Kendisinin bu dünyada bir yolcu olduğunu kabul eden mümin, gideceği yere hangi azıkla ve hazırlıkla ulaşabileceğini, oraya neler götüreceğini iyi bilmelidir Hayat, Rabbe giden bir yol; insan bir yolcu; ömür de süresi bilinmeyen bir yolculuktur.
Birçok ayet ve hadiste İslam’ın, sebil ve sırat-ı müstakim şeklinde dosdoğru yol olarak anılması bunu gösterir. Mümin, ebedî hayata doğru yaptığı bu yolculuğunda, yoldaki işaretlere dikkat ederek vuslata erişmeye çalışır. Şüphesiz dünya fanidir, dünya yolculuğu geçicidir. Bu nedenledir ki Peygamber Efendimiz, Abdullah b. Ömer’e hitaben, “Bu dünyada gurbetteki biri veya yolcu gibi ol” buyurmuştur.
Şu halde kendisinin bu dünyada bir yolcu olduğunu kabul eden mümin, gideceği yere hangi azıkla ve hazırlıkla ulaşabileceğini, oraya neler götüreceğini iyi bilmelidir. Siz ne yaparsanız Allah onu bilir. Ahiret için azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvadır (Bakara 197) ayeti, en güzel hazırlığın nasıl yapılacağına işaret etmektedir. Düşünen bireye gerçek yolu ve yolculuğunu hatırlatır.
