İnsanın en büyük aldanışı, kendisiyle yüzleşmekten kaçmasıdır. Dünya nimetlerine dalıp ahireti erteleyen kalp, zamanla gizli bir küfür ve apaçık bir gafletle kuşatılır.
Kendine bakmaktan kaçtığını görüyorum; bu kaçış bazen gizli bir küfür, bazen de apaçık bir ahmaklık hâlinde ortaya çıkar. Gizli olan küfür, insanın yaptıklarının karşılığını mutlaka göreceğine dair imanının zayıflamasıdır. Apaçık olan ahmaklık ise, mekir ve istidracı hesaba katmadan, Yüce Allah’ın affına ve keremine güvenip gaflete dalmaktır.
Allah’ın affı ve merhameti sonsuzdur; fakat bu hakikat, günah üzerinde ısrar etmeye mazeret değildir. Kul, kendisine verilen nimetleri bir ikram sanırken aslında istidracın içine sürüklenebilir. Bu hâl, kalbi körelten ve ahireti unutturan en büyük tehlikelerden biridir.
Gerçek mümin, affa umut bağlarken azaptan da korkar. Korku ve ümit arasında yürümeyen bir kalp, istikametini kaybetmeye mahkûmdur.
Dünya Zevkleri ve Ayrılık Acısı
Ardında ölüm olduğu hâlde dünya zevklerine dalan herkes, onlara alıştıkça ayrılık anında daha büyük bir hasret yaşayacaktır. Dünya, insana kalıcı değildir; ona gönül bağlayan, ayrılık vaktinde en çok yanan olur.
Akıllı olan, misafir olduğu bir hanı ebedî yurt edinmeye kalkmaz.
ABundan altmış yıl sonra ne sen kalacaksın ne de gözünde büyük gördüğün kimseler. İnsan, değersiz ortakları, bitmek bilmeyen sıkıntıları ve hızlı yok oluşu sebebiyle dünyayı erkenden terk etmeyi arzulamalıdır.
Alemlerin Rabbi olan Allah’ın civarında bulunmayı, ahmakların sohbetinde ayakkabıların bulunduğu safta olmaya mı tercih ediyorsun? Bu tercih, insanın değerini ve yönünü açıkça ortaya koyar. unutmamak gerekir ki; kalbin meclisi, sahibinin akıbetini belirler.
Tükenen Sermaye: Ömür
Sermayenin çoğu tükenmiş, ömürden geriye pek az kalmıştır. Eğer vakit varken tedbir alıp durumunu düzeltmiş olsaydın, zayi olan sermayen için bugün pişmanlık duyardın. Zira pişmanlık, ölümden sonra değil; hayattayken fayda verir.
