1. Anasayfa
  2. AİLE VE EVLİLİK

Evlilkte Asıl Hedef: Dünyada Huzur, Ahirette Cennet


İslam aile yapısı, sadece biyolojik ve sosyal bir birliktelik değil, aynı zamanda manevi bir tekamül yolculuğudur. Eşlerin birbirine olan bakışı, “Cenneti kazanma” ortak paydasında birleştiğinde; ev, dört duvardan ibaret bir mekan olmaktan çıkıp huzur dolu bir sığınağa dönüşür.

Eşlerin Cennet Yolculuğu

İslam ailesinde ortak hedef, fani olanın peşinde kaybolmak değil, baki olan Cenneti elde etmek arzusudur. Bu kutsal bağ, sıradan bir hayat ortaklığından ziyade, birbirini Allah için sevme sanatıdır. İmam Gazali, İhyâ’da ifade ettiği gibi; “Evlilik, dinin yarısını koruma altına almaktır.” Bu koruma kalkanı altında aile, nezih bir hayat anlayışının filizlendiği en mübarek topraktır.

Cennetin bedelinin nefis terbiyesinden geçtiğini bilen müminler, karşılıklı hizmet ve fedakarlıkta adeta birbirleriyle yarışırlar. İbn Kayyım el-Cevziyye’nin vurguladığı gibi, gerçek sevgi kalplerin birbirine itaat etmesi değil, her iki kalbin de Allah’a itaat etmesidir. Eşler, birbirlerinin eksiklerini örtmekte gece gibi, şefkat göstermekte güneş gibi olmalıdırlar.

  • “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olduğu halde gecelerse cennete girer.”

Sen Benim Cennetimsin

Hz. Aişe validemizin o zarif ifadesiyle; bir hanım beyine “İnneki Cennetî” (Sen benim Cennetimsin) diyebiliyorsa, o evde rahmet melekleri eksik olmaz. Bu ifade, “Sen benim Rabbime giden yolumsun” demektir.

Hz. Ali (r.a.)’nin Hz. Fatıma (r.anh) validemize duyduğu o derin hürmet ve nezaket, İslam erkeği için en büyük örnektir. Erkek, hanımına “Asıl sen benim cennetimsin” diyerek, ebedi saadetin anahtarının eşinin kalbinde saklı olduğunu itiraf eder.

Dünyayı Cennete Çevirmek

İslam ailesinde her iki taraf önce dünyalarını bir huzur bahçesine çevirir. Haris el-Muhasibi’nin dikkat çektiği “kalp tasfiyesi”, aile içindeki kavgaları dinginliğe dönüştürür. Kadın; itaat ve hizmetinin karşılığını dünyada huzur, ahirette ise yüksek derecelerle alır. İbn Abbas’ın rivayet ettiği üzere, ailesinin nafakası için ter döken erkek, cihad meydanındaki bir mücahid gibi kutsaldır.

Erkeğin hanımına ve çocuklarına Allah rızası için harcadığı her lokma, birer sadaka sevabıdır. Sadi Şirazi bu hakikati şöyle özetler: “İyi huylu bir eş, fakir bir erkeği padişah yapar.

Şimdi durup düşünelim:

  • Evimiz bir “huzur darüşşifası” mı, yoksa nefislerin çatıştığı bir savaş alanı mı?
  • Eşimize baktığımızda, Allah’ın bize emanet ettiği bir “cennet vesilesi” mi görüyoruz?
  • Yoksa sadece dünyevi ihtiyaçlarımızı karşılayan bir yardımcı mı?

Hasan-ı Basri’nin uyardığı gibi; “Dünya geçer, ahiret ise ebedidir.”

Unutma ki; dünyası cennet olmayanın, ahiretinin cennet olması zordur.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir