Hayırlılığın Ölçüsü: Eşe Karşı Tutum
Ubade bin Kesir’den, Abdullah el-Cerini’nin, Hz. Meymune’den (r.a) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
- Ümmetimin erkeklerinin hayırlıları, hanımlarına hayırlı olanlarıdır.
- Ümmetimin kadınlarının hayırlıları da kocalarına hayırlı olanlardır.”
Bu söz, hayırlılığın ölçüsünü açıkça ortaya koymaktadır. İslam’da fazilet, yalnızca bireysel ibadetlerle değil; eşe karşı sergilenen ahlak, merhamet ve sadakatle de ölçülür.
Kadının Eşine Hayırlı Olmasının Büyük Karşılığı
Resulullah (s.a.v.) sözlerine devam ederek, eşine hayırlı olan kadınların Allah katındaki derecesini şöyle haber vermiştir: “Bu kadınlardan her biri için, gece gündüz Allah yolunda savaşan ve sevabını Allah’tan umarak öldürülen bin şehit sevabı vardır.”
Bu müjde, kadının evlilik içindeki sabır, fedakârlık ve sadakatinin; görünmeyen ama çok büyük bir cihad olduğunu göstermektedir.
Hadiste yer alan bir başka dikkat çekici ifade ise şöyledir: “Bu kadınlardan her birinin cennet hurilerine üstünlüğü, benim sizden en alt derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir.”
Bu benzetme, eşine hayırlı olan kadının cennetteki makamının ne kadar yüce olduğunu anlatmak için yapılmıştır. Bu derece, sıradan bir sevap değil; özel bir ilahi ikramdır.
Resulullah (s.a.v.) ümmetin hayırlı kadınlarını tanımlarken şu ölçüyü de vermiştir: Ümmetimden kadınların hayırlısı, Allah’a isyan olmayan konularda kocasının istediğini yapan kadındır.
Bu ifade, itaatin körü körüne değil; Allah’ın sınırları içinde anlam kazandığını göstermektedir. İtaat, Allah’a isyan olan yerde geçerli değildir.
Erkeğin Hayırlılığı: Merhamet ve Şefkat
Peygamberimiz (s.a.v.) ümmetin hayırlı erkeklerini de şöyle tanımlamıştır: “Ümmetimden erkeklerin hayırlısı, hanımı ile oynaşandır; tıpkı bir annenin yavrusu ile oynadığı gibi.”
Bu tanım, erkeğin hayırlılığının sertlikte değil; şefkat, ilgi ve merhamette olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Allah Resulü (s.a.v.) bu davranışın karşılığını da haber vermiştir: “Böyle yapan her erkeğe, Allah yolunda sabrederek savaşan ve öldürülen yüz şehit sevabı verilir.”
Bu sevap, aile içindeki güzel muamelenin Allah katında ne kadar değerli olduğunu göstermektedir.
- Bu müjdeleri duyan Hz. Ömer (r.a) şöyle sormuştur: “Ya Resulallah! Nasıl oluyor da kadınlara bin şehit sevabı veriliyor da erkeklere yüz şehit sevabı veriliyor?”
- Bu soru üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şu hikmetli cevabı vermiştir: “Bilmiyor musun ki kadın sevap itibariyle erkekten daha büyüktür ve en çok sevabı da kadın alır.”
- Resulullah (s.a.v.) sözlerine şöyle devam etmiştir: “Aziz ve Celil olan Allah, erkeğin dünyada kadının duasını ve rızasını kazanması sebebiyle, cennette onun derecelerini artırır.”
Bu ifade, kadının duasının ve rızasının, erkeğin ahiret hayatı üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.
En Büyük Günahlardan Biri
Hadisin sonunda yer alan uyarı ise son derece çarpıcıdır: “Allah’a şirkten sonra kadının en büyük günahı, kocasına karşı gelmesidir.”
Bu uyarı, evlilikteki sorumluluğun ne kadar ağır ve ciddi olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu rivayetler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İslam’da aile hayatının sıradan bir birliktelik olmadığı açıkça görülür. Eşine hayırlı olan kadın ve erkek; yalnızca mutlu bir yuva kurmakla kalmaz, aynı zamanda Allah katında yüksek dereceler kazanır. Evlilik, şehitlik sevaplarının kazanılabildiği; sabır, merhamet ve sadakatle yürütülen büyük bir kulluk yoludur.
