Fatiha Suresi’nin üç bölümü
Fatiha Suresinin genel muhtevasına baktığımız zaman üç bölümden müteşekkil olduğunu görürüz:
- Övme (hamd),
- Talep (isteme),
- Talebe cevap.
Surenin bu üç bölümü ihtiva ettiğini görüyoruz. Bunu şöyle anlayabiliriz:
Farz edin ki resmi bir daireden, bir makamdan bitecek bir işimiz var. Bir daire müdürüne sunacağımız bir maruzatımız yahut ondan bitecek bir işimiz var. Böyle bir durumda; önce bu müdürün yanına kadar gidilir ve müdür övülür. İşte sen bu makamın sahibisin, sen bu işin ehlisin diyerek methedilir. Sonra da halimizi, maruzatımızı ona arz ederiz. Benim durumum şudur, şöyle bir sorunum var ve hu işin halli sendedir, bunu sen halledersin. Ne olur bu işime bir el atıversen, şuraya bir telefon ediversen, bir emir veriversen deriz.
Fatiha’da Övme ve Talep
İşte Fatiha Süresinin muhtevası da aynen böyledir. Fatiha’da da önce överiz Rabbimizi, hamd ederiz O’na. Hamdimiz, övgümüz sanadır ya Rabbi! Sen buna layıksın! Sen bunun ehlisin! Senden başka hamd etmeye layık birini bilmiyoruz! Bu işin sahibi sensin! deriz.
Sonra da kulluğumuz sanadır Allah’ım! Köleliğimiz sanadır! Senden başkasına kulluk yapmayız! Senden başkasına minnet etmeyiz! Senden başkasının önünde el açıp dilencilik yapmayız! Senden başkasına halimizi arz etmeyiz. Senden başkasından bir şey beklemeyiz dedikten sonra hemen derdimizi, maruzatımızı, talebimizi söyleriz.
Allah’ım! Sen bu işin ehlisin, ne olur bize sırat-ı müstakimi gösteriver. Bize doğru yolu gösteriver! Bizi doğru yola iletiver! Bizi doğru yoldan ayırma! deriz.
Fatiha’daki Talebe Kur’an’dan Gelen Cevap
Fatiha Suresinde ki bizim bu ısrarlı talebimize karşılık Rabbimiz de bundan sonraki sürenin, yani Bakara Süresinin ikinci ayetinde cevaben buyurur ki:
- Kullarım! Gerçekten siz bu talebinizde ciddi misiniz?
- Gerçekten benden ne istediğinizin farkında mısınız?
Eğer sarhoş filan değilseniz, eğer aklınız başınızdaysa, eğer gerçekten benden ne istediğinizin farkındaysanız, yani sırat-ı müstakim talebinizde ciddi iseniz, öyleyse işte istediğiniz sırat-ı müstakim. İşte istediğiniz hidayet buyurarak kitabını karşımıza çıkarıveriyor:
- Elif Lam Mim. İşte kendisinde şüphe olmayan bu kitap muttakiler için hidayet kaynağıdır (Bakara Süresi 1-2)
İşte Kur’an! İşte hidayet! İşte doğru yol! İşte kendisinde asla şüphe olmayan ve kendisiyle yol bulmak isteyenlere yol gösterici olan Kur’an! buyurarak bize kitabını gösteriveriyor, önümüze kitabını açıveriyor. İşte bizim Fatiha Süresinde ki talebimizin cevabı budur.
Bir insan düşünün ki; Günde en az kırk defa namazlarında Allah’tan sırat-ı müstakim istiyor. Ya Rabbi ne olur bana dosdoğru yolu göster, ne olur beni sırat-ı müstakime hidayet et diyor.
Allah da; Ey kulum, işte sırat-ı müstakim. İşte istediğin dosdoğru yol buyurarak kitabını kendisine arz ettiği halde, yine de Kur’an’la beraber olmuyorsa, Kur’an’la yol bulmaya çalışmıyorsa, Kur’an’ı anlamaya çalışmıyorsa, ona müracaata yanaşmıyorsa, esasen bu adam ne istediğinin farkında olmayan bir sarhoştan başkası değildir. Namazlarında ne dediğinin, ne okuduğunun, ne istediğinin farkında olmayan sarhoştan farksızdır
Birine yol sorup da o yola koyulmayan insan, ya küstahtır, ya da ne dediğinin, ne istediğinin, ne sorduğunun farkında olmayan bir sarhoştur. Madem ki gitmeyecektin niye sordun? Sordun niye gitmiyorsun?
- Günde an az kırk defa namazlarında:; (Ya Rabbi) Bizi doğru yola ilet hidayet eyle! (Fatiha Süresi 6) diyor
Ya Rabbi! Ne olur bizi hidayete ulaştır. Bize sırat-ı müstakimini göster diyerek Allah’tan böyle bir talepte bulunurken, söylediği bu cümlenin, okuduğu bu ayetin ne anlama geldiğini bilmediği için, o anda ne dediğinin, ne istediğinin farkında olmadığı için, tıpkı bir sarhoş gibi bu ayeti okuduğu için bu talebin cevabı olan Kur’an’la beraber olma gereği, Kur’an’la yol bulma gereği de duymamaktadır.
İşte insanın Fatiha Süresindeki bu talebine karşılık Rabbimizin gösterdiği hidayet rehberi olan Kur’an’ı gece gündüz anlamaya çalışmayan herkes sarhoştur. Kitaptan habersiz yaşayan herkes Allah’a karşı büyük bir küstahlık içindedir. Elinde kendisi rehberliğinde bir hayat yaşaması gereken Kur’an olduğu halde o kitaptan habersiz yaşayanlar, kitaptan habersiz hayatına program yapanlar kesinlikle yolsuz yordamsızdırlar.
Kaynak: Ali Küçük / Besairu’l Kur’an
