1. Anasayfa
  2. CİNSEL YAŞAM

Cinsellikte Nezaketin Önemi


Cinsellikte Nezaketin Unutulan Dili

İnsan, sadece bedenden ibaret bir varlık değildir; her hücresinde bir ruh, her arzusunda bir derinlik taşır. Bu yüzden insani ilişkilerin en mahremi olan cinsel birliktelik, sadece biyolojik bir ihtiyaç giderimi değil, bir nezaket ve estetik sınavıdır. Rehberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), asırlar öncesinden bizleri uyarırken, sevgisiz ve hazırlıksız birleşmeyi beceriksizlik ve cefa olarak tanımlamıştır. Bu tanım, aslında günümüzün aceleci ve bencil dünyasına indirilmiş bir şefkat tokatıdır.

  • Bunlardan ilki, dostunun kim olduğunu, neyi sevip neyi sevmediğini bilmeden bir ömür geçirmektir.
  • İkincisi, samimiyetle çağrıldığın sofraya sırt dönmektir.
  • Üçüncüsü ve belki de en mahremi ise, eşini tatmin etmeden, onun ruhsal ve fiziksel doyumunu gözetmeden ilişkiyi kendi bencil hızıyla sonlandırmaktır.

Hayvani Dürtüden İnsani Vuslata

“Sizden hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi birleşmesin!” buyruğu, insanı diğer canlılardan ayıran o eşsiz farka işaret eder: Hayvanlar için birleşme sadece bir içgüdüsel zorunluluktur; ancak insan için bu, “aşk fısıltılarını” aracı kılan bir sanattır. Sevişmeksizin, ruhu hazırlamadan ve gönle dokunmadan kurulan her temas, insan onurunu zedeleyen bir kabalıktır. O meşhur hadiste tavsiye olan “aracı kılın” emri; kelimelerin, dokunuşların ve bakışların birleşmeden önce bir köprü kurması gerektiğini haykırır.

Bu, bir eşin diğerine duyduğu minnetin, arzunun ve şefkatin sesli ifadesidir. Bedenlerin birleşmesinden önce ruhların birleşmesidir. Kadın ve erkek, birbirlerinin sadece fiziksel ihtiyaçlarını değil, en çok da “anlaşılma” ve “değer görme” ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bencilce bir hızla kendi doyumuna koşan bir zihin, aslında eşinin ruhuna ağır bir yük bırakmaktadır. Oysa nezaketle örülmüş bir süreç, her iki tarafın da selamete erdiği bir ibadet neşesi taşır.

Gerçek “beceri”, sadece dünyevi başarılar elde etmek değil, hayat arkadaşının gönlünde ve bedeninde bıraktığın huzur izidir. Kendimizi ve eylemlerimizi bu kadim ölçülerle tartma vaktimiz gelmedi mi? Hayvanların bile yapmadığı bir kabalığı, eşimiz gibi kutsal bir emanete reva görmek, modern zamanın bir hastalığıdır. Gelin, ilişkilerimizi mekanik birer eylem olmaktan çıkarıp, “aşk fısıltılarıyla” bezenmiş, nezaketin ve adaletin hüküm sürdüğü birer vuslata dönüştürelim.

Allah’ın Resulü şöyle buyurmuştur:

  • Hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi sevişmeksizin cinsi münasebette bulunmasın. Arada bir elçi bulunsun.
  • Soruldu: Ya Resulüllah! Elçi nedir?
  • Buyurdu: “Aşk fısıltıları ve öpüşmedir.”

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir