1. Anasayfa
  2. AHİRET HAYATINA İNANMAK

Cennette Kıskançlık ve Hasret Var mı? İslam’da Cennet Hayatı


Sonsuzluk yurdu olan cennet, sadece maddi lezzetlerin değil, aynı zamanda ruhun en yüce huzura erdiği mukaddes bir mekandır. İnsanoğlunun dünyadaki imtihanlarından biri olan kıskançlık ve haset gibi kalbi marazlar, cennet kapısından içeri girerken ilahi bir lütufla temizlenecektir. “(Cennette) onların altından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. (A’raf, 43)” ayet-i kerimesinin tecellisiyle, her mümin kendi makamında en yüksek doyuma ulaşacak ve başkasının nimetine karşı zerre kadar bir keder duymayacaktır.

Cennet, kelime manasıyla “bahçe” demek olsa da, hakikatte insanın ruh ve beden bütünlüğüyle hayal edebileceği en mükemmel saadet yurdudur. Ancak bu yüce makama kabul edilen her nefis, dünyevi kirlerinden ve beşeri zaaflarından arındırılmış olarak içeri buyur edilir.

Kin ve Hasetten Uzak Bir Hayat

Cennet ehli oraya girmeden evvel manevi bir tasfiyeden geçirilir. Dünyada insanı yoran, uykularını kaçıran ve kardeşlik bağlarını zedeleyen kıskançlık (haset), cennetin o tertemiz ikliminde yer bulamaz.

Fıkhi ve itikadi kaynaklara göre, cennet sakinleri birbirlerine karşı tam bir safiyet içindedirler. Bir başkasının derecesinin daha yüksek olması, alt derecedeki mümin için bir eksiklik değil, o muazzam ilahi senfoninin bir parçasıdır. Herkes kendi nasibinden öylesine memnundur ki, bir başkasının sofrasına veya makamına göz dikme arzusu tamamen yok edilmiştir.

Cennete giren her mümin ve müminedeki en büyük mucize, yepyeni bir yaratılışla (inşa) karşımıza çıkar. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) müjdeleri doğrultusunda, dünya kadınları ve erkekleri cennette en güzel, en genç ve en zinde halleriyle yer alacaklardır.

  • Eşler arasında dünyadaki kırgınlıkların yerini, bitmek bilmeyen bir sevgi ve cazibe alacaktır.
  • Her mümin, Allah’ın ona bahşettiği cemali ve kemali bizzat üzerinde hissedecek, bu da tam bir özgüven ve iç huzur sağlayacaktır.

“Cennetin Nimetleri” bir “yasaklar yurdu” değil, bir “ikram yurdudur. Fussilet Suresi 31-32. ayetlerinde belirtildiği üzere:; “Orada, çok bağışlayıcı, çok merhametli olan Allah’tan bir ikram olarak sizin için canınızın çektiği her şey bulunacak, yine orada umduğunuz her şeyi elde edeceksiniz (Fussilet 32)”

Bu sebeple cennette “şu var mı?” veya “bu olacak mı?” gibi endişeler yersizdir. Rabbimizin “Kün” (Ol) emrinin tecellisiyle, kalpten geçen her hayal, o an hakikate bürünür.

Bekarlığın Olmadığı Saadet Yurdu

İslam inancına göre cennette yalnızlık ve bekarlık yoktur. Cennet, kalbi bir bütünleşme yeridir. İnsan fıtratının en temel ihtiyaçlarından olan ünsiyet (yakınlık) ve meveddet (sevgi), cennetin her köşesinde hissedilir. Orası, mahrumiyetin bittiği, her kalbin kendi dengini bulduğu ve ilahi aşkın beşeri muhabbetle harmanlandığı bir ebediyet sarayıdır.

Sonuç olarak cennet; Kıskançlığın olmadığı, sevginin hiç eskimediği ve her anın bir öncekinden daha lezzetli olduğu bu yurdu kazanmak için dünya tarlasında doğruluk ve sabır tohumları ekmek elzemdir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir