1. Anasayfa
  2. ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

Çocuk Eğitiminde Yapılan Hatalar


Terbiye ve Bireysel Sorumluluk

Bir babanın evladına vereceği en güzel hediye terbiyedir. Ancak acı olan bir gerçek var ki o da, anne-babanın tüm çabalarına rağmen, uğraşlarına rağmen burnunun dikine gitmekten, doğru zannettiği yanlışlardan vazgeçmeyen, kendisini elem verici bir ateşten sakındırmak için uğraşan anne-babalarına karşı duyarsız davranan evlatların var olmasıdır.

Hz Ali (r.a): Çocuğun babası üzerinde hakkı vardır; babanın da çocuğu üzerinde hakkı vardır. Babanın çocuk üzerindeki hakkı; Münezzeh olan Allah’a isyan hariç her şeyde ona itaat etmesidir. Çocuğun babası üzerindeki hakkı; ona güzel bir isim vermesi, güzel terbiye etmesi ve Kur’an öğretmesidir. Nitekim Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde: ‘Bir babanın evladına vereceği en güzel hediye terbiyedir’ şeklinde buyurmuşlardır.

Anne-Babanın Sorumluluğu

Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde: ‘Evleniniz, çoğalınız. Şüphesiz ki kıyamet gününde ben ümmetimin çokluğu ile övüneceğim’ şeklinde buyurmuştur ancak evlenmeye ve çoğalmaya (çocuk) teşvik ederken de haramları helal sayacak, sünnetime yüz çevirecek,

Allah’ın koymuş olduğu farzları hiçe sayacak, kendi nefsi, heva ve arzuları doğrultusunda yaşayıp da Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate almayacak, benim sünnetim olmayan şeyleri benim sünnetimdenmiş gibi bana mal edecek şekilde evlat yetiştirin demediği de kesindir.

Ancak anne-babanın tüm çabalarına rağmen, uğraşlarına rağmen burnunun dikine gitmekten, doğru zannettiği yanlışlardan vazgeçmeyen, kendisini elem verici bir ateşten sakındırmak için uğraşan anne-babalarına karşı duyarsız davranan evlatlar, söz dinlememeleri vs vs.

Hani demiştikya at peşinde, it peşinde, top peşinde koşturan anne ve babanın evladına zarardan başka vereceği hiçbir şey yoktur. Çocuğunuza yalanı ilk söz öğrettiniz. Şöyle ki birisi telefonla aradı ve evde olduğunuz halde çocuğunuza beni soran olursa evde yok gibisinden sözlerle yalan söylemenin ne olduğunu bu şekilde aşılamış oldunuz.

Artık ne kadar evladım yalan söylemek, başkalarını kandırmak çirkin bir harekettir, günahtır diyecek olsan da etkili olması ya çok zor olacaktır yada mümkün olmayacaktır. Çünkü kötü ise sen neden yapıyorsun yada yaptırıyorsun gibisinden bir cevap ile muhatap kalabilirsiniz.

Çocuğunuza kumarı siz öğrettiniz, olması gerekenden fazlasıyla sanki her şey parayla satın alınıyormuş yada alınabiliyormuş gibisinden çok para kazanmasını ve bu yola girerken de helalmiş harammış dinlememesi konusunda yanlış bir empoze yaptınız.

Şöyle ki; Sizin bir şey olmaz, ne olacak, kimsenin malını gasp etmiyorum vesaire gibi savsatalarla hem kendinizi kandırdınız hemde çocuğunuza kötü örnek oldunuz. Milli piyango biletleridir, şans oyunlarıdır, iddia oyunları gibi vesaire. Bunlarda kimseyi kırmadığın için bir kötülük olmadığı düşüncesiyle içerisine daldınız. Ama bu dalış sizin ve ailenizin, çoluk, çocuğunuzun helak olması için şeytanın elinde bir malzeme oldu.

Çocuk zamanla aklı erdiği ve aklı erdikçe de aklı dünyevi menfaatlere ve çıkarlara çalışacağı içindir ki, küçüklüğünde ne görmüşse büyünce de aynı huyunu sürdürme ihtimali yüksektir ki nefsini terbiye etmezse eğer anne-babasının düştüğü hataya kendisininde düşmesi içten bile değil.

Daha çocuktur, küçüktür, bir şey olmaz, bir şeyden anlamaz diyerek çocuğa namazı-orucu, Allah’ı, Kitab’ı ve Sünnet’i öğretmek yerine tuttunuz eline oyun kağıtlarını, domino taşlarını, şans oyunu biletlerini tutuşturdunuz. Bu şartlar altında büyüyen bir çocuğun da, annesinin ve babasının akıbetinden de korkulur.

Vermeniz gereken zamanlarda vermeniz gereken şeyler yerine vermemeniz gereken şeyleri verecek olursanız eğer, yapması gereken yerlerde yapmaması gereken, yapmaması gereken yerlerde de aksini yapacak ki tablosu ortaya çıkacaktır ki bunun zararı ama öyle ama böyle, ama şimdi ama daha sonra size geri dönecektir. Şayet eğer çocuklara ilmi bir terbiye verilecek olsaydı anne-babalar huzur evlerinde dolup taşmazdı

Anne olan hanım kardeşimiz kapanmanın ne olduğunu bilmediği için, bilmediği şeyi evladına öğretmesi zordur. Anası mini etek giyerse, kızı belkide onu bile giymez. Anası rujdur, makyajdır ıvır zıvır şeylerle haşır neşir olurken bunu gören kız çocuğununda annesi olacak hanım kardeşimizden daha kötü bir duruma düşmesi içten bile değildir (istisnalar olsa da).

Sözü fazla uzatacak değilim ki bu misalleri çok artırabilirsiniz. Artık bunu kendiniz kıyaslayın. İşte Yüce Allah’ın “Ama onlar mutlaka kendi yükleri ile beraber başka yükleri de yani başkalarını saptırmanın vebalini de taşımak zorunda kalacak ve kıyamet günü uydurdukları iftiralardan sorguya çekileceklerdir (1)” buyruğu da buna bir misal olarak işaret etmektedir.

Ancak ebeveyninizin sürekli olarak bir şeyleri tekerrür ediyor olması o şeyin doğru olduğunu gerektirmez. Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk” demiş olmasınlar (2)”. “Peygamber onlara: “Peki, size babalarınızın bağlandığı dinden daha doğrusunu getirmişsem, yine de sürüp gidecek misiniz? (3)”.

Buradan da her Müslümana ilim öğrenmek farzdır hadis-i şerifinin mahiyeti ortaya çıkmaktadır. İlim öğrenmeniz ve öğretmeniz hem kendiniz için hemde aile efradınız için bir kurtuluş reçetesidir. İşte bu yüzdendir ki yüce Allah “Ey iman edenler! Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun! Onun başında heybetli, sert ve şiddetli melekler olup onlar asla Allah’a isyan etmez ve kendilerine verilen bütün emirleri tam yerine getirirler (4)” şeklinde buyurmaktadır. Tabi ki bu işin bir boyutu.

Bireysel Sorumluluk Mazeret Kabul Etmez

Her ne kadar işin ucu anne-babaya dokunacak olsa da bütün mesuliyet anna-babaya ait değildir. Anne-baba ilmi bilgiyi belki vermiştir belkide vermemiştir. Ancak vermemişse bile bütün sorumluluk onlara aittir diyerekten işin içinden çıkamazsın. Çünkü bilmemek, öğrenmemek, araştırmamak yarın mahşer meydanında mazeret olarak kabul edilmeyecektir

Çocuk eğitiminde anne-baba bir yere kadar sorumludur. Ondan sonra yapacağın bütün eylemlerden bizzat kendisi sorumludur.

Anne-baba seni eğitmemişse bile sen kendi kendini eğitmek zorundasın. Fıtratın buna uygundur ve eğilimlidir. Nitekim yüce Allah “Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldığını da düşünün: Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu! (5)”.

“Yahut: “Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı (6)” ayet-i celileleri bunlara bir misal olarak işaret etmektedir.Anlayana.

“Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur;  kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız (7)”.

Yazıda istisnaları tenzih ederim.

Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam…

İsmail Ekinci

(1-Ankebut Suresi 13) (2-Zuhruf Suresi 23) (3-Zuhruf Suresi 24) (4-Tahrim Suresi 6) (5-A’raf Suresi 172) (6-A’raf Suresi 173) (7-İsra Suresi 15)

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir