Çocuklukta Tevhid Telkini
Bir çocuğun hayatındaki en mucizevi anlardan biri, zihnindeki kavramların sese dönüşüp ilk kelimelerin döküldüğü “konuşma” evresidir. İslam fıkhı ve pedagojisi, bu evreyi sadece biyolojik bir gelişme olarak değil, insan ruhuna atılan ilk imza olarak görür.
Hz. Peygamber (s.a.v), Abdulmuttalib oğullarından bir çocuk konuşmaya başladığında ona İsra Suresi’nin son ayetini (111. Ayet) yedi defa tekrar ettirirdi:
- “Çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı olmayan ve acizlikten ötürü bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah’a hamdolsun.”
Bu uygulama, çocuğun henüz anlamını kavrayamadığı bir dönemde bile, varlığın özü olan Tevhid (birleme) inancıyla tanışmasını sağlar. Burada amaç, çocuğun zihnini yabancı ve zararlı imgelerle dolmadan önce, en saf ve en yüce gerçekle mühürlemektir.
Çocuk Psikolojisi
Çocuk psikolojisi, erken çocukluk dönemini bir “kayıt cihazı” gibi tanımlar. Çocuk, dünyayı anlamlandırmadan önce taklit eder.
- Çocuk, doğuştan bir Yaratıcıya inanmaya meyilli (fıtrat üzere) doğar. Ancak bu potansiyelin hangi yöne evrileceğini, çevresinden duyduğu ilk sesler belirler.
- Pedagoji ilmi, çocuğun duyduğu her şeyi mutlak bir gerçeklik olarak kabul ettiğini söyler. Eğer ebeveyn bu boşluğu doldurmazsa, modern medya (reklamlar, şarkılar, anlamsız içerikler) o boşluğa sızar.
- Çocuk Allah ve Peygamber sevgisini öğrenemeden popüler kültürün figürlerini taklit etmeye başlıyorsa, bu durum çocuğun fıtratının dış müdahalelerle perdelendiğinin bir göstergesidir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) fıtratla ilgili az bilinen şu rivayeti, konunun can damarıdır:”Her çocuk fıtrat üzere doğar. Onun bu hali konuşma çağına kadar devam eder. Bundan sonra ebeveyni onu kendi inanç sistemine göre şekillendirir.”
Bu hadis, konuşma evresinin bir eşik olduğunu gösterir. Çocuk konuşmaya başladığı an, fıtratın o saf enerjisi artık dış telkinlerle şekillenmeye başlar. Sahabe-i Kiram bu inceliği bildikleri için çocuklarına ilk olarak “Allah” lafzını ve Kelime-i Tevhid‘i öğretmekte yarışmışlardır.
Anadolu irfanı, bu nebevi metodu “Hu ninnileri” ile gündelik hayatın kalbine yerleştirmiştir. Bebeğini sallayan bir annenin “Hu, hu, hu Allah…” demesi, sadece bir uyutma tekniği değil, bilinçaltına işlenen en derin manevi frekanstır.
- Güven Duygusu: “Sen uykular ver Allah” diyen bir anne, çocuğuna daha bebeklikten itibaren en büyük güven kapısını (Allah’a sığınmayı) öğretir.
- Kimlik İnşası: İlk kelimeleri dua ve zikir olan bir birey, sağlam bir benlik saygısı ve aidiyet duygusuyla hayata başlar.
Çocuğunuzun hafızası henüz tertemiz bir levha iken, oraya ilk olarak kimin adını yazacağınız, onun tüm hayat pusulasını belirleyecektir. Konuşmaya başlayan bir evlada sahip olmak, ona sadece “anne-baba” demeyi öğretmek değil, onu asıl sahibinin adıyla tanıştırma sorumluluğudur.
