1. Anasayfa
  2. Uncategorized
Trendlerdeki Yazı

Çiçeklerle Hoş Geçin Balı İncitme Gönül & Yunus Emre


Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül.

Bir küçük meyve için dalı incitme gönül.

  • Mevla verince azma, geri alınca kızma,
  • Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül.

Dokunur gayretine, karışma hikmetine,

Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül.

  • Sevmekten geri kalma, yapan ol yıkan olma,
  • Sevene diken olma, gülü incitme gönül.

Mümine yakışan, sözleri ve davranışlarıyla kimseyi kırmamak, ilahi nazargah olan gönle keder düşürmemektir. Bununla birlikte kişinin çevresinden kolayca incinmesi, hoşgörüden uzak, sürekli olarak eksik ve kusurları gören bir tavırla ikili ilişkiler içinde bulunması da geçim yollarını tortularıyla tıkar.

İrfan geleneğinde incitmemek ve incinmemek makbul insanın vasıfları arasında sayılmıştır. Meşhur alim Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın “Cihan bağında ey akıl, budur makbul-i insü cin, ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin” sözleri de bu hakikate vurgu yapmaktadır.

İncinmemenin yolları daha meşakkatlidir. Kişinin incitme eyleminin öznesi olup başkalarını incitmekten kaçınması doğrudan bireysel çabası ve davranışlarıyla ilişkili iken incinmede nesne konumundadır. Bu nedenle de çevresinde kırıcı, kaba, hoyrat davranışlarda bulunan insanlar varken incinmemesi aslında çok daha büyük bir olgunluğun göstergesidir.

Geçinmeye gönlü olmak diye bir ifade vardır dilimizde. Bu ifade bize, geçinme sanatının temelinde niyet olduğunu anlatır. Kişinin incitmemeye ve incinmemeye niyet etmesi, ardından gayretle davranışlarını biçimlendirmesi, sözlerini arındırması gerekir.

Belki de büyüklerimiz bu yüzden; Niyet hayır, akıbet hayır derler. Davranışların özünü kişinin niyeti oluşturur. İnsanların aralarındaki geçimsizlik çoğu zaman niyetin iyi olmamasından kaynaklanır.

Niyet o kadar önemlidir ki hataların bile üstünü örtebilir. İyi geçinme için yola çıkmış kimse, kusurları eksikleri görmez. Görse bile bunu büyük bir meseleye dönüştürmez. Geçinme yönünde iyi niyeti olan kimse, daha baştan bu kararıyla davranışlarını belirlemiş olur.

İnsanlar farklı farklı özelliklerde yaratılmışlardır. “Rabbin dileseydi insanları elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat onlar hep ihtilaf içinde olacaklardır, Rabbinin esirgedikleri müstesna; zaten O, insanları buna uygun yaratmıştır… (Hud 118)” ayeti bu farklılığı ifade etmektedir.

Önemli olan tüm bu farklılıklara rağmen birbirini kabullenebilmektir. Farklar, Yaradan’ın bir lütfudur. İnsanların farklılığı onları tanıma noktasında merak uyandırır. Şayet tüm insanlar aynı özelliklere sahip olmuş olsaydı birini tanıyınca hepsini tanımış olurduk. Her insan benzersizdir. Keşfedilmeyi bekleyen…

Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Haziran 2018 / bkz: 5

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir