İslam hukukuna göre gusül abdestini almak için tanınan en son mühlet, bir sonraki namaz vaktinin çıkmasıdır. Eğer eşler, sabah namazı gibi farz bir ibadetin vaktini geçirmeyeceklerinden eminlerse (örneğin çalar saat kurmak veya uyanacaklarına güvenmek), guslü bir miktar erteleyip uyumalarında fıkhen bir günah yoktur. Ancak bu uyku, bir namaz vaktinin tamamen kazaya kalmasına neden olacaksa, bu durum ihmal ve günah kapsamına girer.
Mesele sadece teknik bir “vakit” meselesi değildir; kalbin o ibadete verdiği kıymetle ilgilidir.
- Eğer bir müminin zihninde “Aman namazım geçmesin, Rabbime karşı borçlu kalmayayım” endişesi varsa, bu niyet onun uykusunu bile bir nevi ibadete dönüştürebilir. ki uyanamama gibi risk varsa ki uyku ölümün kardeşi olduğuna göre böyle bir risk her zaman vardır; ihtiyatlı davranarak gusül abdesti alıp uyuması daha sağlıklı ve isabetli bir karar oalcaktır
- Eğer ibadetler kişinin umurunda değilse ve “nasıl olsa kaza ederim” düşüncesiyle geniş davranıyorsa, bu hal zaten başlı başlına günahtır.
Makalemizdeki en çarpıcı uyarı, uykunun ölümle olan benzerliğidir.
- İslam geleneğinde ölümün ne zaman geleceği bilinmediği için, her an temiz ve huzur-u ilahiye çıkmaya hazır bulunmak tavsiye edilmiştir.
- Uyku, bir nevi “küçük ölüm”dür. Bu sebeple, özellikle hayati bir engel yoksa, abdestli veya gusüllü bir şekilde uykuya dalmak, kişinin son nefesini temiz bir halde verme ihtimalini gözetmesi açısından en faziletli (müstahap) olanıdır.
Halk arasında “cünüp uyuyan kişiye cinler dadanır” veya “melekler evden kaçar” gibi ifadeler fıkhi bir dayanaktan ziyade, insanları temizliğe teşvik etmek için söylenmiş sözlerdir.
Cünüp uyumanın bizzat kendisi doğaüstü bir saldırıya sebep olmaz; ancak “ibadeti aksatma riski” dikkat edilmesi gereken asıl meseledir
Eğer hemen gusül alınamayacak kadar yorgunluk veya başka bir engel varsa; en azından bir namaz abdesti alarak veya ilgili bölgeleri temizleyerek uyumak, sünnet-i seniyyeye uygun ve manen daha huzurlu bir tercihtir. Bu, hem bedeni hem de ruhu bir miktar hafifletir.
