Fecr Suresi 21-22-23. Ayet Meali: Hayır, bu böyle olmamalı! Yer dağılıp parça parça olduğunda; Rabbin (emri) gelip melekler de saf saf dizildiğinde; O gün cehennem de getirildiğinde, insan işte o gün yaptıklarını birer birer hatırlayacaktır. Fakat bu hatırlamanın ona ne faydası var!
Fecr Suresi 21-22-23. Ayet Tefsiri: Kur’an, ahireti bir kargaşa yeri değil, aksine muazzam bir nizam içindeki mahkeme olarak tanımlar. Bu sahnede her şey yerli yerindedir:
Tıpkı dünyevi bir mahkemede herkes yerini aldıktan sonra hakimin girmesi gibi, Allah Teala da hükmünü vermek üzere o büyük duruşma alanına gelecektir. Melekler, saflar halinde (dizi dizi) yerlerini alarak hem bu muazzam adalete şahitlik ederler hem de ilahi emrin icrası için hazır bulunurlar.
Dünyada Kur’an’ın uyarılarını “eski hikayeler” gibi görenler, kabirlerinden kalktıkları o ilk saniyede gerçeğin soğuk yüzüyle karşılaşırlar. Yasin Suresi’ndeki ifadeyle; “Rahman’ın vaat ettiği, elçilerin doğru söylediği gün” gelip çatmıştır.
Kişi o an öğüt almaya, gerçekleri anlamaya hazırdır. Ancak Kur’an burada en acı kuralı hatırlatır: Ahiret, pişmanlık duyma yeri değil, amellerin meyvesini toplama yeridir. Tövbe kapısı dünya hayatının son nefesiyle birlikte sonsuza dek kapanmıştır.
İnkarda direnen, nefsini ilah edinen ve ilahi uyarıları hiçe sayanları bekleyen akıbet, beşeri tasavvurun çok ötesindedir. Şu iki vurgu, cezalandırmanın benzersizliğini anlatır: Allah’ın o gün uygulayacağı ceza, hiçbir insanın veya varlığın tasavvur edemeyeceği kadar şiddetlidir. Kişinin kendi kötülüklerinden ve inkarından örülen o ateş bağlarını, kimsenin çözmeye gücü yetmeyecektir.
Bu sahneler bize korkutmak için değil, uyandırmak için anlatılır. Eğer duruşma günü ve bu mahkemenin hakimi her şeyi gören Allah (c.c) olduğuna göre; bugün yaptığımız her tercih, söylediğimiz her söz ve imza attığımız her amel, o günkü savunmamızın bir parçası olacaktır. O zaman tercihlerinizi yaparken, sözlerinizi söylerken, amellerinizi ertelerken veya eyleme dönüştürürken dikkatli olun
