Çocuğun gelecekteki yaşamını, kişiliğini, karakterini, düşünme yöntemini ve olaylara yaklaşımını belirleyen ilk ve en güçlü etken annedir. Anne olmak, yalnızca fizyolojik bir gerçeklik değil, aynı zamanda toplumların geleceğinde etkili olacak güçlü bireyleri yetiştirme potansiyeline sahip olmak demektir.
Dinlerin anneye ayrı bir yer ayırmasının arka planındaki hedefin, annenin bu muazzam yetiştirme gücüne dikkat çekmek olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda, toplumun geleceğinde söz sahibi olmak isteyen her yönetim veya güçlü odak, anne, aile ve çocuk eğitimine özel bir önem vermiştir.
Benlik Bilincinin Oluşumunda 0-6 Yaşın Önemi
Çocuklar, her söze inanma eğiliminde olan varlıklardır. Kendi varlıkları hakkındaki ilk bilgi ve izlenimleri, tamamen aile içinde kendileri hakkında söylenen sözlerden ve davranışlardan edinirler.
- 1 Yaşında; Çevrede duyduğu sözler yoluyla kendisiyle ilişkili bir resim, bir imaj oluşturmaya başlar ve benlik bilincinin temeli oluşur.
- 4-5 Yaşında; Bu döneme gelindiğinde, çocuk kendisi hakkında o denli tutarlı ve güçlü bir kanı geliştirmiştir ki, bu kanıyı değiştirmek artık ömür boyu zorlaşır.
Bu benlik bilinci, sürekli farkında olunan bir yargı değil, genellikle bilinçaltında bulunur ve etkisini tüm algılama, düşünme ve davranış kalıplarında gösterir.
Özetle: Çocuğun 4 yaşına kadarki dönemde edindiği izlenimler, yaşamı boyunca sergileyeceği düşünme ve davranış kalıplarının temelini oluşturmaktadır. Bu durum, anne ve anne eğitiminin toplum sağlığı açısından neden özel bir önem taşıdığını açıklar.
Müslümanlar açısından konuya yaklaşıldığında, anneliğin salt duygusal bazda ele alınıp niteliğinden çok şekil veya sayısal çokluk açısından değerlendirilmesi, toplumsal yapının temel dinamiğindeki boşlukları derinleştirmektedir.
Tasavvuf ve tarikatlar gibi manevi kurumlar, mensuplarının Hz. Peygamber’in (s.a.v) hedeflediği gibi ahlaki olgunluk düzeyine ulaşmasını amaçlar. Bu bağlamda, aile içindeki erken dönem eğitim ile tarikat eğitiminin birbirini tamamlaması beklenir.
Burada kritik bir soru ortaya çıkar:
- Aile içinde uyumlu, doğru benlik geliştirme yönünde gerekli eğitimi alamamış bir fert, ileriki yaşlarda bir tarikat içinde, yoğun manevi eğitimle gelişmiş, olgun bir davranış geliştirebilir mi?
Bu sorunun cevabını, benlik bilincinin bilinçaltında ne kadar köklü bir güç olduğunu ve söz ile davranışlara nasıl yansıdığını tekrar hatırlayarak aramak gerekir. Benlik bilincinin 4-5 yaşta kazandığı kalıcılık göz önüne alındığında, ilerleyen yaşlardaki eğitimin bu köklü temel yapıyı tamamen değiştirmesi, ciddi bir çaba ve belki de psikolojik destek gerektiren zorlu bir süreç olacaktır.
Toplumsal gözlemler de bu durumu destekler; zira bireylerin sergilediği tutarsızlıklar ve çifte standartlar, kökleri çocuklukta yerleşmiş olan yanlış benlik algılarıyla yakından ilişkilidir.
