1. Anasayfa
  2. CİNSEL YAŞAM

Cinsellik Öncesi Eşlerin Karşılıklı (Manevi ve Fiziksel Anlamda) Birbirini Hazırlaması


Yüce Yaratıcı, insanı sadece biyolojik bir varlık olarak değil, ruhu ve bedeniyle bütünleşmiş, sevgiye ve tatmine ihtiyaç duyan onurlu bir varlık olarak halk etmiştir. Cinsellik, bu yaratılışın en mahrem ve en derin ihtiyaçlarından biridir.

Ancak çoğu zaman unutulan bir hakikat vardır: Allah, kullarına bahşettiği hiçbir nimetin zulüm aracına dönüştürülmesine razı olmaz. Evlilik çatısı altında bir kadının fıtri bir ihtiyaç olan cinsel doyumdan mahrum bırakılması, sadece fiziksel bir eksiklik değil, aynı zamanda ilahi adaletin hassas terazisinde bir “kul hakkı” ihlalidir.

Kur’an-ı Kerim, hayatın her alanına ışık tuttuğu gibi eşler arasındaki mahremiyete de en zarif ve en adil ölçüleri getirmiştir. Bakara Suresi’nin 223. ayetinde yer alan “Nefisleriniz için önceden hazırlık yapın” emri, birçok müfessir tarafından derin bir hikmetle yorumlanmıştır.

Yani öne alma eylemi; sadece besmele ve dua ile sınırlı değildir. Bu, bedensel birleşmeden önce eşlerin birbirini ruhsal ve fiziksel olarak hazırlamasını, yani sevişmeyi, şefkati ve ilgiyi ifade eder. İlahi irade, erkeğe kendi hazzına odaklanmadan önce eşinin gönlünü ve bedenini bu paylaşıma hazırlamasını emretmektedir.

Eğer bir erkek, sadece kendi biyolojik doyumunu merkeze alıyor ve eşinin tatminini gözetmeden ilişkiyi sonlandırıyorsa, burada açık bir haksızlık var demektir. Kullarına cinselliği bir sükûnet ve meveddet (derin sevgi) kaynağı olarak ihsan eden Allah, bir tarafın doyum sağladığı, diğer tarafın ise hayal kırıklığı ve eksiklik hissiyle baş başa bırakıldığı bir tabloya rıza gösterir mi?

Cinsel bencillik, eşin ruhunda onarılması güç yaralar açan sessiz bir zulümdür. Ayetteki “hazırlık yapın” uyarısı, aslında bencilliği yasaklayan ve eşin hakkını koruma altına alan bir adalet beyanıdır.

Ruh ve Bedenin Bütünlüğü

İslam düşüncesinde meşru dairedeki cinsel birliktelik, doğru niyet ve karşılıklı rıza ile yaşandığında bir tür sadaka ve ibadet hükmündedir. Ancak bir ibadetin kabulü için nasıl ki nezaket ve usul gerekiyorsa, eşler arasındaki birleşmenin de bir usulü vardır. Sevişmeyi öne almamak, kadının uyarılma döngüsünü yok saymak ve aceleci davranmak; ayetin ruhuna aykırı hareket etmektir. Gerçek mümin, hayatın her anında olduğu gibi eşiyle baş başa kaldığında da “Adil” olan Allah’ın huzurunda olduğunun bilinciyle hareket etmelidir.

Sonuç olarak, cinsel tatmin sadece hayvani bir içgüdünün tatmini değil, iki ruhun birbirine emanet edilmesidir. Bakara 223’teki o ince uyarıya kulak vermek; eşini bir nesne gibi değil, Allah’ın bir emaneti gibi görmeyi gerektirir. Kendiniz için önden hazırladığınız her şefkatli söz, her nazik dokunuş ve her sabırlı bekleyiş, aslında ahiretiniz için hazırladığınız bir iyiliktir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir