Abdullah b. Ömer’in (radıyallahu anh) naklettiği bu hadis, insanın tam anlamıyla çaresiz kaldığı anlarda kendisini kurtaracak olan şeyin ne mal, ne makam, ne de insanlar olduğunu öğretir. Allah Resûlü (s.a.v), bizden önce yaşamış üç kişinin başına gelen ibretli bir olayı anlatarak, ihlaslı amelin kul için nasıl bir sığınak olduğunu gözler önüne serer.
Mağaraya Sığınan Üç Gencin Kıssası
Bu üç kişi yolculuk esnasında geceye yakalanınca bir mağaraya girerek korunmak ister. Ancak onlar içeri girdikten sonra dağdan yuvarlanan büyük bir kaya, mağaranın ağzını tamamen kapatır. Artık dışarı çıkmaları imkansız hale gelir. Bu noktada, maddî hiçbir çözüm kalmadığını fark ederler.
Birbirlerine şu hakikati hatırlatırlar: “Bizi bu kayadan ancak Allah’a, O’nun rızası için yaptığımız güzel amelleri vesile kılarak dua etmek kurtarabilir.”
Bu söz, imanın özünü yansıtır. Çünkü insanın zor anında sığındığı yer, gerçekte neye inandığını da ortaya koyar.
İçlerinden biri, anne ve babasına olan derin bağlılığını ve onları çocuklarının önüne geçirecek derecede gözetmesini Allah’a arz ederek dua eder. Bu ihlaslı dua üzerine kaya biraz aralanır; fakat çıkmaya yetecek kadar değildir.
Bu olay, ana-babaya iyiliğin Allah katındaki ağırlığını gösterir.
İkinci kişi, çalıştırdığı bir işçinin hakkını en ince ayrıntısına kadar koruduğunu, onun emeğini zayi etmediğini hatırlatarak dua eder. Bu dua da kabul olur ve kaya biraz daha açılır. Ancak halen tam bir kurtuluş yoktur.
Bu durum, kul hakkının ne kadar büyük bir mesele olduğunu gözler önüne serer.
Üçüncü kişi ise en zor ve en sarsıcı duasını yapar. Amcasının kızını herkesten çok sevdiğini, onunla birlikte olmak istediğini; fakat meşru olmayan bu ilişkiye razı olmadığını anlatır.
Yıllar sonra yaşanan kıtlıkta, sevdiği kadının çaresizlik içinde kendisine geldiğini, para karşılığında ilişkiye razı olduğunu; fakat tam o esnada kadının “Allah’tan kork” uyarısı üzerine, onu bırakıp günaha girmediğini ve verdiği parayı da geri almadığını söyler. Bu ameli yalnızca Allah’ın rızası için terk ettiğini dile getirerek dua eder.
Bu üçüncü ihlaslı dua üzerine kaya tamamen açılır. Üçü de mağaradan çıkarak yollarına devam ederler.
Bu, haramdan sakınmanın, özellikle de zinadan korunmanın; kul için nasıl bir ilahi kurtuluş vesilesi olabileceğini açıkça gösterir.
Bu Kıssadan Çıkarılacak Dersler
- Amelin büyüklüğü değil, Allah için yapılmış olması insanı kurtarır.
- Ebeveyne yapılan samimi hizmet, en dar anlarda bile kapı açar.
- İnsanlarla olan hesaplaşma, Allah katında son derece ciddidir.
- Nefsin en güçlü çağrısına rağmen “hayır” diyebilmek, imanın zirvesidir.
Bu kıssa, mecaz değil; hakiki bir gerçeği öğretir: Haramdan sakınmak, insanın önündeki en ağır engelleri bile kaldırır.
Dua, Salih Amelle Birleşince Kabul Olur
Yalnız sözle değil, yaşanmış bir amel ile yapılan dua kapıları açar.
Her çağın mağarası ve her insanın önünde duran kayaları vardır. Kimi zaman bu kayalar günah, kimi zaman çaresizlik, kimi zaman da çıkmazlardır. Bu kıssa bize şunu öğretir:
- İhlas, sabır ve haramdan sakınma; insanı en karanlık mağaralardan bile çıkarır.
- Ve bazen bir “Allah’tan kork” sözü, bir ömürlük kurtuluşun anahtarı olur.
