Ülkemizdeki ailelerin çocuklarına din eğitimi verme konusundaki tutumlarını, yaklaşımlarını ve düştükleri hataları dört ana grupta toplamak mümkündür:
1. Grup: Din Eğitimini Gerekli Görmeyen Aileler
Bu gruptaki aileler, dinin bireysel gelişimde kritik bir rol oynamadığına inanırlar.
- Temel Yaklaşım: Din eğitiminin çocuğun aklını karıştıracağını veya zararlı olduğunu savunurlar.
- Riskler: Çocuklar dini pratiklerden tamamen uzak yetişir. Yaratılıştan gelen inanma ihtiyacı doğru yönlendirilmez.
2. Grup: İsteyen Fakat Uygulayamayan Aileler
Bu aileler din eğitimine önem verirler ancak yöntem ve zamanlama konusunda eksiktirler.
- Temel Yaklaşım: Dini bilginin yetersizliği nedeniyle eğitimi okul yıllarına (ilkokul) ertelerler.
- Riskler: Çocuklarda dini uyanış gecikir. Küçük yaşta din dersinden mahrum kalan çocuk 9-10 yaşına kadar en verimli dönemini (0-6 yaş) dini bilgi almadan geçirmiş olur.
- Sonuç: Aile içi dini pratikler yoksa çocuk manevi bir boşluk içinde büyür.
3. Grup: Geleneksel ve Hatalı Yöntem İzleyen Aileler
Özellikle “geniş aile” tipinde görülen, dinin yoğun yaşandığı ancak çocuk psikolojisinin ihmal edildiği gruptur.
- Temel Yaklaşım: Eğitim; dede, nine veya akrabalar tarafından geleneksel yollarla verilir.
- Kritik Hata: “Allah korkusu” bir tehdit ve sindirme aracı olarak kullanılır. “Allah seni yakar/taş yapar” gibi ifadelerle çocuk, Allah’ı sevemeden O’ndan korkmaya başlar.
- Sonuç: Ergenlik öncesi dini sorumluluğu olmayan çocuğa ağır baskı uygulanması, ileriki yıllarda çocuğun dinden tamamen uzaklaşmasına neden olabilir.
4. Grup: Bilinçli ve İdeal Eğitimi Hedefleyen Aileler
Dini bilgiyi kazandırmayı anne-babalık görevi olarak gören, bilgili ve kendini geliştiren ailelerdir.
- Temel Yaklaşım: Çocuğun psikolojik gelişimine uygun, sevgi temelli bir eğitim verirler. Kendi bilgilerini diğer eğitim kurumlarıyla desteklerler.
- Profil: Genellikle orta ve yüksek tahsilli, pedagojik hassasiyeti olan ebeveynlerdir.
- Sonuç: Sağlıklı bir benlik algısı ve doğru bir Allah tasavvuru oluşur.
Türkiye’deki bu tabloya baktığımızda; bir yanda ihmal, diğer yanda korku temelli baskı varken, sağlıklı bir din eğitimi vasatının (ortamının) yeterince güçlü olduğunu söylemek zordur.
Peki, sağlıklı bir Din Eğitimi nasıl olmalıdır?
İdeal bir eğitim; çocuğu korkutmadan, onun hayal dünyasını zenginleştirerek, “Allah sevgisi” merkezli ve yaş grubunun bilişsel kapasitesine uygun (somut dönemden soyut döneme geçişi gözeterek) verilmelidir.
