İslam’a göre çocuk, tevhit fıtratı üzere dünyaya gelir. Bu nedenle onun ilk duyduğu kelimeler, ilk öğrendiği kavramlar imanla yoğrulmalıdır. Dilinin “La ilahe illallah” ile açılması, kalbinin erken yaşta hakikatle tanışmasına vesile olur.
Çocuk en yakınındakini taklit ederek büyür. Anne-baba neyi yaşıyorsa, çocuk da onu öğrenir. Bu yüzden yedi yaşına geldiğinde namaza alıştırılması, bir zorlamadan ziyade sevdirerek kazandırılan bir disiplin olmalıdır.
Aile ortamında Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt muhabbeti ve Kur’an aşkı ile büyüyen bir çocuk, dış dünyada da bu değerleri arar. Okulda ve çevrede iyi kimselerle arkadaşlık ettiğinde, salih bir karakter inşa etmesi kolaylaşır. Çünkü iman, yalnızca öğretilen değil; yaşatılan bir hakikattir.
Her ev, kendi içinde küçük bir mektep olmalıdır. Dünya ve ahiret saadetini hedefleyen bir kitaplık, bu mektebin temel direğidir. Çocuğun yaşına ve seviyesine uygun eserler seçilir; anne ve baba, evin ilk muallimleri hâline gelir.
Zamanın büyük kısmını alan ekranların karşısında heba edilen vakitler yerine; ailenin bir araya geldiği anlar, iman, ibadet ve ahlak merkezli okumalarla değerlendirilir.
Hakikate gönül vermiş alimlerin, mürşitlerin ve salih kulların sohbetlerine devam edilmesi; kalbi diri tutar. Bu meclislerde edinilen hikmetler, ev halkıyla ve çevreyle paylaşıldığında ıslah edici bir etki doğurur. Evde konuşulan her hayırlı söz, çocukların zihninde kalıcı izler bırakır.
Çocuk; küçüğe merhameti, büyüğe hürmeti yaşayarak öğrenir. Eve gelen misafirden kaçırılan değil; misafire hizmetle şereflendirilen bir evlat olarak yetiştirilir. Bu yaklaşım, çocuğa hem sorumluluk duygusu kazandırır hem de insana hizmet etmenin değerini öğretir.
Aile içinde dinî hassasiyet titizlikle gözetilir. Eve girerken Eûzü-Besmele ile girilir, selam ihmal edilmez. Göz, kulak ve kalp; Allah’ın razı olmayacağı sözlerden, görüntülerden ve düşüncelerden korunur. Zira kalbi karartan her şey, zamanla davranışlara da sirayet eder.
Ev halkı, birbirine gönül alıcı bir dille hitap eder. Rabbimizin, Firavun gibi bir zalime bile yumuşak sözle hitap edilmesini emretmesi, aile içi iletişimde ölçümüz olmalıdır.
Kur’an’da buyurulduğu gibi: “Onlarla iyi geçinin. Hoşlanmadığınız bir şeyde bile Allah birçok hayır takdir etmiş olabilir.” Bu anlayış, sabrı, merhameti ve aile bağlarını güçlendirir.
Ailede verilen eğitim; sadece bir çocuğun değil, bir toplumun istikbalini şekillendirir. Sevgiyle, edep ve imanla yoğrulan bir ev; salih nesillerin yeşerdiği en sağlam zemindir.
