Mükellefiyet çağına giren her Müslümanın yapmak zorunda olduğu bazı dini vacibeler vardır.
Farzlar özürsüz olarak terk edenler, dünyada huzur bulamayıp iç sıkıntısından kurtulamadıkları gibi, ahirette de çetin azaplara çarptırılırlar
Mükellefiyet çağına giren her Müslümanın yapmak zorunda olduğu bazı dini vacibeler vardır ki, bunlara fıkıh ve ilmihal kitaplarında mükelleflerin yapacağı vazifeler manasına Ef’al-i Mükellefin denir. Bunlar yediye ayrılır;
- Farz
- Vacib
- Sünnet
- Müstehab
- Mübah
- Haram
- Mekruh
Bu fiillerin ilk dördünün yapılması gerekli görülmüş,’mübah’in yapılıp yapılmaması tercihe bırakılmış, haram ve mekruh olanların ise terki istenmiştir. Din tarafından bir fiilin yapılmasının istenmesine ’emir’; terk edilmesinin talep edilmesine de ‘nehiy’ denir.
FARZ: Yapılması kat’i ve açık delillerle emredilen dini iş ve vazifelerdir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi. Farz ikiye ayrılır
1-) FARZ-I AYN: Yerine getirilmesi her Müslümana ayrı ayrı borç olan farzlardır. Bunlar, bir Müslümanın yapmasıyla diğer Müslümanların üzerinden düşmez. Namaz, oruç gibi. Gerek namaz, gerekse oruç istisnasız her Müslümanın yapmak zorunda olduğu dini birer vecibedir.
2-) FARZ-I KİFAYE: Yerine getirilmesi her Müslümana ayrı ayrı borç olmayan, Müslümanlardan bazısının yapmasıyla diğerlerinden borçluluk hali kalkan farzlardır. Bu gibi farzları hiç kimsenin yapmaması halinde, bütün cemiyet mes’ul ve günahkar olur. Bir Müslümanın cenaze namazını kılmak gibi. Cenaze namazının bazı Müslümanlar tarafından kılınması, diğer Müslümanlar üzerinden mükellefiyetin kalkması için yeterlidir. Ancak kimse kılmayacak olsa bütün Müslümanlar mesuliyet altına girmiş olur.
FARZIN HÜKMÜ: Yapılırsa büyük sevabı vardır. Özürsüz olarak terk edenler ,dünyada huzur bulamayıp iç sıkıntısından kurtulamadıkları gibi, ahirette de çetin azaplara çarptırılırlar. Farzın inkarı Müslümanı dinden çıkarır.
VACİB: Istılahi manası itibari ile fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre farz ile eş anlamlıdır. Hanefi uleması, farz ve vacip diye ikili bir ayırım yapmıştır. Hanefilere göre vacib, yapılmasının gerekliliğini ifade eden deliller, farz kadar kuvvetli ve açık olmayan vazifelere denir. Vaciplerin de farzlar gibi kesinlikle yapılması gerekir. Bundan dolayı vacibe ‘ameli farz’ da denilmektedir. Kurban kesmek, vitir ve bayram namazı kılmak gibi
VACİBİN HÜKMÜ: Vacibin hükmü de farz gibidir. Yani işlenmesi halinde sevap, terkinde ise azap vardır. Ancak itikad bakımından vacib, farz gibi değildir. Vacibi inkar eden dinden çıkmaz. Fakat dinde olan bir emri inkar ettiği için bid’at işlemiş ve günaha girmiştir. Vacibi unutarak veya kasten terk eden daha sonra kaza etmekle mükelleftir. Mesela vitir namazını kaçıran da sonra kaza etmelidir.
Kaynak: Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 231-232
