Gıybet, İslam ahlakının en büyük hastalıklarından biridir ve maalesef günümüzde o kadar normalleşmiştir ki, insanlar farkında bile olmadan bu büyük günahı işlemektedir.
Peki gıybetin tanımı nedir?
Gıybet, bir kimsenin duyduğu zaman hoşlanmayacağı bir kusurunu, onun olmadığı bir ortamda başkasına söylemektir. Bu kusur ister bedeninde olsun, ister elbisesinde, ister ahlakında, ister evinde, ister ticaretinde, isterse dini konularda olsun, hiç fark etmez. Kişi o sözü duysa ve rahatsız olsa, işte orada gıybet başlar.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bu büyük günahı ne çarpıcı bir benzetmeyle anlatır: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
Bu ayet, gıybetin ne kadar iğrenç bir fiil olduğunu en çarpıcı şekilde ortaya koyar. Bir insanın arkasından konuşmak, onun etini yemek gibidir. Üstelik ölü kardeşinin etini…
- Sevgili Peygamberimiz bir gün ashabına, “Gıybet nedir, bilir misiniz?” diye sordu.
- Onlar, “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dediler.
- Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Gıybet, kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır.”
- “Ya söylediğim şey o kardeşimde varsa, yine gıybet olur mu?” diye sorulduğunda ise;
- Şu cevabı verdi: “Eğer söylediğin şey onda varsa, gıybetini yapmış olursun. Eğer söylediğin şey onda yoksa, o zaman iftira etmiş olursun.”
Bu hadis, gıybet konusundaki ölçüyü net olarak belirler. Doğru da söylesen, eğer o kişinin hoşlanmayacağı bir şeyi arkasından konuşuyorsan, bu gıybet olur.
Gıybet sadece kişinin arkasından konuşmakla sınırlı değildir. Bir insanın yüzüne karşı, toplum içinde onu incitecek, rencide edecek şekilde konuşmak da aynı şekilde büyük günahtır. Çünkü önemli olan, o kişinin kalbini kırmamak, onu incitmemektir. İster arkadan söyle, ister yüzüne karşı, neticede yapılan şey, bir Müslümanın onurunu zedelemek, izzet-i nefsine dokunmaktır.
İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din’de dilin afetlerini anlatırken şöyle der: “Gıybet, dilin en büyük afetlerindendir. Gıybet eden kişi, dünyada insanların nefretini kazanır, ahirette ise Allah’ın gazabına uğrar. Gıybet, iyilikleri yok eder, tıpkı ateşin odunu yok ettiği gibi.”
Ne kadar korkunç bir benzetme! Yaptığımız iyilikler, gıybet ateşinde kül olup gidiyor. Oruçlar, namazlar, sadakalar, hepsi yanıp tükeniyor.
- Gıybetin çeşitleri ve kapsamı oldukça geniştir. Bir insanın fiziksel kusurunu söylemek gıybettir. “Şişman”, “zayıf”, “kısa”, “uzun”, “çirkin” gibi sıfatlarla anmak, eğer o kişi bunu duyunca rahatsız olacaksa, gıybettir.
- Bir insanın ahlaki kusurlarını söylemek gıybettir. “Sinirli”, “cimri”, “kaba”, “anlayışsız” gibi sıfatlarla anmak, yine gıybettir.
- Bir insanın elbisesi, evi, arabası, mesleği hakkında onu incitecek şekilde konuşmak gıybettir. “Ne kadar kötü giyinmiş”, “Evi çok dağınık”, “Arabası çok eski” gibi sözler, eğer o kişi duyunca üzülecekse, gıybet sayılır.
Sadi Şirazi der ki: “Dilinden incinmeyen kimse yoktur, kalbini kırmadığın kimse ise çok azdır. Ey akıllı kişi, öyle bir dilin olsun ki, söylediğin her söz, karşındakinin gönlüne merhem olsun, yara değil.”
Gerçekten de dilimiz ya merhemdir ya da hançer. Ya yaraları sarar ya da yeni yaralar açar.
Peki gıybet nerede başlar?
- Bir mecliste birinden bahsederken, “Acaba bu sözü duysa rahatsız olur mu?” diye düşünmek gerekir.
- Eğer cevap “Evet” ise, o sözü söylememek gerekir. Çünkü o söz, gıybettir. İster doğru olsun, ister yanlış. Hatta doğru olması, durumu daha da vahimleştirir. Çünkü iftira değil, gıybet olur.
İnsanlar genellikle “Ben doğruyu söylüyorum” diyerek kendilerini rahatlatır. Oysa doğruyu söylemek, gıybeti meşru kılmaz. Çünkü önemli olan doğru söylemek değil, kardeşinin onurunu korumaktır. Peygamberimiz bu konuda ne kadar net: “Doğru da olsa, gıybet olur.”
Gıybetin bir başka tehlikeli yönü de, insanın farkında olmadan bu günaha düşmesidir. Bazen bir mecliste, bir arkadaş grubunda, bir aile toplantısında, hiç düşünmeden birinin arkasından konuşmaya başlarız. Sanki en doğal şeymiş gibi… Oysa o an, belki de bütün iyiliklerimizi yakıp kül ediyoruz.
Hz. Mevlana bu durumu ne güzel anlatır: “Gıybet, uzaktan görünen bir dağ gibidir. Küçük görünür ama yaklaştıkça büyür. Öyle bir dağ ki, altında kalırsın da haberin olmaz.” Gerçekten de gıybetin vebali öyle büyüktür ki, altında eziliriz ama çoğu zaman farkında bile olmayız.
Peki gıybetten nasıl korunacağız?
Önce dilimizi tutmayı öğreneceğiz. Konuşmadan önce düşüneceğiz. Birinden bahsederken, onun yerinde biz olsak nasıl hissederdik, bunu sorgulayacağız.
Unutmayalım ki, altın kural: “Kendin için istediğini, başkası için de iste.” Birinin arkasından konuşulmasını istemiyorsan, sen de konuşma.
Gıybetin affı da zordur. Çünkü kul hakkı vardır. Tövbe etmek yetmez, gıybetini yaptığın kişiden helallik almak gerekir. Eğer o kişiye söylediklerini duyurup kalbini kırdıysan, onun gönlünü almalısın. Bu da dünyada en zor işlerden biridir.
İmam Gazali der ki: “Gıybet edenin tövbesi, gıybet ettiği kişiye gidip ‘Ben sana haksızlık ettim, beni affet’ demesidir. Eğer bu kişi ölmüşse, onun için bol bol dua etmeli, istiğfar etmelidir.” Yani gıybet, sadece dilin değil, aynı zamanda kalbin de bir meselesidir. Dille yapılır ama kalbe zarar verir.
“Dilini tutan selamet bulur, diline hakim olamayan pişman olur. Gıybet ateşi, önce gıybet edeni yakar, sonra gıybet edileni. Ama gıybet edilen dünyada yanar, gıybet eden ahirette.”
O halde dilimize sahip çıkalım, kardeşlerimizin etini yemekten vazgeçelim. Çünkü ölü kardeşinin etini yemekten tiksinen bir insan, gıybetten de tiksinmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Gıybet nedir?
- Gıybet, bir kişinin arkasından, onun hoşlanmayacağı bir kusurunu başka birine söylemektir. Bu kusur fiziksel, ahlaki, sosyal veya dini olabilir.
Doğru bir şeyi söylemek gıybet sayılır mı?
- Evet. Kişi doğruyu söylese bile, eğer o söz kişinin hoşuna gitmeyecekse gıybet sayılır. Doğru olmak, gıybeti meşru kılmaz.
Gıybetin zararları nelerdir?
- Gıybet hem dünyada hem ahirette zararlıdır. Dünyada insanların güvenini ve sevgisini kaybettirir; ahirette ise Allah’ın gazabına sebep olur.
Gıybetten nasıl korunabiliriz?
- Konuşmadan önce düşünmek, başkalarının yerinde kendimizi hayal etmek ve “kendim için istemediğimi başkası için de yapmamak” temel kuraldır. Dilimize ve kalbimize hakim olmak gerekir.
Gıybetin affı mümkün müdür?
- Evet, ancak sadece tövbe etmek yetmez. Gıybet edilen kişiden helallik almak ve hatayı telafi etmek gerekir. Eğer kişi ölmüşse, dua ve istiğfar ile telafi edilebilir.
