1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Fatiha Suresinin Muhtevası


  • Övme (hamd),
  • Talep (isteme),
  • Talebe cevap.

Surenin bu üç bölümü ihtiva ettiğini görüyoruz. Bunu şöyle anlayabiliriz:

Farz edin ki resmi bir daireden, bir makamdan bite­cek bir işimiz var. Bir daire müdürüne sunacağımız bir maruzatımız yahut ondan bitecek bir işimiz var. Böyle bir durumda; önce bu mü­dürün yanına kadar gidilir ve müdür övülür. İşte sen bu makamın sahibisin, sen bu işin ehlisin diyerek methedilir. Sonra da halimizi, maruzatımızı ona arz ederiz. Benim durumum şudur, şöyle bir sorunum var ve hu işin halli sendedir, bunu sen halledersin. Ne olur bu işime bir el atıversen, şuraya bir telefon ediversen, bir emir veriversen deriz.

İşte Fatiha Süresinin muhtevası da aynen böyledir. Fatiha’da da önce överiz Rabbimizi, hamd ederiz O’na. Hamdimiz, övgümüz sana­dır ya Rabbi! Sen buna layıksın! Sen bunun ehlisin! Senden başka hamd etmeye layık birini bilmiyoruz! Bu işin sahibi sensin! deriz.

Sonra da kulluğumuz sanadır Allah’ım! Köleliğimiz sanadır! Sen­den başkasına kulluk yapmayız! Senden başkasına minnet etmeyiz! Senden başka­sının önünde el açıp dilencilik yapmayız! Sen­den başkasına halimizi arz etmeyiz. Senden başkasından bir şey beklemeyiz dedikten sonra hemen derdimizi, maruzatımızı, talebimizi söyleriz.

Allah’ım! Sen bu işin ehlisin, ne olur bize sırat-ı müstakimi gösteriver. Bize doğru yolu gösteriver! Bizi doğru yola iletiver! Bizi doğru yoldan ayırma! deriz.

Fatiha Suresinde ki bizim bu ısrarlı talebimize karşılık Rabbimiz de bun­dan sonraki sürenin, yani Bakara Süresinin ikinci ayetinde ce­va­ben buyurur ki:

  • Kullarım! Gerçekten siz bu talebinizde ciddi mi­siniz?
  • Gerçekten benden ne istediğinizin farkında mısınız?

Eğer sarhoş filan değilseniz, eğer aklınız başınızdaysa, eğer gerçekten benden ne is­tediğinizin farkındaysanız, yani sırat-ı müstakim tale­binizde ciddi ise­niz, öyleyse işte istediğiniz sırat-ı müstakim. İşte istediğiniz hidayet buyurarak kitabını karşımıza çıkarıveriyor:

  • Elif Lam Mim. İşte kendisinde şüphe olmayan bu kitap muttakiler için hidayet kaynağıdır (Bakara Süresi 1-2)

İşte Kur’an! İşte hidayet! İşte doğru yol! İşte kendisinde asla şüphe olmayan ve kendisiyle yol bulmak isteyenlere yol gösterici olan Kur’an! buyurarak bize kitabını gösteriveriyor, önü­müze kitabını açı­veriyor. İşte bizim Fatiha Süresinde ki talebimizin cevabı budur.

Bir insan düşünün ki; Günde en az kırk defa namazlarında Al­lah’tan sırat-ı müstakim istiyor. Ya Rabbi ne olur bana dosdoğru yolu göster, ne olur beni sırat-ı müstakime hidayet et di­yor.

Allah da; Ey kulum, işte sırat-ı müstakim. İşte istediğin dosdoğru yol buyurarak kitabını kendi­sine arz ettiği halde, yine de Kur’an’la beraber olmu­yorsa, Kur’an’la yol bulmaya çalışmıyorsa, Kur’an’ı anlamaya çalışmı­yorsa, ona müra­caata yanaşmıyorsa, esasen bu adam ne istediğinin farkında ol­mayan bir sarhoştan başkası değildir. Namazlarında ne dediğinin, ne okuduğunun, ne istediğinin farkında olmayan sarhoştan farksızdır

Birine yol sorup da o yola koyulma­yan insan, ya küstahtır, ya da ne dediğinin, ne istediğinin, ne sorduğunun farkında olmayan bir sarhoştur. Madem ki gitmeyecektin niye sordun? Sordun niye gitmiyorsun?

  • Günde an az kırk defa namazlarında:; (Ya Rabbi) Bizi doğru yola ilet hidayet eyle! (Fatiha Süresi 6) diyor

Ya Rabbi! Ne olur bizi hidayete ulaştır. Bize sırat-ı müsta­ki­mini göster diyerek Allah’tan böyle bir talepte bulunurken, söy­lediği bu cümlenin, okuduğu bu ayetin ne anlama geldiğini bilme­diği için, o anda ne dediğinin, ne istediğinin farkında olmadığı için, tıpkı bir sarhoş gibi bu ayeti okuduğu için bu talebin cevabı olan Kur’an’la beraber olma gereği, Kur’an’la yol bulma gereği de duy­ma­maktadır.

İşte insanın Fatiha Süresindeki bu talebine karşılık Rabbimizin gösterdiği hidayet rehberi olan Kur’an’ı gece gündüz anlamaya çalışmayan her­kes sarhoştur. Kitaptan habersiz yaşayan herkes Allah’a karşı büyük bir küstahlık içindedir. Elinde kendisi rehberliğinde bir hayat yaşaması gereken Kur’an olduğu halde o kitaptan habersiz yaşayanlar, kitaptan habersiz hayatına program yapanlar kesinlikle yolsuz yordamsızdırlar.

Kaynak: Ali Küçük / Besairu’l Kur’an

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir