle fısıldar: “Doğru olan budur. Cennet hak, cehennem hak. Gölgeyi seç, güneşte yanma.”
  • Diğer tarafta şeytan, onu heveslerle süslenmiş bataklığa çağırır: “Bir kereden bir şey olmaz. Herkes yapıyor. Sonra tövbe edersin.”

Nefis bu iki ses arasında bir sağa bir sola yalpalar. Bazen meleğin sözüne hak verir, bazen şeytanın süslediğine meyleder.

İmam Gazali der ki: “Nefis, iki hasmın arasında kalmış bir hakem gibidir. Hangisinin delili daha kuvvetliyse, ona meyleder. Fakat nefis, delilleri tartarken adil olmalıdır. Hevesi tartıya koyarsa, şeytan kazanır.”

ve sonunda nefis, layık olduğu tarafa yönelir

Başkalarının günah işlemesi neden bir mazeret sayılmaz?

  • Çünkü herkes kendi amelinden sorumludur. Kur’an’da defalarca vurgulandığı gibi, hiç kimse bir başkasının yükünü taşımaz. Toplumsal yaygınlık, günahı meşru hâle getirmez.

Şeytan neden hep “herkes yapıyor” diyerek yaklaşır?

  • Çünkü yalnız olmadığını düşünen insan, vicdanını susturmayı daha kolay başarır. Şeytan, bireysel sorumluluğu kalabalığın içine saklayarak nefsi rahatlatmaya çalışır.

“Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi neden tehlikelidir?

  • Çünkü büyük savrulmalar genellikle küçük adımlarla başlar. Bu düşünce, günahı sıradanlaştırır ve kalbi duyarsızlaştırarak daha büyük hataların önünü açar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir