1. Anasayfa
  2. Uncategorized

Fil Suresi Abdülkadir Geylani Tefsiri


Görmedin mi? Hikayesini o kadar çok işitmekten dinlemekten dolayı hakkında bilgi sahibi olup, bu bilgin neredeyse ilme’l yakin seviyesine ulaşmadı mı?

Ey resullerin en kamili! Seni risaleti ile terbiye edip eğiten, dinini bütün dinler üzerine üstün kılan, o karşı konulmaz gücü ile düşmanlarına karşı sana yardım edip zafer kazandıran Rabbin, fil sahiplerini nasıl yaptı (Fil Süresi 1. ayet). Bu fil sahiplerinden maksat, Necaşi döneminden önceki Yemen hükümdarlarından Ebrehe bin es-Sabah el-Eşrem’in ordusudur.

Bu ordunun hedefi Kabe’yi yıkmak idi. Ebrehe, ordusuyla birlikte yola çıktı. Beraberinde çok sayıda fil vardı. İçlerinde de son derece iri cüsseli bir fil bulunuyordu. Adı “Mahmud” idi. Ona bir binayı yıkmalarını emrettiklerinde binayı hemen yerle bir ederdi. Bundan dolayı bu isim verilmişti.

O, San’a’da bir kilise yaptırmıştı. Adını da Kulesy diye vermişti. Hac ibadetini Mekke’den alıp, kendi kilisesi tarafına yönlendirmek hevesindeydi. Bu haber yayılınca, Kenanelilerden bir adam bir gece Kuleys’e gitti. Oraya pisledi. Pisliğini bütün kilisenin bütün mihraplanna bulaştırdı. Ebrehe bu olayı duyar duymaz çok öfkelendi ve “Vallahi Kabe’yi yıkacağım” diye yemin etti.

Fili ve ordusu ile birlikte yola çıktı. Harem yakınlarına kadar ulaştı. File Kabe’yi yıkmasını emretmek istedi. Fil olduğu yere çöktü. Kabe’ye yaklaşmadı. Onu dövmeye başladılar. Fakat faydası olmadı.

Kabe yönünden başka bir yöne sevk ettiklerinde hayvan hemen hızlanıyor ve o tarafa hızlıca gidiyordu. Fakat Kabe tarafına yönlendirdiklerinde bir adım bile atmıyordu. Buna şaşırıp kalmışlardı. İşte Cenab-ı Hak da bunu şöyle buyurmaktadır.

Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (Fil Süresi 2. ayet) Onların hacıları Kabe’den kendi binalarına yönlendirmek için yapmış olduğu planlarını nasıl da suya düşürdü? Ve onların tuzakları nasıl suya düşmesin ve boşa çıkmasın ki: Cenâb-ı Hak, karşı konulmaz gücünün bir gereği olaraku! Onların üzerine ebabil kuşlarını gönderdi (Fil Süresi 3. ayet)

Aynı cins kuşlardan onların üzerine sürü sürü, grup grup gönderdi. Onların her birinin yanında üç taş bulunuyordu. Onların üzerine pişirilmiş taşlar atıyorlardı (Fil Süresi 4. ayet)

Yani kuşlar, Ebrehe’nin ordusunun üzerine, topraktan pişirilerek sertleştirilmiş taşlar atıyorlardı.

“Siccil”in (Farsça) seng (taş) ve kil (toprak) demektir.

O kuşlar o kadar çok taş attılar ki; Onları yenen ekin yaprağına çevirdiler (Fil Süresi 5. ayet). Hayvanların yiyip pislediği, rüzgarın darmadağın ettiği saman çöpleri gibi yaptılar. Yani Allah’ın gazabının şiddetinden onlar un-ufak ve toz-toprak oldular.

Kaynak: Abdülkadir Geylani / Geylani Tefsiri / C:VI / bkz: 536-537

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir