1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Fatır Süresi 36 ve 37. ayet Meali-Tefsiri


İnkar edenlere gelince, Allah’ı inkar edip, onun kitabından ve resulünden yüz çevirenlere, tekrar dirilmeyi, haşri ve adem / yokluk aleminden tekrar meydana gelmeyi reddedenlere gelince; Onlar için cehennem ateşi vardır. Ahiret hayatında kendilerine şiddetli bir şekilde azap olunması için hazırlanmış cehennem ateşi vardır. Onlar orada öyle bir azap göreceklerdir ki:

Ne haklarında hüküm verilir ki, ölsünler, ölüp kurtulsunlar. Tam tersine, ölüme ne zaman yaklaşsalar hemen o durumdan alınıp azaba tekrar atılırlar. Ne de onun azabı onların üzerinden hafifletilir. Böyle bir şey de asla yapılmaz. Bir an bile nefeslenmelerine fırsat verilmez. Sürekli ve sonsuza kadar, hiç fasılasız bir şekilde azap içerisinde kalırlar.

Onlar, dünya çocuklarına/düşkünlerine benzer. Çünkü bu dünyaya düşkün olanlar da sürekli bir mahrumiyet ve maddiyat ateşi içerisindedirler; bütün zamanlarını bu şekilde geçirirler. Onlar da bu hallerinden bir an olsun geri durmazlar. İşte bu şekilde, yanı, küfürde ısrarcı ve inatçı olanları cezalandırdığımız gibi, Her inkarcıyı cezalandırırız (Fatır Süresi 36. ayet). Nimetlerimizin hakkını ödemeyen, lütuf ve keremimizin gereğini yerine getirmeyen inkarcıları da öylece cezalandırırız.

Onlar feryat ve figanlarının şiddetinden dolayı; Orada şöyle bağrışırlar, bütün hasret ve feryatlarıyla Allah-ü Teala’dan şu şekilde yardım dilerler:

Ey bizi her türlü lütuf ve ikramı ile besleyip büyüten Rabbimiz! Biz sana nankörlük ettik, senden, kitabından ve resulünden yüz çevirdik. Bizi çıkar, bizi bir kereliğine olsun cehennemden çıkar da dünyaya tekrar gönder. Senin katında makbul olan Salih ameller işleyelim, yapmış olduklarımızı değil. İnatla ve dik başlılıkla yapageldiklerimizi değil de, senin razı olduğun amelleri işleyelim.

Şu anda gerçeği ve yapmış olduğumuz fasit amellerin senin kitabına ve resulünün getirmiş olduğu dine uygun olmadığını, onların birer batıl amel olduğunu görüyoruz. Eğer bizi cehennemden çıkarır ve dünyaya tekrar gönderirsen, gerçekten de sana, kitaplarına, peygamberlerine ve onların senin katından getirdiği her şeye iman ederiz.

Onlar bu kadar uzun bir şikayette bulunduktan ve şikayetlerini uzattıkça uzattıktan sonra, Cenab-ı Hak tarafından azar ve red yoluyla kendilerine şöyle seslenilir:

Siz bizden, size yeniden mühlet verilmesini mi istiyorsunuz? Biz size, bir kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Ey haddi aşıp aşırı gidenler! Biz size dünyada iken, bir kimsenin düşünüp öğüt alabileceği, gafletten uyanıp kendine gelebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size böyle bir yaşam imkanı sunmadık mı? -Ki, bu ömür müddeti umumiyetle buluğ çağından başlayıp altmışı yıllara kadar olan dönemdir.

Halbuki sizler, düşünüp öğüt alma kabiliyeti üzere yaratıl-ığınız halde, bu müddet zarfında kendi kendinize düşünüp öğüt almadınız.ve bununla birlikte size uyarıcı da geldi. Şu anda içinde bulunduğunuz durum için sizi uyararak, bu konuda size öğüt ve nasihat veren kimse de geldi. Ama siz onu da inkar ettiniz, onun sözlerinden asla öğüt ve nasihat almadınız.

Hatta size uzun yolculuğu haber veren, onu size hatırlatan beyazlıklar, saçlarınızın ve sakallarınızın ağarması gibi işaretler üzerinizde belirdi. Buna rağmen siz yine de o yolculuk için azık hazırlamadınız, ona hazırlanmadınız. Şimdi ise, düşünüp öğüt alma ve tedbir alma vakti doldu. Tedarik zamanı artık geçti. Oradan çıkmayı ve geri dönmeyi mi istiyorsunuz? Heyhat ki heyhat! Süreniz doldu; kaybettiniz! Buradaki tattığınız lezzetlere bedel olarak Haydi tadın azabı. Ve iyi bilin ki Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur (Fatır Süresi 37. ayet).

Allah’ın sınırlarının dışına çıkıp haksızlık edenler için, bu azabı kaldıracak, giderecek hiçbir güç ya da onların azaplarının hafifletilmesi için Allah-ü Teala’nın huzurunda şefaatçi olacak hiç kimse yoktur. Bilakis, onlar sonsuza kadar ateşte kalacaklardır. Onlar için oradan kurtuluş yolu asla yoktur.

Rabbimiz! Bizleri gazabından ve mahrumiyetinden uzak eyle. Bizleri, iraden ve rızan üzere yaşat ve öldür. Bizleri ahirette cemalinle rızıklandır. Muhakkak ki sen dilediğini yapmaya kadirsin.

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:IV / bkz: 479-481

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir