1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Diyanetten İman ve Hayat Üzerine Vaaz






Yaratılışımızın gayesi, yüce Allah’ı tanımak ve O’na kulluk etmektir. İman, hem dünya, hem de ahiret saadetini sağlayan en değerli manevi sermayemizdir. Sahip olduğumuz imanın en önemli özelliği ise, kalbin derinliklerine nüfus ederek vicdanların onunla huzur bulmasıdır

İman, bu özeliği ile, şirkin ve putperestliğin kirlettiği kalplere yeniden hayat vermiş, sahabe örneğinde olduğu gibi, mensuplarını cehalet ve vahşetten kurtarmış, sevgi, saygı ve adaletin oluşturduğu medeniyetin zirvesine yükseltmiştir.

İmanın kutsal iklimi, renkleri, dilleri ve düşünceleri  farklı olan ortak bir duyguda birleştirerek onları kardeş yapmış ve bu husus Kuran da müminler ancak kardeştirler anlamındaki ayetiyle ilan etmiştir.

Müminler bu duygu ve imanla birbirlerini severek bütün çağlara örnek bir iman kardeşliği sergilemişler ve İhtiyaç sahibi olsalar bile kardeşlerini kendi nefislerine tercih etmişlerdir bu manzarayı Allah Resulü şöyle tasvir etmektedir: Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple rahatsızlanır’.

Muhterem Müminler!

Kalbin derinliklerine nüfus etmiş bir iman, müminin hayatına canlılık ve güzellik katar. Bu nedenle, inanan kişi, ortaya koyduğu her davranışın da inancını yansıtır. Gizli, açık her yerde yaratıcının denetimini hisseder. Sözünde durur ve emanete ihanet etmez. doğru yoldan ayrılmaz.

Mümin kardeşlerinin yararına olan işlerde onların karşısına dikilmez. Daha sonra vicdanını rahatsız edecek işleri yapmaktan sakınır. Şurası bir gerçektir ki, Allah’a inanan kişi huzur dolu bir gönle sahip onurlu bir insandır.

İmanı onu hayatın olumsuzluklarından ve doğru yoldan sapmaktan korur. Onu, insanların hizmetine kendini adayan ve bu uğurda her türlü fedakarlığı göze alan; kanaatkar, cesur, faziletli, hiç bir kötülüğe bulaşmayan, başkalarının haklarına asla el uzatmayan, ağırbaşlı ve olgun bir insan haline getirir.

Şayet imanımız bize bu özellikleri kazandırmıyorsa kuru bir iddiadan ibaret kalır. Gerçekte ise iman, sadece bir iddiadan ibaret değil, kalbe iyice yerleşmiş bir inançtır. Bu bakımdan amelimiz imanımıza uygun olmalıdır.

Değerli Kardeşlerim!

Allah ve Resulünün çağırdığı iman, bizi kötülüklerden alıkoyup bütün güzellikleri yaşatan bir hayat iksiridir.

Bu husus Kuran-ı Kerim de şöyle vurgulanmaktadır: Ey iman edenler! Allah ve Resulü size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, o çağrıya uyun ve bilin ki Allah kişiyle kalbi arasına girer. Sizler, muhakkak O’nun huzurunda toplanacaksınız (Enfal Süresi 24)

Hutbemi, kalbe yerleşmiş imanın hayata yansımalarını en güzel şekilde ifade eden bir ayet meali ile bitiriyorum:

Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca Allah’a güvenirler. Namazlarını özenle kılarlar, kendilerine verdiğimiz şeylerden bir kısmını Allah yolunda harcarlar. Gerçek müminler işte onlardır. Rableri katında onlar için yüksek mevkiler, bağışlanma ve değerli rızık vardır (Enfal Süresi 2-4)

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Minberden Öğütler / bkz: 122-123

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir