1. Anasayfa
  2. Uncategorized
Trendlerdeki Yazı

Fatiha Süresi Tefsire Birde Böyle Bakın


Fatiha Süresi Meali: Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Başlarım. Hamd alemlerin Rabb’i Allah’adır. O Rahman’dır ; merhamet edendir. O, hesap gününün de mutlak hakimidir. Rabb’imiz! Biz, sadece sana ibadet eder, sadece senden yardım isteriz. Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazabına uğrayanların ve doğru yoldan sapanların değil

Fatiha Süresi Tefsiri: Resulüllah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir; “Allah (c.c) şöyle buyurdu: Namazda Fatiha süresini benimle kulum arasında ikiye paylaştırdım ve istek (dua, yani Fatiha’nın ikinci yarısını) kısmını ona verdim.

  • O: Elhamdülillahi rabbil alemin: (Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur)’ deyince,
  • Allah: Kulum bana hamd (övgü ve teşekkür) etti buyurur.
  • Kul: Errahmani’r-rahim deyince;
  • Allah (c.c): Kulum bana sena etti (övdü) buyurur.
  • Kul: Maliki yevmiddin: din gününün sahibi ve hükümdarı deyince;
  • Allah (c.c): kulum şanımı yüceltti buyurur.
  • Kul: İyyake na’budu ve iyyake nestain: (Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz) deyince,
  • Allah Teala: Burası benimle kulum arasında ortaktır ve istediği, kulumundur buyurur.
  • Kul: İhdina’s-Sırata’l-Mustakim. Sıratellezine en’amte aleyhim. Ğayri’l-Mağdübi aleyhim ve laddallin: Bizi doğru yola ilet. Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil deyince;
  • Allah Teala: Bu kısım kulumundur ve istedikleri onun olacaktır’ der (1-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:1 / bkz::134) “

Bu açıklamadan sonra;

Evet Allah-ü Teala Fatiha Süresinin ilk yarısını kendisi için, ikinci yarısını ise kulu için ayırmıştır. Zaten Sürenin manalarına bakılacak olursa eğer ilk yarısı sena ve hamd (yüceltme), ikinci yarısı ise dua ve istekten ibarettir.

Nitekim Allah’a övgü, sena ve teşekkür etmeden, onu yüceltmeden ondan istemek pek doğru bir şey değildir. O yüce Zat’ı tesbih, tenzih ve her türlü noksanlıktan münezzeh kıldıktan sonra ancak ondan sonra O’ndan bir şeyler isteyebilir, bir şeyler dileyebilirsin.

Ancak ne acıdır ki toplum olarak cahilin cehaletinden korunamadığımız için, her önüne gelen bileni de bilmeyeni de başına buyruk fetva verdiği için, dediklerini kendileri yapmadığı için, bileni de bildiği ile amel etmediği için, bilmeyeni de bilmediğini kabullenmediği için dindeki deformasyon, dejenerasyon aldı başını gitti.

Ondan sonra Allah’ın emirlerini yerine getirmek yerine sadece benim kalbim temiz demekle, insanın içi temiz olsun yeter tezini ileri sürmektedirler

Kişinin içindeki temizlik midir, pislik midir her neyse, o artık dışarıya vurur. Ama bugün ama yarın. Mevlana Hazretlerinin dediği gibi kalp deniz ise dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur mantığı bu gerçeği açıkça ifade etmektedir zaten.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v); En akıllınız, Allah’tan çok korkanınızdır. En güzeliniz her ne kadar en az nefisle ibadet edeniniz olsa bile, Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uyanınızdır buyurmuştur.

Yine aynı şekilde: Namaz dinin direğidir. Onu terk eden şüphesiz ki dini batmış olur şeklinde bir hadis-i şerif de mevcuttur.

Yukarı da belirtildiği üzere Allah-u Teala’yı tesbih, tenzih ve her türlü noksanlıktan (sübhanallah) münezzeh kıldıktan sonra O’ndan istenebileceğini yukarıda belirtmiştik.

Allah’tan korkmayan birisinin O’nu, O yüce Zat’ını tesbih ve tenzih etmesi ne kadar doğru bir ifade olsa da ancak bu kişinin içine değil de diline vurmuş ve dilinden, boğazından öteye geçmemiştir.

Çünkü Allah’tan korkmanın alameti ve O’nu sevmenin alameti ancak O’nun emir ve yasaklarına uymakla, riayet etmekle ve bu uğurda mücadele göstermekle mümkündür. Aksine seven sevdiğinin isteklerine uymuyorsa, tam aksine bir yol izliyorsa eğer, bu sevgide bir kusur ve eksiklik vardır ki bunun tekrar tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir

Nitekim aynı şekilde cahil cumhurun sözüne bakılırsa namaz kılmıyorum ama benim kalbim temiz, zina yapmıyorum, hırsızlık yapmıyorum vs vs sözler sarf ederek kendisini haklı çıkartmaya uğraşır, kendi mazeretlerinin arkasında kendisine haklı çıkarmak için bir şeyler arar da durur.

Oysa aslında kendisi de biliyor ki hırsızlık yaparsam eğer ceza yerim, zina yaparsam eğer insanlar adımı ……kötü kadın veya ……..kötü erkek şeklinde bir isim takacaklarından dolayı toplum içine çıkamam düşüncesiyle bunları terk ederler. Günümüz itibari ile ne acıdır ki artık bunu da umursayan yok. Çünkü her türlü ahlaksızlık normalleştirildi

Aslında bunları Allah korkusundan, Allah’ın emir ve yasaklarına uymak için terk edecek olsa mükafatlanacaktır belki ama düşünceler tam aksi yönde. Çünkü toplum namaz kılmayan birisini arasına alır, kabullenir ama ahlakı bozuk olan birisinin topluma girip de insanlarla bir arada yaşaması ihtimal dahilinde değildir. Olacak bile olsa ya yüzsüzlüğündendir yada herkes dengini bulur misali kendi karakterine yakın insanları bulup onlarla arkadaşlık kurarlar, dostluk kurarlar.

Toplum olarak insanlarımızın bir çoğu büyük bir kesimi namaz konusunda her nedendir bilinmez ama her koyun kendi bacağından asılır gibi asılsız bir sözün arkasına saklanarak karşı tarafı susturmaya uğraşırlar.

Ancak ne acıdır ki bunu hep günah olan şeyler için, namaz için kullanıyorsunuz. Hırsızlık yapan birisi için kullanmıyorsunuz, zina yapan birisi için ahlakı bozuk olan başka birisi için telaffuz etmiyorsunuz. Acaba nedendir ? diye düşünmeden insan edemiyor.

Doğru sizler kuldan korktuğunuz kadar Hak’tan korkmadınız, kuldan beklediğiniz menfaatleri çıkarlar Allah’ın bahşedeceği mükafatlardan, ödüllerden, cennetten daha üstün tuttunuz. Kulun verdiğini aldınız Allah’ın vaad ettiğini ise görmemezlikten geldiniz.

İşte siz bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate almayıp önemsememezlik yaparsanız, yarın mahşer meydanında aynı şekilde bir muamele görürsünüz ve o zaman kimin için ne yaptıysan git alacağını isteyeceğini ondan iste Ben’den bir şey isteme gibi bir muamele ile karşı karşıya kalacak olursanız o zaman amaların, keşkelerin pişmanlıkların bir faydası olmayacaktır.

Çünkü ahiret ibadet yeri değil, hesap sonrası ya mükafat ya da ceza yeridir. Onun içindir ki;

Namaz dinin direğidir. Onu terk eden şüphesiz ki dini batmış olur

Son olarak dini emir ve yasakları dikkate almayanlar, hafif görenler ve önemsememezlik yapanlar, hevasını ilah edinenler için, namazı kılmayıp, orucu tutmayıp, ahlakı bozuk olanlar ve diğer görevleri yerine getirmeyenler için Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmaktadır:

“Onlar sağırdır, dilsizler ve körlerdir…(Bakara 18)”. İşte bu tiplere gözünü, kulağını, gönlünü gerçeklere kapatanlara, Hakk’ın sözüne kulak tıkayanlara yakışan da cehennemdir.

Doğrusunu ancak Allah bilir

Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam…

İsmail Ekinci

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir