İlk sözcüklerimizi aile içinde öğreniriz ve hayata dair edindiğimiz ilk bilgiler de çoğunlukla aileyle ilgili olanlardır. “Anne ya da “baba’ der bebeklerimiz ilkin. Sonrasında anne ve babasından öğrendikleri dökülür dillerinden. Anne babasının penceresinden bakarlar hayata, o pencereden görünenler onlar için hakikattir
Dünya dönüyor. işte ispatı
Babamız her akşam dönüyor eve diyen Suavi Kemal Yazgıç bir çocuğun hayata, ailesine dünyaya bakışını ne güzel ifade etmiş Dünyanın dönüşünü babasının her akşam eve dönüşüyle özdeşleştiren çocuk, dünyayla ilgili hakikatleri de anne-babasının tavır ve davranışlarından sözlerinden öğrenecek içselleştirecektir.
Pek çok alışkanlık gibi tüketim alışkanlıkları da çocuğun ilk önce ailesinden edindiği izlenimler, görgüler alışkanlıklar tavır alışlar üzerinden oluşur. Çocuklarımız alışveriş, harcama. tüketim, tasarruf gibi konularla ilgili alışkanlıklarını ilk olarak bizim aracılığımızla oluşturuyorlar. Sonraları başka faktörler eklense de buna ilk temel ailede atılıyor.
Çocuğun eğitiminden birinci derecede sorumlu olan, aynı zamanda onu eğitmek için en iyi fırsatlara sahip olan biz yetişkinler, israf etmeme konusunda ne kadar hassas davranıyoruz? Bu konuda evlatlarımıza ne kadar örnek oluşturabiliyoruz?
Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz (A’raf Süresi 31) ayetini sık sık dillendirirken, tabağında ki yemeğini bitirmeyen çocuğumuza bunun israf olduğunu ve israfın da Allah’ın razı olmadığı kötü bir iş olduğunu söylerken bizim israfla ilgili genel tavrımız nasıl?
Öyle sanıyoruz ki bu konu üzerinde derinlemesine düşünmemiz, gündelik hayatımızı ince elekten geçirerek değerlendirmemiz gerekiyor.
Faruk Görgülü
Kaynak: Diyanet Aile Dergisi / Mart 2013
