Buruc Suresi Hakkında Temel Bilgiler
Buruc Suresi Mekki bir süre olup toplam 22 ayettir. Adını burçlar anlamına gelen buruc kelimesinden almıştır. Kur’an’a göre ise 85. suredir.
Bu sure (Buruc Suresi’ne atıf yapılıyor), putları terk edip tek Allah’a iman ettikleri için müminlere uygulanan zulmün dayanılmaz boyutlara vardığı bir dönemde indirilmiştir. Surenin temel amacı.İ
- Tevhid ehlini hem cesaretlendirmek hem de zalimleri uyarmaktır:
- Daha önceki milletlerde olduğu gibi, sabretmeleri ve imanlarından asla vazgeçmemeleri hususunda cesaretlendirmek.
- Hem can yakıcı bir cehennem azabıyla korkutmak hem de tövbe ettikleri takdirde affedilecekleri müjdesiyle müjdelemek.
Mülk Allah’ındır. Geçici bir süre için gücü elinde bulunduranlar, sahip oldukları ihtişamın etkisiyle, gerçekte ne kadar aciz olduklarının farkında değildirler. Bu nedenle bir kısım güç sahibi cahiller, kendilerini ya tanrı ya da tanrının yeryüzündeki gölgesi zanneder; hatta bazıları Firavun gibi; “Ben sizin en yüce Rabb’inizim” (Naziat 24) diyecek kadar küstahlaşırlar.
Çevrelerindeki yardakçıları tarafından şişirilen bu kişiler, Allah’ın azabıyla karşılaşınca her şeyi unutarak çaresiz kalırlar. Firavun’un son anındaki gibi, “Şu anda inandım ki İsrail oğullarının iman ettiklerinden başka ilah yoktur. Ben de Müslümanlardanım” (Yunus 90) demek zorunda kalmışlardır, ancak bu iş işten geçtikten sonra gerçekleşmiştir.
İman ve Sabır
Gerçek müminlerin imanı, önlerindeki denize ve arkalarındaki düşmana rağmen kendilerini sahil-i selamete (güvenli kıyıya) çıkarırken; zalimlerin yeis halindeki (ümitsizlik anındaki) imanları, onları boğulmaktan kurtaramamıştır.
Başta İbrahim (a.s.) olmak üzere, diri diri ateşe atılmalarına rağmen Allah’tan vazgeçmeyen müminler, Allah yolunda sabrın ve kararlılığın somutlaşmış timsalleridirler. Bu kişiler, ebedî azaba inanarak geçici azaba sabredip katlandıkları için: Peygamberler ve şehitler şu anda altından ırmaklar akan cennetlerdedirler.
Baskı ve zulüm karşısında sabreden ve imanını koruyan her müminin akıbeti, elbette hayırdır. “Her gecenin mutlaka bir sabahı olduğu gibi, darda kalan her müminin de er ya da geç mutlaka aydınlık bir sabahı olacaktır.”
