1. Anasayfa
  2. AİLE VE EVLİLİK

Evlilikte Cinsel Görevin Bağlayıcılığı ve Geçici İlgisizlik


İslam’da evlilik, taraflardan birine yüklenen tek taraflı bir sorumluluk değil; karşılıklı hak ve görevler üzerine kurulu ciddi bir akittir. Bu bağlamda cinsel birliktelik, yalnızca bir ihtiyaç değil; evlilikle doğan bağlayıcı bir sorumluluk olarak değerlendirilmiştir. Ne kadın ne de erkek, keyfî gerekçelerle bu sorumluluktan kaçınamaz. Ancak İslam hukuku, evlilik içi sorunlarda mutlak yasaklar kadar hikmetli geçici tedbirlere de yer verir.

Evlilikte Cinsel Görevin Bağlayıcılığı ve İhmal Edilmesinin Hükmü

İslam hukukunda evlilik, karşılıklı hak ve sorumluluklar doğuran ciddi bir akittir. Bu sorumluluklar yalnızca maddî nafaka veya barınma ile sınırlı değildir. Cinsel birliktelik de evlilikle birlikte doğan temel haklardan biridir.

Bu sebeple evlilik hayatında yalnızca kadının değil, erkeğin de cinsel görevini yerine getirmesi zorunludur. Keyfî biçimde bu görevden kaçınan erkek veya kadın, fıkhî açıdan sorumluluk altına girer ve günahkâr sayılır.

İslam alimleri, eşlerden birinin diğerini kasıtlı biçimde cinsel yoksulluğa mahkum etmesini zulüm olarak değerlendirmiştir. Bu zulüm, yalnızca uzun süreli değil; süreklilik ve kasıt taşıdığı her durumda fıkhî bir ihlal sayılır.

Cinsel görev, nefsin tatmini için değil; eşe karşı bir hakkın edası için vardır. Bu hakkın bilinçli şekilde ihmal edilmesi, evliliğin adalet dengesini bozar.

Geçici Cinsel İlgisizlik Hükmü

Asıl olan, kadının cinsel yönden mahkum edilircesine ilgisiz bırakılmamasıdır. Ancak İslam hukuku, evlilik içi ciddi problemler karşısında terbiye ve ıslah amacıyla geçici tedbirlere izin vermiştir.

Bu bağlamda, geçici süreli cinsel ilgisizlik, bir ceza veya intikam aracı olarak değil; ıslah ve farkındalık oluşturma amacıyla sınırlı biçimde uygulanabilir.

Nisa Suresinin 34. ayetinde, evlilikte ortaya çıkan ciddi geçimsizlik hallerinde sırasıyla öğüt verme, yatakların ayrılması ve geçici tedbirler zikredilmiştir. Bu ayet, mutlak bir uzaklaştırmayı değil; ölçülü ve geçici bir ıslah sürecini ifade eder.

Burada amaç, kadını cezalandırmak değil; evlilikte bozulan dengeyi yeniden tesis etmektir. Ayetin ruhu, keyfî baskıyı değil; sorumluluk bilincini öne çıkarır.

İslam’da terbiye kavramı yalnızca kadına yönelik bir disiplin anlamı taşımaz. Erkek de bu süreçte kendini sorgulamak, kusurunu görmek ve sorumluluğunu yerine getirmekle yükümlüdür. Evlilikte yaşanan sorunlar çoğu zaman tek taraflı değildir. Bu sebeple uygulanan her tedbir, her iki tarafın da ıslahını hedeflemelidir.

Evlilik, nefsin terbiyesi için en ağır ama en bereketli imtihanlardan biridir. Eşini ihmal eden, aslında kendisine emanet edilen bir kalbi zedelemiş olur.

Hakiki olgunluk, gücü elinde tutarken merhameti kaybetmemektir. Bu sebeple İslam’ın evlilikte koyduğu ölçüler, yalnızca hukukî değil; ahlâkî ve manevî bir dengeyi de muhafaza etmeye yöneliktir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir