1. Anasayfa
  2. KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ

Fil Suresi Hakkında Temel Bilgiler


Fil Suresi Mekki bir süre olup 5 ayetten oluşmaktadır. Adını fil kelimesinden almıştır. Kur’an’a göre ise (105.) suredir.

Kureyş’in ileri gelenleri, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) uzlaşmaya kapalı, tavizsiz tevhid çağrısı karşısında istediklerini elde edemeyince öfkelerini daha da artırdılar. Allah’tan başka dayanağı olmayan müminlere karşı uyguladıkları baskı, zulüm ve işkenceler artık tahammül sınırlarını aşmıştı.

Bu ağır tablo, hem Resûlullah’ta hem de müminlerde şu kaygıyı doğurdu: “Acaba dinin tebliği akamete mi uğrayacak?”

İnsani açıdan bakıldığında bu endişe anlaşılırdı. Zira karşılarında güç, nüfuz, servet ve gelenek vardı; kendilerinde ise sadece iman…

İşte böylesi bir ortamda Allah Teala, Peygamberi’ni doğrudan değil; onu inkar eden müşrikleri muhatap alarak tarihten ibretlik bir olayı hatırlattı:

Fil Vakası ve İlahi Koruma Altında olan Şehirlerin Anası Mekke

Bu hadise, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğumundan elli üç gün önce, Miladî 571 yılında, Arapların hafızasına silinmez şekilde kazınmıştı. O günü yaşayan müşriklerin çoğu halen hayattaydı ve olay tüm canlılığıyla zihinlerindeydi.

Kur’an’da “Ümmü’l-Kura – Şehirlerin Anası” olarak anılan Mekke, o dönemde Arap Yarımadası’nın kalbiydi. Ticaret yollarının kesiştiği bu şehir, aynı zamanda Kabe sayesinde ibadet ve ziyaret merkeziydi. Her yıl binlerce insanın gelişi, Mekke’ye bereket, itibar ve canlılık kazandırıyordu. Bu durum, siyasî ve ekonomik hırsları olanları rahatsız ediyordu.

Habeşistan kralına bağlı Yemen valisi Ebrehe, Mekke’nin bu cazibesini kendi topraklarına çekmek istedi. San‘a’da, benzeri görülmemiş ihtişamda bir mabet inşa ettirdi ve Arapları buraya yönlendirmeye çalıştı. Ancak bütün davetler sonuçsuz kaldı. İnsanlar yine Kabe’ye yöneliyor, Allah’ın evinden vazgeçmiyordu. İşte bu başarısızlık, Ebrehe’nin kibirle beslenen öfkesini patlattı. Çözümü, Kabe’yi yıkmakta buldu.

Fil Ordusu ve İlahi Kudretin Tecellisi

Fillerle desteklenmiş muazzam bir ordu Mekke’ye doğru yürüdü. Şehir halkı savaşacak güce sahip değildi; direnmediler, geri çekildiler. İnsan eliyle bakıldığında Kabe’nin yıkılması artık an meselesiydi. Fakat Allah dilediğinde, en güçlü ordular bile aciz kalır.

Gökyüzü bir anda hareketlendi. Daha önce benzeri görülmemiş şekilde, sürüler halinde kuşlar ortaya çıktı. Bu kuşlar, mercimekten büyük, nohuttan küçük, pişmiş çamurdan taşları ordunun üzerine bıraktı. O heybetli ordu, yenilmiş bir hasır gibi yere serildi.

Bu hadise, sadece tarihî bir olay değil; ilahi bir mesajdı: “Ben, evimi fillerle gelen bir orduya bile yıktırmadım. Peki, benim dinimi ve Nebimi, birkaç müşriğe mi çiğneteceğim?”

Kâbe’yi koruyan Allah, ondan daha mukaddes olan tevhid dinini ve onu insanlığa taşıyan Peygamberini elbette koruyacaktı.

  • Müşrikler istemese de,
  • inkarcılar hoşlanmasa da,
  • baskılar artsa da…

Allah, nurunu mutlaka tamamlayacaktır.

Bu sebeple Allah, adeta şöyle buyurmaktadır:

  • “Ey Resûl!
  • Ey iman edenler!
  • Endişeye mahal yoktur.

Siz vazifenizi yapın; sonucu Bana bırakın.”

Zira dava Allah’ın davasıdır. Ve Allah’ın davası asla sahipsiz kalmaz.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir