Önemli Bir Mesele: Evlilik mi Bekarlık mı?
Evlilik hakkında sohbet ve vaaz tadında okuyabileceğiniz, Semerkand Dergisi tarafından yayınlanmış güzel bir makale. Bunu okuyarak evlenmek mi daha iyidir yoksa bekar kalmak mı daha iyidir, kimlerin evlenmesi yada kimlerin bekar kalması faziletlidir, evlenilmesi durumunda dikkat edilmesi gereken hususlar ve ortaya çıkan tehlikeler nelerdir? İşte tüm bu soruların cevabını makalemizde bulabilirsiniz
Allah Teala “Onlar sizin örtünüz, siz de onların örtüsüsünüz (Bakara Süresi 187) buyurmuştur. Kadınlar erkeklerin, erkekler de kadınların elbisesidir.
Hz. Peygamber (s.a.v);
- “Evleniniz ve çoğalınız, düşük bir çocukla dahi öbür ümmetlere karşı çokluğunuzla övünürüm” buyurmuşlardır.
- “Bereketi en muazzam olan kadın. yüzü en güzel ve mehri en az olan hanımdır”
Özet olarak, evlenmek erkeklere ve kadınlara mubahtır. Başka türlü kendini haramdan sakındıramayanlar için farzdır. Çoluk çocuğun hukukuna riayet edebilenler için sünnettir. Tasavvuf yolunun şeyhlerinden bir bölümü, şehveti gidermek, cinsi ihtiyaçları tatmin ve gönül huzurunu kazanmak için evlenmek farzdır, demişlerdir.
Diğer bir bölümü demişlerdir ki: Çocuk meydana getirmek suretiyle neslin mevcudiyetini devam ettirmek için evlenmek lüzumludur. Çocuğun vücuda gelmesi halinde, şayet çocuk babadan evvel ölürse kıyamet günü ona şefaatçi olur. Baba önce vefat ederse, kendisine dua eden birisini geride bırakmış olur.
Bir kadınla dört şey için evlenilir:
- Mal,
- Soy,
- Güzellik,
- Din
Siz dindar olanla evlenmeyi tercih ediniz.
Bir kimse, İslam nimetinden sonra, baktığı zaman kendisini neşelendiren mümine hanımdan temin ettiği hayır kadar, hiçbir şeyden faydalanmamıştır
İslam nimetinden sonra lütuf ve faydaların en üstünü mümin erkeğin kendisi ile ünsiyet ve ülfet edeceği ona uygun mümine bir hanımdır. Böyle bir hanımın arkadaşlığı ve yoldaşlığı sayesinde erkek dini hususlarda kuvvet, dünya hususunda ünsiyet bulur. Çünkü sıkıntının tümü yalnızlıkta, rahatın cümlesi sohbettedir.
Resulüllah (s.a.v); “Şeytan yalnız olanla beraberdir” buyurmuştur. Hakikatte ve bekar erkeğin veya kadının arkadaşı şeytandır. Çünkü gönüllerine şehveti süslü gösteren odur
Şu halde salike lazım olan, yapacağı iş hususunda ilk önce inceden inceye düşünmek: hangisindeki afeti gidermenin daha kolay olduğunu anlamak ve ona göre hareket etmek için, evliliğin de bekarlığın da mahzurlarını tasavvur etmek ve göz önünde bulundurmaktır
Bekar kalmakta iki tehlike vardır
- Birincisi; Sünnetlerden bir sünneti terk etmek,
- İkincisi; Kalpte ve bedende şehveti beslemek ve harama düşme tehlikesine maruz bulunmak
Evlenmekte iki yönden tehlikelidir
- Biri gönlü (Cenab Hak’tan) başka biri ile meşgul etmek,
- Diğeri bedeni nefsin hazzı ile meşgul etmek
Derviş, sohbeti yani birlikteliği tercih ederse ailesine helalinden yedirmesi ve onun mehrini helal maldan ödemesi lazım gelir. Hak Teala’nın hukukundan ve emirlerinden ödenmesi gereken bir şey kaldığı sürece nefsinin hazları ile meşgul olmaması icap eder. O hak varken nefsin zevki ile meşgul olmamalıdır.
Evradını eda edince yatağına girmeye teşebbüs eder. Hırsına, arzularına ve muradına gem vurur. Hak Teala’ya münacaat ederek der ki:
Ya Rabbi. Alemi mamur hale getirmek için Adem (a.s)’ın çamurunda şehveti yaratan sensin. Ezeli ilminde benim için şu yakınlığı ve zifafı irade etmiş bulunuyorsun. Ya ilahi. Benim su yakınlığımı ve eşleşmemi iki şeye vesile ki:
- Biri harama sevk eden hırsımı helal yoldan gidermeme vasıta kıl.
- Diğeri, kalbimin seninle meşgul olmasına engel olan bir evlat değil, senin rızanı ve dostluğunu kazanan bir evlat ihsan eyle
Derviş, bir sünneti tatbik edeyim derken, dünyanın haram olan şeyini istemeye ve gönlünü meşgul etmeye sürüklenmemelidir. Çünkü dervişin helaki, gönlünün harap olmasındandır. Nitekim zenginlerin helaki de ev, bağ ve bahçelerinin harap olmasındandır. Hiç şüphe yok ki zengin harap olan şeyleri telafi edilebilir, yerine yenisi konulabilir Fakat fakirin harap olan gönlü telafi edilemez. yerine başkası konulamaz.
Zamanımızda bir kimsenin, lüzumsuz fazlalığa tamahı ve olmayacak şeylere isteği bulunmayan, kendisine uygun bir ailesinin olması zordur. Bundan dolayıdır ki bir cemaat “tecridi ve tahfifi”, yani bekar ve yüksüz bir şekilde yaşamayı tercih etmişler, ellerinden geldiğince bu hususa riayet etmişlerdir.
Tasavvuf yolunun şeyhleri ittifak etmişlerdir ki, en yi ve en üstün bekarlar, kalpler afetlerden arınmış ve tabiatlan nefsin isteklerinden uzaklaşmış olanlardır.
Halk, Hz. Peygamber (s.a.v) den rivayet olunan: “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi;
- Güzel koku
- Kadın ve
- Göz aydınlığım (manevi ve ruhi neşeme vesile olan) namaz
mealindeki hadis-i şerife dayanarak şöyle derler.
Kadın, sevdirilmiş olduğu sürece, evli olmanın daha üstün olması icap eder.
Bir cemaat şöyle demiştir. Takdir edilen hükümden ve gayb perdesinden ne zuhur edecek, onu görelim diye biz kendi irademale her iki halden de kesilmiş ve kopmuşuzdur. Şayet bizim nasibimiz bekarlık olarak zuhur ederse bu hal içinde iffet olarak kalmaya gayret ederiz.
Eğer kısmetimiz evlilik olursa, o takdirde de Sünnete tabi olur ve kalbimizi huzur halinde ve Cenab-ı Haktan başkasından boş kılmaya çabalarız. Çünkü Hakkin yardımı, Yusuf (a.s)’ın bekarlığıi gibi bir bekarlığa sahip olan kul ile beraber olur. Hz. Yusuf (a.s) kudret ve imkan bulduğu halde nefsinin muradından yüzünü çevirmiş:
Züleyha kendisi ile baş başa iken o nefsinin kusurlarını görme, heva ve hevesini yok etmesi ile meşgul olmuştu
Böyle bir kulun evliliği de İbrahim (a.s)’ın izdivacı gibi olur. Hz. İbrahim (a.s), Hak Teala’ya itimad sayesinde ailesini meşgalesi haline getirmemiştir. Sare validemiz kıskançlık hissine kapılınca, Hz İbrahim (a.s) Hacer annemizi ve oğlunu almış, ekin bitmeyen bir vadiye, Mekke’nin bulunduğu yere götürmüş, orada Allah’a emanet etmiş, ikisini burada bırakarak geri dönmüş, Hak Teala da onları muhafaza buyurmuş ve onlar dilediği gibi gözetmiş ve beslemişti.
Su halde kulun helaki bekarlıkta ve evlilikte değildir. Çünkü o her ikisi de onun heva ve hevesidir. Şuphe yok ki onun belası Allah Teala’nın iradesi karşısında kendi iradesini ortaya koymasında, heva ve hevesine tabi olmasındadır.
Evinin edebinde şart olan virdlerini aksatmamak hallerini zayi etmemek vakitlerini heba etmemek, ailesine karşı şefkatli olmak onun nafakasını helal yoldan kazanmak, onun için zalimlere ve sultanlara mudara etmemek, onlar gözetmeme endişesiyle işten ve memuriyetimden atılım diye devlet adamlarının gayrimeşru emellerine alet olmamaktır.
Çocuk dünyaya gelince yine bu şart üzere bulunmaktır. Yalnız ve bekarın edebi için şart olan, uygunsuz olan şeylerden gözünü sakındırmak, bakılmaması gerekene bakmamak, görülmemesi icap edeni görmemek düşünülmemesi lazım geleni düşünmemek, şehvet ateşini ve cinsi isteğini açlıkla söndürmek, kendisini meşgul edecek durumlardan gönlünü muhafaza etmek, nefsin heva ve hevasına, ilim ve ilham adını vermemek, şeytanin acayipliklerini ve vesveselerini nefsin isteğine uygun bir şekilde yorumlamamaktır.
Bekar kişi ancak bu şekilde tasavvuf yolunda makbul bir şahıs olur.
Kaynak: Ali Kaya / Semerkand Dergisi / Nisan 2019 / bkz: 30-31
