Engellilere Karşı İslamî Sorumluluklarımız
Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de, zihni, ruhi ve bedeni yönden engelli ve özürlü insanlar bulunmaktadır. Bu kardeşlerimize karşı duyarlı olmak, gereken ilgi ve desteği göstermek insani ve İslami görevimizdir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v); Bakıma muhtaç kimselerin sorumluluğu bize aittir buyurarak, ihtiyaç sahibi ve engelli kimselere toplum olarak sahip çıkılmasını istemiştir.
Diğer bir hadis-i şeriflerinde ise; …. Kim mümin kardeşinin bir ihtiyacını karşılarsa, Allah da onun bir ihtiyacını karşılar. Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet gününde onun bir sıkıntısını giderir… buyurmuşlardır.
Ayrıca kendileri de bizzat, hasta, engelli, özürlü ve muhtaç kimselere sahip çıkmış, onlara şefkat ve merhamet göstermiştir.
Engellilere Yardım Etmek Sadakadır
Engelli kimselere yol göstermenin, görme engellilere rehberlik etmenin, işitme ve konuşma engellilerle anlayacakları şekilde iletişim kurmanın, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını karşılamanın Allah katında sadaka olduğunu bildirmiş, engelli ve özürlülerin toplumun doğal bir üyesi olarak kabul etmiştir.
Muhterem Kardeşlerim!
Nice insan, doğuştan yahut sonradan elim bir kaza veya hastalık sonucu felçli, ortopedik engelli, işitme yada görme engelli olabilmektedir.
Kim bilir belki de hiç beklenmedik bir anda bizlerde engelli konuma düşebiliriz; -Allah korusun- gören gözümüz görmez, işiten kulağımız işitmez, tutan elimiz tutmaz, yürüyen ağamız yürüyemez olabilir.
Sağlık ve Sorumluluk Bilinci
Bu nedenle, bir yandan sağlığımızı korumak için gerekli tedbirleri alırken; diğer yandan da fert, aile, sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşları olarak engelli ve özürlü olan kardeşlerimize karşı maddi ve manevi sorumluluklarımızın olduğunu unutmamalıyız.
Özürlü ve engelli kimselere değer vermeli, sözde davranışlarımızla onların gönüllerini almalı, huzur ve mutluluklarına vesile olmalıyız. Hayatlarını kolaylaştırıcı mahiyette her türlü maddi ve manevi tedbiri almalı, gerekli altyapı hizmetlerini sunmalıyız.
Engelli ve özürlü çocukları olan ailelere yardım yapmalı, eğitim ve öğretim desteğinde bulunmalıyız. İmkanlarımızı zorlayarak, özürlü ve engeli kardeşlerimize iş imkanı sağlamalı; böylece onlara, çalışıp üretmenin ve helalinden kazanmanın mutluluğunu tattırmalıyız.
Engellilere Karşı Dil ve Tutumda Duyarlılık
Diğer yandan, hiçbir engelli ve özürlü kimseyi “Kör, Sağır, Dilsiz ve Topal” gibi sıfatlarla nitelememeli, her türlü aşağılayıcı söz, davranış ve fiillerden sakınmalı, şakayla bile olsa onlarla alay etmemeliyiz.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu konuda şu uyarıyı yapmaktadır: Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar
Engelli Kardeşlerimize Sabır ve Umut
Saygıdeğer Müminler!
Engelli ve özürlü kardeşlerimiz de bilmelidirler ki, misafirhane olan bu dünya imtihan yeridir. İnsanlar, imtihan dünyasında -iyi, kötü, acı-tatlı- olaylarla karşılaşabilirler. Sevindikleri anlar olduğu gibi üzüldükleri anlar da olur; bazen nimetlerle bazen de çeşitli sıkıntılarla denenirler.
Bu sıkıntılar kimi zaman insanların kendi ihmal ve kusurlarından, kimi zaman da hiçbir kusur ve ihmalleri olmadığı halde sorumsuz ve kural tanımaz insanlarla kaynaklanabilir.
Bu bakımdan, -hangi sebeple olursa olsun- engelli ve özürlü durumda olan kardeşlerimiz, maruz kaldıkları hastalık ve kayıplara sabretmeli; hiçbir zaman engelliliğin, kendileri için bir noksanlık veya kusur olduğu psikolojisine kapılmamalıdırlar. Çünkü Allah katında hiçbir insanın diğerinden iman, salih amel ve takva dışında bir üstünlüğü yoktur.
Yüce Allah insanları dış görünüşlerine, mal, mülk, makam ve servetlerine göre değil, kalplerine, gönüllerine ve amellerine göre değerlendirir.
Hutbemi bu hususu en güzel şekilde ifade eden Hucurat Süresinin 13. ayet-i kerimesinin meali ile bitiriyorum:
Ey İnsanlar! Şüphe yok ki biz sizi biri erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, ona karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilen ve onlardan hakkıyla haberdar olandır
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Minberde Öğütler / bkz: 95-97
