1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Çocuğa Karşı İyi Bir Anne-Baba Olmak


Uzun bir tatil sonrasında öğrencilerimiz okula dönmeye hazırlanırken ebeveynleri de yeni eğitim-öğre tim yılı için gerekli olan araç-gereçleri hazırlamakla meşgul. Peki, okul araç gereçlerini hazırlarken bir yandan ebeveynler olarak kendimizi de yeni eğitim öğretim dönemine hazırlıyor ve bir yandan da “Na sil iyi bir veli nasıl olabilirim?” sorusunu kendimize soruyor muyuz?

Eğitim, aileden bağımsız işleyen bir süreç değildir, aksine öğrencinin akademik başarısının artışından insani değerleri ve manevi gelişimine kadar her noktada veli-okul işbirliğine ihtiyaç vardır.

İyi bir veli olmak için, çocuğumuzun kalemden silgiye, kitaptan deftere, okul kıyafetine kadar maddi ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değildir. Sabah okula gidişinden akşam eve dönüşüne kadar ve hatta ertesi gün okula gidişine kadar takip etmemiz ve ilgilenmemiz gereken hususlar bulunmaktadır;

  • Okula giderken çocuğumuzun kahvaltı yapmasını temin etmek;
  • Olumlu ve istekli bir duygu durumu içinde okula gidişine imkan sağlamak;
  • Okul dönüşü onu sıcak bir yemek ve sıcak bir tebessümle karşılamaya özen göstermek;
  • Gün içerisinde okulda neler yaptığını, eleştirel bir üsluba düşmeden dinlemek;
  • Ödevini yapmasını takip ve kontrol etmek;
  • Öğretmenleriyle veli toplantısı haricinde de görüşmek, memnun oldukları ve olmadıkları konularda bilgi alıp onları bu konularda yönlendirmek; bunlardan önemli bir kaçıdır.

Bu bizim başkasına devredemeyeceğimiz “Başkası öğretsin” ya da “Olursa olsun…” diyemeyeceğimiz bir durumdur. Çocuklarımıza okulda çizilen sınırları anlamak, onlara anlatmak ve ev hayatında da sınırlar çizmek bu bakımdan bizim görevlerimiz arasında yer almaktadır.

Sınırlar koymak, çocukların özgürlüklerini kısıtlamak, onları korkak ve ezik bireyler yapmaz. Onların sorumluluk sahibi, özgüvenli ve saygılı bireyler sağlar. Sanıldığının aksine çocuğumuzun sınırları öğrenme süreci okulda değil evde tamamlanmalıdır.

Ne yazık ki evde ebeveyni tarafından sınırsız özgürlükle büyütülen çocuklar hem okuldaki kurallara uymakta sorun yaşarlar hem de “akran zorbalığı” gösterirler.

Veli olarak çocuğumuzun akranları tarafından zorbalığa uğrayıp uğramadığını yahut zorbalık yapmaya eğilimli olup olmadığını tespit öncelikle bize düşmektedir. Çocuğumuzu davranışları bakımından dikkatle gözlemlemek bu noktada fayda verecektir. Çünkü çoğu zaman çocuklar bir zorbalığa maruz kaldıklarında bunu ailelerine veya öğretmenlerine söylemekten korkarlar

Bazen gereğinden fazla yapılan bir abur cubur alışverişi bazen tedirgin bir bakış bu noktada velilere çok önemli ipuçları verecektir. Diğer yandan çocuğumuzun zorbaca, merhametsizce bir başka çocuğu ezmesine, zarar vermesine yahut kullanması na da fırsat vermemeli; bu konuda da dikkatli olunmalıdır.

Çoğu zaman ‘benim çocuğum yapmaz yaklaşımı ile öğretmenlerin bazı ikazları göz ardı edilebilmektedir. Oysa kötü davranışa anında ve doğru müdahale uzun vadede çocuğumuzun yararına olacaktır. Diğer yandan hak, adalet ve merhamet ailede öğrenilir duygulardır.

Aile içinde bu duyguları öğretemediğimiz çocuklarımız bu ve buna benzer çokça olaya sebep olabilirleri Yaygın bazı tehlikelere karşı çocuğumuzu korumak da okul ve öğretmenlere nazaran bizlerin öncelikli görevidir.

Çağımızın vazgeçilmezleri olan telefon, tablet ve bilgisayarın okul çağındaki çocuklarımızın ilgisini okuldan çok sosyal medyaya yönlendireceğini bilerek onları bu zararlardan korumak; öğretmenlerin tek başına yapabileceği bir şey değildir.

Son model akıllı telefonu eline vererek okula yolladığımız çocuğumuzu öğretmenlerin kontrol edebilmesini öğretmenlerinden beklemek haklı ve doğru bir yaklaşım değildir.

Kendi dönemimizdeki veya çevremizdeki başka çocuklarla çocuğumuzu kıyaslamak da kimseye faydası olmayan bir yaklaşımdır. Onları oldukları gibi kabul etmemek, kapasitelerinin üzerinde beklentilere girmek hem bizi hem de onları yoracak ve kimseye bir şey kazandırmayacaktır.

Öğrenme güçlüğü çeken çocuğunun tip fakültesini okumasını hayal eden ebeveynler yalnızca üzülmüş ve yorulmuş olurlar. Herkesin çocuğu kendisine kıymetli ve değerlidir hiç şüphesiz: ancak “Bu çocuk tip fakültesi okuyamaz!” diyen öğretmen, çocuğunuzu kıymetsiz görüyor anlamına gelmez.

Gerçeklerin farkında olarak “çocuğumuzu daha ileri nasıl taşırız gayesiyle hareket etmek meselenin esasıdır.

İrem Kurtuluş (Eğitimci)

Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Eylül 2017 / bkz: 16-17

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir