Gaflet batağından ve aldanış kuyusu olan dünyadan marifetin zirvesine, huzur ve saadetin üst noktasına yükselen kimselere şu husus gizli kalmaz: İnsanın imkani varlığının dar ve sınırlı alanından kurtulup ilahi boyutun engin fezasına doğru yükselmek ancak karşı konulması mümkün olmayan ilahi bir cezbe ile sağlanabilir. Zira insandaiı hayvani ve ilkel dürtü ve yetiler insanın vehim ve hayalinin misal alemine erişmesine ve orada tasarrufuna engel olur. Vehim ve hayali atıl hale getirir.
Yine bu ilkel dürtü ve yetiler insanın ilmi ilahiden kaynaklanan fıtri aklının da önüne perde olur. İnsanın fıtri aklı beşeri hafızayı kullanmak suretiyle ve insandaki zahiri ve batıni hislerin önündeki hicapların kalkmasıyla levh-i mahfuzun kandilinden istifade ederek aydınlanır. Ayrıca bu akıl insanın batıni hislerinden olan vehim gücünden (kuvve-i vahime) ve tahayyül gücünden (kuvve-i muhayyile) de yardım alır.
İnsanın bu iki batıni yetisi aynı zamanda sürekli kötülüğü emreden İblisin ordularındandır. Hiç şüphesiz bu manevi yükseliş ancak ve ancak iradi mevt sayesinde beşeri vasıfların gereklerinden kurtulup benliğin dönüşümünden sonra kolaylaşır ve mümkün hale gelir. Bu manevi yücelme çeşitli ledünni irfan ve hakikatleri doğuran ve saf tevhid şarabından elde edilen ilahi yükümlülüklerin dayanağı olan manevi rabıta ile irtibatlı olmaya bağlıdır ve fıtri temayül ile gerçekleşir
Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C: VI / bkz: 415
