Yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gibi dini inanç ve davranışlardan dolayı da çatışmalar olmaktadır.
Bu sahada, genelde çatışmanın özünü “Dini emir ve yasaklara daha riayetkar olmaya ve daha yoğun bir dini bir hayat yaşamaya çağırma” oluşturmaktadır. Özellikle öğrenciler ana-baba ve yetişkin kuşakların fazla tutucu, bağnaz, gelenek ve göreneklerine ve katı kurallara bağlı sabit düşünceli ve değişken şartlara uyamayan olarak tenkit etmektedirler.
Dini konulardaki kuşaklar çatışmasını sadece çağımızın bir problemi olmadığı açıktır. Yüzyıllar boyunca boyutları daha küçük ve kontrol edilebilir de olsa devam edegelmiştir. Kur’an-ı Kerîm iki aile tipini yani çatışmasız ve çatışmalı aile tipini şu ayetlerde ortaya koymakta ve insanların ibret almasını istemektedir.
“Biz insana anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; Zira annesi onu karnında zorluğa uğrayarak taşınmış, onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda evlilik çağına gelince ve kırk yaşıma varınca “Rabbim! Вала ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı işler yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim. Ben kendimi Sana verenlerdenim demesi gerekir. İşte kendilerini en güzel şekilde kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler Cennetlikler içindedirler (Ahkaf Süresi 15-16. ayet)
Anne ve babasına öf ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmekle mi tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye Ana ve babasının Allah’a sığınarak; Sana yazıklar olsun! İnan, doğrusu Allah’ın sözü haktır dedikleri halde “Bu Kur’an öncekilerin masallarından başka bir şey değildir diye cevap verenler işte onlar kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde Allah’ın azap vadinden aleyhlerinde gerçekleştirdiği kimselerdir (Ahkaf Süresi 17-18. ayet)
Ayetin tefsirinde nüzul sebebi olarak bazı zayıf rivayetler zikredilmişse de genelde müfessirler mananın umumi olduğunu söylemişlerdir. Bu ayette, aile içi kuşaklar çatışmasının dini boyutları açık bir şekilde sergilenmektedir. İlgi çekici olan şu ki, çatışma konusunun muhteviyatı yüzyıllar boyunca aşağı yukarı hiç değişmemiştir. Günümüzde halen genç kuşağın ebeveyni ile giriştiği çatışmalarda aynı itirazlar ileri sürülmektedir:
- 1- Benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmekle mi tehdit ediyorsunuz? Bu itirazla görünmeyene inanmama ve ahireti inkar dile getirilmektedir.
- 2- Bu Kur’an öncekilerin masallarından başka bir şey değildir itirazıyla da vahye inanmamak, dinin tamamını reddetmek gündeme getirilmiştir.
Ayette açıkça görüldüğü gibi ebeveyn çocuğun bu durumundan rahatsızdır. Fakat onun tamamen helak olmasını, küfürde ısrar etmesini istememekte “Sana yazıklar olsun. İnan; doğrusu Allah’ın sözü haktır” diye uyarmaktadır. Ayette geçen “veylek” (Sana yazıklar olsun) kelimesinin bir helak duası olması yanında gerçekte burada helak için değil azarlayarak teşvik ve tergib için kullandığı müfessirler tarafından zikredilmiştir.
Kur’an’da inanç konusunda aile içi çatışmanın en açık misallerinden birisi de Hz. Nuh (a.s) ile oğlu arasındaki anlaşmazlıktır.
Bilindiği gibi babasının risaletine inanmayan oğul Tufan esnasında “Ey oğulcağızım gel bizimle beraber bin. Kafirlerden olma” çağrısına kulak asmamıştır.
Belirtilmesi gereken bir diğer nokta da şudur: Daha dindar olmaya çağırma her zaman yaşlı kuşaklardan gelmemekte, bazen da gençlerden aynı yönde ebeveynlerine yönelik ikazlar duyulmaktadır. Bu daha ziyade gençler arasında dini inançları dönme durumunda anne ve babaları tarafından kolay kabullenememekten kayaklanmaktadır.
Buna örnek olarak Hz. İbrahim (a.s)’ın babasıyla olan mücadelesini gösterebiliriz, İbrahim (a.s) babasına şöyle demişti:
- Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?
- Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim
- Babacığm! Şeytana tapma. Çünkü şeytan Rahman’a baş kaldırmıştır.
Allah Teala yaşlı kuşaklarla çatışma konusunda, gençlere ancak Allah’a isyana teşvik ve zorlama durumlarında izin vermiştir:
- Ey insan oğlu! Ana-baba seni körü körüne bana ortak koşman için zorlarsa onlara itaat etme.
Bunun dışında ma’ruf sınırlar içinde onlarla iyi geçinmek vardır. Çatışmanın yumuşak bir şekilde geçiştirilebilmesi için Ahkaf süresinin yukarda zikredilen ayetinde de vurgulandığı gibi ana-babalar yine çocuklarını imana ve İslâm’a davet edecekler onların doğru yola erişmelerine rehberlik yapacaklardır. Aksi taktirde yıkımın boyutları daha korkunç olabilir.
Yine Lokman Hakim’in oğluna verdiği öğütlerden de anlıyoruz ki olgun ve tecrübeli büyükler gençleri iman, amel ve beşeri münasebetler konusunda eğitmelidirler. Bunun yanında “Ey iman edenler! kendilerinizi ve çocuklarınızı Cehennem ateşinden koruyun” ayeti müminleri aynı göreve davet etmektedir.
Kuşaklar çatışması bir anlamda da geleneklerin çatışmasıdır. Dini ve milli geleneklerin yerini yenilerinin çağdaş dünyanın ortak geleneklerinin alması sürecidir.
Tabi ki bu durumda herkesi düşün düren ortak dünya geleneklerini kabullenirken ki bu gelenekler bugün dünyaya hakim olan milletlerin geleneğidir bizim milletimize dünya milletleri içinde ayrı bir kimlik ve kişilik veren, başka bir deyimle bizi biz yapan değerlerin değişmesi sonucu benliğimizi daha ne kadar koruyabiliriz? sorusudur.
Sosyologların dediği gibi, aile millet denen vücudun hücreleri ise, manevi ve kültürel değerlerde o hücrenin genleridir. Dolayısıyla genlerde meydana gelecek aşırı değişme ve tahribat hücreyi dolayısıyla da vücudu değiştirir ve ayrı karaktere büründürür. Bu ise o milletin yok olmasına yol açar. Bu bakımdan aile içi kuşaklararası çatışmaların müsbet sonuçlara yol açacak yönde olmasına dikkat edilmelidir
Seyfeddin Erşahin
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Diyanet İlmi Dergisi / 1991 / 2. Sayı / bkz: 154-156
